21 Şubat 2007

Ezgoş'un 5.Doğum Günü

Benim küçük meleğim 12 Şubatta 5. yaşını da bitirdi. Ne zaman bebeklikten çıktı ne zaman büyüdü ne zaman 5 yaşını doldurdu anlamadım inanın. Zaten bununla ilgili yazmaya başlasam bu post bitmez. O yüzden ben sadece küçük partimizden özellikle de yiyeceklerimizden bahsetmek istiyorum.
Partimizin genel konsepti cindrella ve diğer prenseslerdi. Tam gününde yapalım diye hafta içi akşam8 gibi verdik doğumgünü partimizi. Sağolsun arkadaşlarımızda bizi yalnız bırakmadılar, hoş bir gece geçirdik hep beraber. Ama gecemizin en güzel parçası doğumgünü pastamızdı. Pastayı ben yaptım deyip tarifini yazabilmeyi çok isterdim ama henüz o yetiye ulaşmadım. Ama Dubai`de harika pastalar yapan sevgili Elif yeteneğini konuşturup bize bu pastayı yaptı. Kesildikten sonra resmini çekmeyi atlamışım ama içi gözenekli kakaolu bir kek, arası da çikolatalı ganaşdı. Tadı çok lezizdi, hepimiz bayıla bayıla yedik. Ellerine sağlık Elifçim. Ezgi pastayı görünce bir mutluluk şoku geçirdi. Böyle bir pasta olabileceğini hiç düşünemezdim anne diye tepkisini ortaya koydu. Uzun süredir istediği Cindrellanın balkabağı arabısına da kavuşmuş oldu böylece. Bir de Elif pastanın yanına yandaki şu sevimli truffları yapmış (isimleri böyle mi net bilmiyorum ama). O kadar lezzetliydiler ki anlatamam.

Başroldeki pastamızdan başka benim yaptığım ve Bizim Pastaneden esinlendiğim meyveli pastamızda vardı. Yalnız kek ölçülerini kafadan yaptığım için yeterince kabarmadı ve ben iki kek pişirmek zorunda kaldım. Bir de kurdele edinip rulo katları bağlamayı akıl edemediğim için ilerleyen vakitlerde rulolarımız düşme eğilimi gösterdi. Devasa dilimlere sahip pastamda yeni başladığım pastacılık merakım için bir deneyim oldu.

O gece için yaptıklarımdan henüz sizinle tarifini paylaşmadığım etimekli tuzlu pasta çok beğenildi. İlk fırsatta tarif gelecek çünkü geceye katılanlara yayınlayacağıma söz verdim. Bir de eskiden babaannemin kuzine fırına atarak pişirdiği elmaları ben biraz modernize edip kendime göre uyarladığım elmalı tatlım vardı ama insanlar mide fesatı geçirdiği için yemeğe pek fırsatları olmadı. Ben ise bayıla bayıla tükettim hepsini. Gene burada ilk kez göreceğiniz garantili peynirli poğçalarım hem lezzetli hem de doyurucuydu. Sevgili Şebnem de büyük bir kibarlık örneği gösterip gelirken kendi yaptığı patatesli börekten getirdi. Ellerine sağlık canım. Diğerleri ise önceden de yayınladığım pizza ve renkli kurabiyeler. Zeytinyağlı sarma ise zaten bir klasik ama yakında kendi tarifimle bir de ben yayınlamak istiyorum, kimbilir belki hiç bilmeyen biri burayı ziyaret eder de faydalanır.

Ben bu doğum günün hem hazırlık aşamasında hem de yapılanların paylaşımında çok eğlendim. Yakında Defnoşun doğum günü var sabırsızlıkla bekliyorum gene böyle özel şeyler pişirmeyi.

18 Şubat 2007

Kek Ye # 19

Bir ay daha geçti ve yeni bir etkinlik zamanı daha geldi. Kekevi'nden Sevgili Aysenur bu ay bize ev sahipliği yapacak. Sana kolay gelsin Aysenur. Tum o mailleri hazirlamak gercekten zor bir is. Kimbilir ne güzel kekler öğreneceğiz bu ayda. Doğrusu bu ayın etkinliğinin kek olduğunu öğrendiğimde gerçekten çok sevinmiştim. Çünkü yapmaktan en zevk aldığım şeylerden biridir kek ve bu yüzden diğer etkinliklerden farklı olarak bir kaç tarifle katılmak istedim. Umarım benim bu güzel keklerimi siz de beğenirsiniz.

ARAP DUDAĞI

Sofra Dergisinin 8. sayısından alıp tarif defterime kaydettiğim bu güzel keki yıllar yapar misafirlerimin önüne koyarım. Her zaman ama her zaman çok beğenildiğini eklemeliyim.

1 su bardağı süt
1.5 su bardağı şeker
2 su bardağı un
250 gr mrgarin
3 yumurta
3 çorba kaşığı kakao
1pk kabartma tozu
1 pk vanilya

Öncelikle margarini eritip soğutun. Derin bir kapta yağın yarısını, kakao, süt, şeker ve vanilyayı karıştırın. Bu karışımdan 1 su bardağı ayırın, kalanın içine kalan yağı, unu,ayrı bir yerde çırptığınız yumurtaları ve kabartma tozunu ilave edin. Yağlanmış kalıba karışımı dökerek önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında ortalama 45 dakika kadar pişirin. Kekin pişmesine yakın önceden ayırmış olduğunuz 1 bardak malzemeyi bir tencerede hafifçe koyulaşana dek pişirin. Fırında çıkardığınız kekin üzerine dökün. Ben biraz ılındıktan sonra üzerine pudra şekeri dökmeyi tercih ettim. Siz isterseniz hindistan cevizi ile de süsleyebilirsiniz.

ÇAYLI KEK

Şimdiki hanım günlerinde durum nedir bilemiyorum ama annemle onun arkadaş toplantılarına daha doğrusu günlerine gittiğim dönemlerde pek bir gözdeydi çaylı kekler. Herkes birbirinden çaylı kek tarifi alırdı. Malesef bu tarif o günlere ait değil ama defterimde nereden yazdığımı hiç hatırlamadığım bir kaç çaylı kek tarifine rastladım etkinlik için ne yapacağımı düşünürken. Kendimden de birşeyler katarak aşağıdaki lezzetli kek çıktı ortaya. Afiyet olsun.

3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 pk margarin
3.5 su bardağı un
1 su bardağı sıcak çay
3 çorba kaşığı kakao
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağından az çekilmiş ceviz

Demlemiş olduğunuz sıcak çayın içine margarini küp küp doğrayıp çayın sıcaklığında erimesini sağlayın. Sonra yumurtanın sarılarını ve beyazlarını ayırın. Yumurta sarılarına şekeri ekleyip çırpın. Bu çırpma işlemi yumurta akları olmadığı için tam bir sıvılaşma sağlamayacak. Yağı, çayı, vanilyayı, kakaoyu ve cevizi de ekleyin. Ben bu aşamada un koyduğumda hamur çok katı olacak diye çok az da süt ekledim. Ardından unu ve kabartma tozunu eleyerek koyun ve bu yoğun hamuru karıştırın. Ayrı bir kaba koyduğunuz yumurta aklarını bembeyaz olana dek çırpın ve diğer karışıma karışıma ekleyin. Mikser kullanmadan kaşıkla yumurta aklarını yedirin ve yağlanmış kalıba dökün. Orta hararetli fırında pişirin. Pişip pişmediğini anlamak için üst kabuğu biraz sertleştikten sonra kürdan batırın ve eğer kürdana kek yapışmıyorsa pişmiş demektir. Bu arada fırının kapağını ilk yarım saat açmamaya özen gösterin. Yoksa kabardığını düşündüğünüz kekiniz sönmesine neden olursunuz.


********************************************************************************************
Ah etkinliğimiz kek olunca bir de ekmek makinasında hazır bir ekmek yaptım. Bunun tarifi yok sadece marketten makınalar için hazırlanmış olan şu hazır ekmek karışımı gibi kek karışımından alıyor ve makinaya talimatlar göre döküyorsunuz ve hopppp işte kek hazır.


Bir de önceden yayınladığım kekler var elbette;
Sütlü Kek
Çikolatalı Kek
MısırUnlu Tuzlu Kek
Peynirli Çiçek Kek
Meyveli Kek
Portakallı Kek
Kakaolu Kek

17 Şubat 2007

Mısır Gevrekli Kurabiye

Biz burada yani Dubai'de Türk bayanlar olarak ayda bir kez kitap klübü adı altında toplanmaya başladık. Önceden karalaştırdığımız bir kitabı okumaya çalışıyor ve bir sonraki toplantı da o kitap hakkında, yazarı hakkında fikirlerimizi paylaşıyoruz. Bir de çok hoş arabic bir cafe bulduk onun terasında minderlerde oturup şimdilerde havanın geceleri serin olmasından dolayı şallarımıza, montlarımıza sarınıp eğlenceli zaman geçiriyoruz. Ama elbette ki o kadar hatun bir araya gelince sadece konumuz kitap olmuyor. Hele bir de yanımızda yiyecekte götürmeye başladığımız için konu ister istemez tariflere geliyor. İşte bu mısır gevrekli kuabiyelerimi o gece kızların çok beğenmesi üzerine yayınlıyorum. Geç bile kaldım çünkü ne zamandır benden bu tarifi bekliyorlar. Tuğbacım senin için geliyor bu tarif. Ama sakın kurabiye ismine bakıp tatlı sanmayın, halis muhlis tuzlu bir lezzet. Hatta isterseniz acı bile.
1 su bardağı mısır gevreği (havanda dövülmüş)
3 çorba kaşığı yoğurt
2.5 su bardağı un
1 pk.margarin
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 adet yumurta sarısı
1 çay kaşığı karbonat
2 çay kaşığı pulbiber (opsiyonel)
1 tatlı kaşığı tuz
çöreotu

Unu, yoğurdu, küp küp kesilmiş margarini, zeytinyağını, pul biberi (çocuklar yiyecekse koymayın), karbonatı ve tuzu bir kapta karıştırın. Havanda dövülmüş mısır gevreğini de ekleyin. Malzemeler özdeşleşene kadar yoğurun. Hamur elinize yapışırsa çok az un ekleyin. Ceviz iriliğinde parçalar koparıp avucunuzda yuvarlayın. Çok az yağlanmış fırın tepsisine ya da pişirme kağıdı üzerine dizin, fırça ile yumurta sarısı sürün, üzerine çöreotu serpin. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında pembeşelene dek pişirin.
Bu tarifi yıllar önce Sofra dergisinin 20. sayısından almıştım. Bu kadar yılda o kadar çok pişirdim ve okadar zevkle yedikki. Umarım siz de denersinizde çok yapılanlar listesine eklersiniz. Sevgiler

08 Şubat 2007

Ev Yapımı Pizza'ya Ne Dersiniz?

Benim Ezgi'm çok sever hatta sever ne kelime bayılır. O yüzden ne zaman dışarda yemek yemeğe karar versek o pizza diye tutturur. İyi güzel de pizzanın hepsini bitiremeyeceği için de içimizden biri de mutlaka onunla pizza yemek durumunda kalır. Geçenlerde hafta sonu kızımı hem neşelendirmek hem de onunla bir şeyleri paylaşmak için gel seninle pizza yapalım teklifinde bulundum. Aman aman sevincini görmeliydiniz. Ben demutluydum çünkü ben de hayatımda ilk defa herşeyiyle bir pizzayı yapmış, kotarmış olmanın sevincini yaşıyordum. Durun lafımı uzatmadan şu resimlerdeki güzel gözüken, tadı da resimlerden kat be kat güzel olan pizzanın tarifine geçeyim.
Hamuru için
*1 çorba kaşığı kuru maya
*1 tatlı kaşığı toz şeker
*Alabildiği un
*1 çay bardağı sıvı yağ
*1 tatlı kaşığı tuz
Üst için;
*3-4 domates
*2-3 diş sarımsak
*ketçap ya da hazır domates salçası
*kekik
*(Aslında bulunabilirse bunların yerine hazır napoliten makarna sosu çok iyi oluyor)
*Mozerella peyniri (yoksa kaşar olur ama imkan varsa mozeralla)
*Üst malzeme için ise siz ne uygun görürseniz ;
Ben sucuk, salam, siyah zeytin, mısır, domates, soğan, brokoli, kabak, küçük bebek mısırı kullandım.

Yapılışı
1 çorba kaşığı kuru mayayı 1 su bardağına koydum ve üzerine 1 tatlı kaşığı toz şeker ilave edip el yakmayacak sıcaklıktaki suyu da üzerlerine boşalttım ve 10-15 dh. mayalanmaya bıraktım. Bu süre zarfında mutfağa geri geldiğimde maya bardaktan taşmış tüm tezgaha yayılmıştı. O yüzden siz bardağı kabın içine oturtmayı unutmayın. Sonra 4 bardak kadar unu kaba boşaltıp ortasına mayayı ve1 çay bardağı kadar da sıvı yağ, 1 tatlı kaşığı da tuz koyup karıştırmaya başladım. Hamuru toparlamak için benim daha un ve su ilave etmem gerekti. Bu aşamada tam bir ölçü veremeyeceğim. Hamur yapışmadan yoğrulduktan sonra üstüne nemli bir bez kapattım. Hafif hafif kaynayan çaydanlığın üzerine hamur kabını oturttum daha çabuk mayalanması için. Ama şimdi Türkiyede kaloriferler yanıyor siz onun yakınına koysanızda olur. Hamur iki katına çıkana kadar mayalansınki bu da en az 1 saat sürüyor. Bu arada ben de diğermalzemeleri hazırladım. Pizza hamurunun üstüne sürülecek domatesli sos için büyük bir tesadüf eseri evde bir kaç gün önce makarnanın sosu kalmıştı onu kullandım. Ama bu sos hazır olarak satılan napoliten sosuydu ve yeterli gelmeyecegi için 3 domatesi 2 diş sarımsağı robotta çekip çok az yağda ocakta pişirdim, içine kekikte kattım. Sonra hazır sosla karıştırdım. Ama siz domatesli bu karışımı daha fazla domates ve biraz salca ya da ketcap ilavesi ile yaparsanızda olur. Hatta belki sadece ketcapla bile olur. Peynir olarak ben önceden pizza yapmayı planladığım için kasar degil mozerella kullandım. Kaşar kadar yağlı değil ve dışarda yediğimiz pizza tatlarına daha yakın oluyor. Hamur kabardıktan sonra hafif yağlanmış kare bir tepsime hamuru ince olarak yaymaya calıştım ama zor oldu. Sonradan Sıcak Mutfaklardan Oylum'un pizza tarifinde anlattığı gibi yapacağım bu kısmını. Eğer tepsiyi unlasaymışım daha kolay yayılırmış hamur tepsiye. Hamuru yayıp tepsi kenarlarına doğru iyice itip bir havuz haline getirdikten sonra domatesli sosu tüm hamura yaydım. Bu sosun üzerine rendelediğim mozerellaların büyük kısmını koydum. Şimdi sıra geldi üstüne ne malzeme koyacağına ki bu tamamen sizin tercihinize kalmış. Ben evdeki malzeme doğrultusunda yarısını sebzeli, yarısını klasik malzemeyle yapmaya karar verdim. Bir yarısına sucuk, salam, mısır ve çekirdekleri çıkarılıp dilimlenmiş hazır siyah zeytin, diğer yarısına küçük küçük çiçeklerine ayırdığım brokoli, bir ince dilimlenmis kabak, 1 ince halka doğranmış soğan,domates dilimleri, dilimlediğim konserve bebek mısırları ve gene zeytin . Tüm bu malzemenin üzerine de kalan mozerelleyi koydum vedoğru fırına. O kadar lezzetli oldu ki ben bile inanamadim. Bundan sonra çok sık yapacağım. Yazınca bana da yapımı zormuş gibi geldi ama inanın öyle değil. Sadece hamuru bekleme aşaması var. Gayet zevkli pizza yapımı. Bir de pizzanın üst malzemelerini koyma aşaması çocuklarla daha bir zevkli oluyor. Ne diyeyim yapanlara şimdiden afiyet olsun.
Biz bu pizzaları ne yaptık derseniz fırındak çıkarıp dilimledik bir kapaklı kaba koyduk ve parka gidip çimenlere yayılarak yedik. Bunu neden mi anlatıyorum? Siz siz olun sakın sıcak pizzanızı kapaklı bir kabın içinde üst üste koymayın. Hem pizza hamurlaşıyor hem de malzemeler fazlaca kaynaşıyor. Ama tadı derseniz harikaydı gene de.

28 Ocak 2007

Ben de Oyundayım

Bloglar aleminde tanımaktan kendi adıma büyük kazanç duyduğum Sevgili İpek beni de oyunun içine çekmiş baksanıza. Hem de bunu öyle bir zamanda yapmış ki. Dün düşen küçük kızım için hastane ve röntgenlerle boğuşmamızın sonucunda omuzda kırık çatlak arası bir sağlık durumuyla eve ve sonra işe dönüşümün hemen sonrasında gördüm mimlenişimi. Sıkıntılı geçen bir günün içinde hoş bir güneş ışığı gibiydi. Özellikle bu sağlık sıkıntısından sonra kendimi tanıtmaya şöyle başlayabilirim.
*Herşeyden önce doğumlarıyla anladığım, hayata aslında onların anneleri olmak için geldiğimin ayırdına varmamdır. Ben o güne kadar nasıl sadece Nükhet'sem o günden sonra asla vazgeçmek istemeyeceğim bir şekilde onların anneleriyim.
*Hayata iyimser bakarım, bu yaşıma geldim hala insanların birbirleri için kötü şeyler düşünüp planlayabileceklerine inanamam ama sanırım gerçek çevremde kötü insanlarla karşılaşmamamın etkisi olsa bu gerek.
*Aslında çok duygusalım ama hareketlerimde realite her zaman daha önemlidir. Hiç bir zaman aklımı kenara bırakıp kalbimle karar veremem. Ama izlediğim tüm özellikle eski dönem türk filmlerine ağlarım defalarca seyretsem bile.
*Son dönemde çok ama çok beğendiğim ve ağlarken içimin çıktığı film ise Çağan Irmak'ın Babam ve Oğlum'udur. Zaten bu yönetmeni çok başarılı bulurum ve ne yapsa beğenirim.
*Okuduğumda iz bırakan kitaplardan biri Buket Uzuner'in Balık İzlerinin Sesi isimli kitabıdır. Benim içimde bir çok şeyi ters yüz etmiştir. Belki de böylesi farklılıkta bir kitabı ilk okuyuşum olduğu içindir. Ama ben zaten yazarın tüm kitaplarını çok severek okumuşumdur.
*Burçlardan fazla anlamasam da bir Yengeç olduğumu ve özelliklerini taşıdığımı bilirim. Ev ve aidiat kavramı benim için önemlidir. Öyle ki otobüs yolculuklarında bile 3-4 saat için bile olsa o koltuğu evim gibi beller sahiplenirim.
*Yeni bir şeye sahip olmak beni çok mutlu eder, aynı çocukken yaşadığım bayram öncesinde olduğu aldığım şeye bakar bakar dururum.
*Sanırım planlama ile ilgili bir takıntım var. Yaşayacaklarımı ve zamanımı planlamaktan hoşlanırım. Ama planları değiştirmek konusunda esneğimdir. Gene de benim dışımda olan değişiklikler beni rahatsız edebilir. Bu huyumdan eşim zaman zaman bunalıyor biliyorum.
*Ben de kitapçıda vakit geçirmeyi sevenlerdenim ama son yıllarda kitapçıda sadece çocuk kitaplarını inceler oldum kızımla. Kendim için kitap alışverişini ise genelde internetten çoğunlukla da ideefixe den yaparım. Saatlerce oranın sitesinde dolaşır ve sonunda listemi oluşturup siparişimi veririm ve heyecanla kitaplarımı beklerim. En sevdiğimde kitap kolisini açar açmaz kitapların ilk sayfalarına adımı soyadımı ve günün tarihini atmaktır. O zaman sanırım kitabı kendime kattığımı düşünüyorum.
*İstanbulda yaşarken Kadıköy'den Karaköy'e vapurla geçerken kulaklığımda powerxl dınlemekten büyük keyif alırdım. Hele onun cıngılı. Şimdi ise bu kadar uzaklardayken, internetten aynı radyoyı dinlerken o cıngılı duydugumda içimde kıpırdanan o geçmişle bütün olma duygusu hala içimi titretiyor.
*Kendimi aslında ne çay ne sigara tirkayisi olarak niteleyemem ama gün için de özellikle de sabah çayımı içmeyi ararım. Keyifli gecelerime de kahvenin eşlik etmesi hoşuma gider.
*Sigara ya da çay, kahve tiryakiliğim yoktur ama başka iki büyük tutkum vardır. Kışın kilolarca kestaneyi yazında kilolarca taze cevizi büyük bir haz duyarar yiyebilrim. Ve bunların mevsimi geçene kadar da bunu yapmaktan kendimi alamam.
*Aynı İpek gibi benimde yağım mutlaka sızma zeytinyağı olmalı, ev derli toplu durmalı, içinde her zaman huzur hakim olmalı.
*Gül ağacından yapılmış mobilyadan nefret ederim.
*Randevularına geç giden ve bunu alışkanlık haline getiren insanların saygısız olduklarını düşünürüm.
*Sinema seyretmeyi ama özellikle de kocaman karanlık bir sinema salonunda izlemeyi çok severim.
*Puzzle yapmaktan çok hoşlanırım, saatlerce başında kalabilirim ve bu konuda iyi olduğumu düşünürüm ama çocuklardan sonra bu hobiye ara vermek durumunda kaldım.
*Alışveris torbalarını çok severim, eski zamanlrda bu konuda büyük bir koleksiyonum bile vardi. Şimdi ise güzel güzel saklar lazım oldukça çıkarır kullanırım.
*Internette dolaşıp bir şeyler okumaktan hoşlanırım. Hayatımın büyük çoğunluğu bilgisayar başında geçiyor zaten. Aaaa bu arada minesweeper da çok iyiyimdir, iddalıyımdır, bu benim el alışkanlığımdır. Telefonla konuşurken ya da düşüncelere dalmışken çoğu zaman hiç farkında olmadan açar ve onu oynarım.
Ben bu oyunu çok sevdim. Hiç kendimle ilgili özellikleri böyle maddelememiştim daha önce. Altalta görünce kendimi yeniden tanımış gibi oldum. Eğer daha önce sobelenmediyse ben de Sevgili Tülay'ı, Sevgili Defne`yikardeşim Elif'i ve Sevgili Tuğçe'yi oyuna katmak isterim. Ebe elim sende. Sevgiler

25 Ocak 2007

Kovboy Kurabiyesi

Bu kurabiyeyi yapalı aslında tam 2 ay oldu. Ama olmayınca olmuyor işte fırsat bulupta tarifini bir türlü yazamadım. Zamanım oldu ama tarifim yoktu. İşteydim.. Evdeydim tarifim yanımdaydı. Zamanım yoktu:) Ve nihayet bu akşam zamanla tarif evde buluştu, ama bu seferde blogger yoktu:L(( Hiçbir blogspot sayfasını açmıyor inadına sistemde problem var bu akşam anlaşılan. Olsun varsın olmasın ben ısrarlıyım .Bi word sayfasına yazıp iş yerine mail attımmı sabah nasıl olsa kopyalarım akşammenüsüne..

Zamanla görürsünüz muhtemelen .Altında Elif imzası olan tariflerin çoğu ya pastadır ya kurabiye. Bir tatlı canavarıyım maalesef . Hele ki o tatlının rengi kahverengi ve içeriğide kakao yada çikolata ise deymeyin keyfime. Bu tarifte ise ikisi de var ne hikmetse..

Tarif Sofra dergisinden. Sevgili köpeğimiz Lucky bi zamanlar sepette duran tum Sofra dergilerimin kapak sayfalarını yediğinden maalesef hangi yıla ait bilemediğim Ağustos ayı sayısından .

Malzemeler ( 48 adet)
Aldığı kadar un
1 su bardağı toz şeker
125 gr margarin
1 adet yumurta
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı yulaf ezmesi
1 su bardağı kuru üzüm
1 su bardağı iri dövülmüş fındık
1 su bardağı damla çikolata veya küçük küçük kesilmiş çikolata

1- Un, şeker, margarin, yumurta, vanilya ve kabartma tozunu geniş bir kap içinde karıştırın . Bu karışımı sert bir hamur kıvamına getirin.
2- Daha sonra yulaf ezmesi,kuru üzüm, fındık ve çikolatayı ilave edin.Hamuru birazdaha yoğurunCevizden birazdaha büyük parçalar koparın. (Hamur içerisindeki parçalardan dolayı hafif dağılan bir yapıya sahip oluyor )
3- Kurabiyeleri elinizle fazla yuvarlayıp, şekil vermeden yağlanmış tepsiye dizin.Üzerine birer fındık yerleştirin.Önceden ısıtılmış fırında 40 dak pişirin.

Bisküvi formatına yakın bir kurabiye oluyor. Ama bırazdaha yumuşak bir kıvam isterseniz ununu birazdaha az koymak yada margarin miktarını biraz arttırmak yeterli olacaktır sanırım. Yoğun çikolata sevenlerrr..bitter sevenler.. sizi bu tada davet ediyorum..
Afiyet olsunn

24 Ocak 2007

Bloglardan Derlemeler-2

İnsan bloglar aleminde özellikle de mutfaklarda gezindikçe orada gördüğü birbirinden leziz yemekleri yapma arzusunundan kendini alamıyor. Eee yapınca da illaki de paylaşmak ve yayınlamak istiyorsun sen de diğer mutfak komşuların gibi. Ama bunun nedeni kesinlikle sen yaptıysan ben de yaparım olayı değil, bak yaşasın ben de yapabiliyorum senin gibi hem ne güzel sayende değişik bir lezzetle tanışmış oldum duyguları içerisinde. İşte tam da bu şekilde hissederken blog derlemelerine Cafe Sardunya`dan Nilayin mutfağından öğrendiklerimle devam ediyorum . Ama ondan önce bu tarifler nasıl karşılaştığımdan bahsetmek istiyorum. Bir gece önce burada olan ailemizle beraber çin restaurantına gittik. Oranın güzel spring rollerini, noddleslarını, chicken&corn corbasını, ördeğini, özenli soslarda hazırlanmıs et ve tavuklarını afiyetle yerken şu noodlesı evde de yapmalı konusmaları masamızda gidip gelmişti. Bu sohpetlerin hemen ertesi gününde ben Nilay da tam da bu menüye rastladım işte. Tabi bu mutlulukta bir sonraki hafta olacak şekilde Çin Yemekleri günü belirledim kendime o haftasonunu. Özenle malzemelerimi aldım ve Nilayın tariflerine kendime baz alarak bu yemekleri hazırladım.

TAVUKLU MISIRLI ÇORBA VE FASÜLYE FİLİZLİ LAHANA SALATASI





Yalnız Çorbada ben salam ve tavuk bulyon kullanmayı tercih etmedim onun yerine 1 adet tavuk göğsünü tarifteki gibi 4 bardak suyla haşlayıp etlerini ve bir miktar suyu robottan geçirdim ve 1 bardak mısırı dökerek kaynatmaya devam ettim. Ayrı bir yerde 1 yemek kaşığı mısır ununu biraz sütle karıştırıp çorbaya kattım. Ve nihayetinde de 1 yumurta beyazını biraz corba suyuyla cırpıp durmadan karıştırdığım tencereye ilave tercih ettim. Hmmm mis gibi mısırlı ve tavuklu çorba hazır. Salatanın tam tarifinin için ise burayı tıklamanız yeterli.

SEBZELİ-TAVUKLU NODDLE



Sebzeli ve tavuklu Noddel da ise Nilayla temel farkımız benim önceden 1 paket noddelı pişirmem oldu. Nedense ben güvenemedim hepsini orada pişirmeye. Herşeyden önce sebzelerimi ve tavuklarımı jülyen diye tabir edilen ince uzun şekilde doğradım. Kocaman wok tavama 2 kaşık sıv yağ koyarak soğanları pembeleşene kadar çevirdim ve almaya yakın 1 çay kaşığı kadar şeker ve biraz karabiber ekledim. Sonra bu karışımı ayrı bir yere aldım. Tavaya çok az yağ koyup tavuklarımı attım ve yavaş yavaş karıştırıken üzerine bolca soya sosu döktüm. tavuklarım pişmeye yaklaşmaya başladığı zaman kırmızı ve yeşil biber, havuç, lahana, karnıbahar (sanırım ev de yoktu da koyamadım çünkü resimde göremedim) ,kabaktan olan sebze karışımını da içine boşalttım ve yüksek ateşten devamlı karıştırarak sebzeler hafif diriliklerini kaybedene dek pişirdim. Ama canlılıklarını kaybetmemelerine özen gösterdim. Sonra da kenardaki soğanları ve noddlerı ekledim. İşte dumanı üstünde yemeğim servise hazırdı. Bu biraz değişik oldu ama Nilayın tarifine de bir daha göz atabilirsiniz.

DİBLE

Cafe Sardunya'dan sonra Damak Tadı'ndan Gül'ün mutfağına uğrayalım birlikte. Pirinç etkinlikleri için gezerken karşılaştım Damak Tadında Dible ile. Yıllar önce daha da boğazsız olan kızm bir arkadaş toplantısında Sevgili Belma'nın yaptığı Dibleyi afiyetle yemişti hiç yiyeceğini düşünmememe rağmen. Artık çok mu beğenmişti diğer arkadaşları da yemişti o yüzden mi bilinmez anneciğinin aklında da yer edivermiş bu durum. Miş muş diyorum çünkü geçen gün durduk yerde aklıma geliverdi dible gecenin bir yarısında. Nette araştırırım kararına varmış konuyu beynimin diğer bir kıvrımına postalamıştım. Bir ya da 2 gün sonra Gül'ün sayfasında karşılaşınca vardır bunda bir hikmet herhal deyip hemen o gece pişirdim kuzucuklarıma. Ben dahil hepimiz çok beğendik. hatta Ezgi aaa bu fasulyeliymiş yorumuyla beğenisi değişik ortaya koydu. Anlattım anlattım da bilmeyenler için tarifi ne olacak değil mi? Onlar da bir zahmet şuraya tıklayıp Damak Tadı'ndan alacaklar. Sevgiler

19 Ocak 2007

Sütlü Kek

Her kadının daha doğrusu mutfakta zaman geçirip bir şeyler pişiren herkesin kıyısında köşesinde bir iki garantili tarifi vardır. Kesinlikle güzel olacağından emin olduğu, güvenle takdim edebileceği bir kakaolu tarif . Bu kekte onlardan sadece biri. Ama bu kekin tek özelliği de bu değil, en azından benim için. Tarifi ilk bulduğum ve uyguladığım yer itibarı ile duygusal olarak bana geçmişte birşeyleri çağırıştırıyor ki bunu da burada anlatmayayım artık. Herneyse dedim ya çenem düşüktür diye. Keki geçen hafta sonu kahvaltıya gelecek arkadaşlarımız için yapmıştım. Oldukça lezzetli ve yumuşak bir kektir. Hele ki ıslak kekten hoşlanıyorsanız bire birdir.
5 yumurta
1 pk margarin
2 sb un
1.5 sb şeker
1 sb süt
1pk kabartma tozu
1 pk vanilya
min. 3 çk kakao
Çırpa kabına şekeri ve yumurtaları alıpbembeyaz olana dek çırpalım. Unu ve margarini ekleyelim. Kabartma tozu ve kakaoyu da ilave edip çırpalım. Yağlanmış kalıba dökelim ve 180 derece de pişirelim. Soğuk süte vanilyayı ekleyerek pişmiş kekin üzerine döküp soğuduktan sonra servis yapalım. Zamanla sütü emdiği ,ç,n serv,sten çnce daha fazla süt ilavesi yapılması tavsye olunur. İkinci bir servis önerisi ise benim Şişli de eskiden gittiğim bir kafeteryada browniyi servis ederlerken yaptıkları bir yöntem. Kek dilimini tabağa alarak yatırın. Üzerine şu bildiğimiz süt kremasından koyun ve onun da üzerine bolca ceviz kırıntısı. Ve sonra 20-30 sn kadar microwave de ısıtıp servis yapın. Bayılacaksınız. Bu servis önerisi benim aklıma şimdi geldiği için ben bundauygulayamadım ama ilk fırsata yapıp görüntüleyeceğim. Sevgiyle kalın.

15 Ocak 2007

Pirinç Ye#18

Sulu Köfte (Nam-ı Diğer Ekşili Köfte)

Bu sabah bloglara bir göz atmak için nette dolaşırken Kristal Kelebek'in Pirinç Ye etkinliği için yaptığı yemekleri görünce aklım başıma geldi. Etkinlik için bir şeyler hazırlamak aklımdan uçup gitmiş. Al sen bir ay boyuncaya logoyu sayfanda yayınla sonra da konuyu atla. Sonra aklıma bir gece önce yaptığım bu yemek geldi. Çok klasik bir yemekte olsa etkinliğe böyle besleyici bir yemekle katılmaya değer. Eğer çok geç kalmadıysam belki ev sahibemiz Sevgili Sonia bu tarifimi yayınlar. Yayınlayamasa bile mutlaka etkinlik sayfasına uğrayın. Eminim birbirinden yaratıcı yemeklerle karşılaşacaksınız.

400 gr kıyma
1/2 bardak pirinç
1 büyük soğan
2 patates
1 havuç
1 domates
1 yumurta sarısı
1 limon
karabiber, kekik ve tuz
biraz un

Soğan, kıyma ve yıkanmış pirinci bir kaba koyun. Ama öncesinde vakitten kazanmak için patates, havuç ve domatesi küp küp doğrayıp tecreye suya salın ve kaynamaya bırakın. Su ve sebzeler kaynarken siz de köfteleri hazırlayabilirsiniz. Kaba koydumuz kıymalıkarışıma biraz da baharat ve tuzları ekleyip yoğurun. Ondan sonra küçükparçalar halinde kopardığımız kıymalı harçtan minik köfteler yaparak içine un koyduğumuz bir tabağa koyun ve yapılan tüm köftelerin unlanmasını sağlayın. Fazla unu silkeleyip köfteleri kaynayan tencereye atın ve sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Yemek piştikten sonra altını henüz kapamadan 1 yumurta sarısı ile 1 limonun suyunu çırpıp biraz da yemek suyundan ilave edin. Ve nihayetinde bu terbiyeyi tencereye boşaltarak yemeği ateşten alın. İşte size besleyici bir yemek. Özellikle çocuklarınız varsa ve daha önce denemediyseniz haydi doğru mutfağa.

Bu yandaki de bildiğiniz klasik pilav.Biz ailece mısırlı halini çok seviyoruz. Konu pirinç olunca arşivdeki bu fotoğrafı da paylaşayım dedim sizinle. Ben pilavı zeytinyağlı ve kaynayan suya salarak yapıyorum bunuda dipnot olarak geçeyim dedim. Sağlıklı beslenmeler.

10 Ocak 2007

Bloglardan Derlemeler

TOMBALA KURABİYELER

Bu postumda uzun uzadıya tarif vermeyeceğim. Zaten tariflerin orjinal sahipleri bir güzel yapmış ve anlatmışlar üstüne de çok güzel resimler koymuşlar. Üzellikle Miss Çilek'in yaptığı o güzel tombalalardan sonra benimkilerin esamesi bile okunmaz ama büyük bir heyecanla yapıp İstanbula yolladığım bu yeni yıl kurabiyelerini siz de görün istedim. Yılbaşında Türkiye'ye giden Ayşin Anne ile ne göndersem oradakilere diye düşünürken MissÇilek'te rastladım bunlara. O kadar çarpıcı bir o kadar da geleneksel yılbaşı ruhuna uygun düşüyorlardı ki yapmadan edemedim. Ama süsleme işi göründüğü kadar kolay değilmiş. Bir de rakamları yazmak için daha akıcı kremaya ve ince uçlu bir aparata ihtiyaç varmiş. Tecrübeyle öğrendim. Bunları da süslerken kızım yardım etti bana. Ama rakamların düzensizliğine bakıp suçu ona atacağımı sanmayın. O tamamen benim el becerim (beceriksizliğim). Ezgi sadece tek tek süslenecek kurabiyeleri bana vermekle yetindi. Hadi hala gitmediyseniz buraya bir uğrayın.

MISIR UNLU TUZLU KEK

Şimdi Sırageldi Pınar'ın Klubesine uğramaya. Geçenlerde benim Ezgi için yaptığım Peynirli çiçek kekine bıraktığı mesajda bahsetmişti bu kekten. Hemen gittim aldım tarifi ve uyguladım. Öyle beğendim ki anlatamam. Hem çok lezzetli hem çok pratik hem de gözenekli yapısıyla her zaman yapmak isteyeceğiniz çay yanı keki ya da poğaçası ya da her neyse işte. Tarifi için şuraya bir tıklayın da hemencecik yapın. Ben Pınardan farklı olarak bir de içine maydonoz ekledim çok yakıştı. Zannımca dereotu da güzel olur.

ÇİKOLATALI KEK

Lezzetli bir tuzludan sonra yanına güzel bir tatlı iyi gider degil mi? O yüzden bizde Tulosh' a uğruyoruz hemen. Oradaki binbir güzel tatlının arasında gezindikten sonra onun gibi şeyler pek yapamadığımız için nispeten basit olan çikolatalı kekte karar kılıyorum. Ben soslu yapmak yerine sadesini tercih ettim ama sadece şimdilik en kısa sürede aynı onun gibi de yapacağım. Çünkü Elif stencillerimi getirdi. Ama benimkilerde küçük kalıplarda hiçte fena olmadı ne dersiniz? Lezzeti de çok güzel sizi temin ederim.

07 Ocak 2007

Yeni Yıl Kurabiyeleri

Nihayet ben de her yerde görüp özendiğim o rengarenk kurabiyelere kavuştum mutfağımda. Bunu eski yılın sonunda değil de yeni yılın ilk başında yaptım belki hayatımız bunlar kadar renkli ve heyecanlı olur dualarıyla. Ama taaa Bursadaki mutfaktan Elif taşımasaydı bu boyaları ve kalıpları bana, kimbilir ne zaman kısmet olurdu bu rengarenk kurabiyelerle tanışmaya. Biz kızımla çok eğlendik bu kurabiyeleri yaparken hem lezzetli yiyeceklere kavuştuk hem de anne kız bir şeyler yapmanın hazzını tatdık yeniden ve yeniden. Her aşaması öyle eğlenceliydi ki siz de görün istedim resimlerle bu anın görüntülerini. Kurabiye tarifini de yakın zaman da Sevgili Zuhal Yalçın'ın Karnavalında gördüğüm o harika kurabiyelerden aldım.

250 gr.margarin (oda sıcaklığında)
250 gr.pudra şekeri
2 adet yumurta
1 paket kabartma tozu
Alabildiği un
Çeşitli renklerde gıda boyası

Tüm malzemeyi karıştırıp unumuzu ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edene kadar ekleyip yoğuruyoruz. Sonra da elde
ki renk adetine göre ayırıp renkli hamurlar hazırlıyoruz. Aman dikkat; mutlaka ama mutlaka eldiven kullanın. Zuhal iyi ki uyarmışta almışım. Yoksa elleriniz korkunç olabilir. Her hamur parçasına istediğiniz kadar boya ilave edip onu güzelce karışacak şekilde yoğurunuz. Her rengin işi bitince de onu kaldırmayı unutmayınız ki dökülerek kazalara yol açmasın. Sonra da her bir parcayı merdane ile cok ince olmayacak bir bicimde açın. 1 cm den daha ince olmasın. O durumda kurabiyeler daha cok bisküvi kıvamında oluyor tecrübeyle sabit. Hem de fırında çaçbuk pişip rengini kaybetmesi de mümkün. Tekrarlıyorum hamuru ince olmasın! Sonra kalıplarınızla istediğiniz şekli veriniz ve yağlanmış yada yağlı kağıt serilmiş tepsiye biraz aralıklı dizip ortalama 180 derece de renklerini kaybetmeyecek şekilde pişiriniz. Pişen kurabiyeler soğuduktan sonra da istediğiniz gibi süslenmeye hazır olacaktır. Biz kızımla marketten aldığımız küçük tüplerde satılan hazır süsleme glazurlerinden kullandık. Ama siz kendiniz de yaparak süsleyebilirsiniz. Bunun için glazur yapımı hakkında Zuhal'ın sayfasına,Hafine'nin tarifine ya da tulosh'un önerilerine kulak verebilirsiniz. Ben bu işte yeniyim o yüzden ustalarından direkt öğrenmekte fayda var. Biz mutlulukl ayaptık, afiyetle yedik bitirdik. Darısı başınıza.

04 Ocak 2007

Yeni Yıl Herkese, Mutlu ve Sağlık Dolu Olsun

Uzun bayram tatili nedeniyle Bursa'daki mutfaktan kızkardeşim Elif ve ailesini misafir ettik Dubaide. Ama üç çocukla yeni yıla evde girmekten başka seçenek yoktu sonuçta. Ama yandaki resme bakıpta sanmayın sakın binbir uğraşla tüm gün yemekler hazırlayıp mükellef bir sofra hazırladığımıza. Bence sofra gayet hoş oldu da içi pek bir boş oldu kanımca. Günler boyunca buraları gezdireceğiz üstüne de alışveriş yapacağız diye kendimizi sokaklara atarsak 31 aralık akşamı da eve 9 da ulaşırsak başka da bir şey beklenemez bu durumda. Dolapta ne varsa bulundu çıkarıldı hemen pratik bir şeyler eklendi ve bu hale geldi sonuçta. Bir kez daha anladık ki yeme içme bahane sohpet şahane. Yedik, içtik, güldük eğlendik, bolca dinlendik, yeni yıla hem Dubai hem de Türkiye saatiyle girdik. Birbirimize ve sevdiklerimize güzel niyetler, sevgiler ve sağlıklar diledik. Tıpkı size buradan yolladıklarım gibi. Yeni yılda sevdiklerinizle beraber iyi olun, iyi kalın ve sağlıkla dolup taşın.

Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun gördüklerinizi anlatın derler ama mekan yemek bloğu olunca yemek içmek en ön planda. Dedim ya pratik bir şeyler hazırladık bir kaç dakika da. Unutmadan şuraya da not alayım da sıkıştığım noktada hatırlayayım kolayca. Bir gün önceden kalan üstelikte dilimlenmiş baton ekmekleri değerlendirmek adına. 1 yumurta, biraz sıvı yağ, kalmış peynirler ve maydanoz çırpılıp karıştırılır çabukça. Kıpkırmızı 2 domateste kuşbaşı doğranır hızlıca. Dilim ekmeklere sürülen peynirli karışımın üstüne domatesler, hoppp hepsi fırına. Sonra da kırmızı bir kapta konar sofraya.

Pratik şeyler katagorisinde ekmekçiklerle beraber tavuklu yeşil salata ve hardallı patates salatası da vardı. Salata zaten bildiğiniz yeşil salata da hardallı patates salatası bilmeyenler için şöyle bir bahsedeyim dedim. Haşlanmış patatesler ve doğanmış yeşil soğanlar hardal, zeytinyağı, limon ve tuz ile tatlandırılarak ikram edilir. Ve aynen bizim yaptığımız gibi zevkle yenir.

03 Ocak 2007

Mantar Dolgulu Tavuk

Yanda gördüğünüz şu tavuk göğüsleri aslında yılbaşı gecesi ana yemeği yapılması amacıyla marketten satın alınmış ama kaderlerine eski yılın son günü değil de yeni yılın ilk günü pişirilmek yazılmış olan yiyecek parçalarıdır. Bir çok zaman olduğu gibi dolaptaki malzemeye bakılarak son dakika biraz doğaçlama biraz da eskiler hatırlanarak hazırlanmıştır. Sonuç geröekten güzel oldu ki geldi bu blogta yerini buldu. Hada önce de benzer şeklide peynirlisini biftek sarma olarak hazırlamıştım. Bir arkadaşim buradan tarifini alıp denemiş ve çok beğenmiş haberiniz olsun. Zeynep bence bunu da pişir afiyetle ye. Hazırlamayı düşünenlere şimdiden afiyetler olsun efendim.

6 tavuk göğsü (çünkü 6 kişiydik)
1 paket mantar
1 adet kırmızı biber
mozerella ya da kaşar peyniri rendesi
biraz sıvıyağ
1 çorba kaşığı soya sosu
1 çorba kaşığı salça
1 diş sarımsak
kişniş, kekik, fesleğen,tuz

Önce yıkanmış ve minik doğanmış mantarları çok az sıvı yağda wok ta sotelemeye başladım. Onlar kavrulurken kırmızı biberleri de minik doğrayıp mantarlara kattım. Mantarların suyunu salmasını bekledim ama herhalde wokta pişirdiğimden olsa gerek hiç su salmadan biberlerle bir güzel piştiler. Kekikle ve biraz fesleğenle desteklendiler. Pişmenin pitmesine yakın soya sosunu da ekledim. Nihayet ocaktan aldıktan sonra içine 2-3 çorba kaşığı da peynir rendesi ilave ettim.

İç malzemem hazır olunca bir kaba sıvıyağ, salça, rendelenmiş ya da ezilmiş sarımsak, kişniş, kekik ve tuzu ilave edip karıştırdım. Tavuk göğislerini bıçakla düzlterek daha ince ve sarılmaya müsait hale getirdim. Sarılmaya hazır hale gelen tavukların iki tarafını da hazırladığım bu yağlı karışıma buladım. Önceden böyle bir yemek yapmak aklıma gelseydi tavukları bu sosta bir kaç saat bekletirdim. Ama ne çare bu şekilde oldu. İç malzememi 6 parçaya ayırdım ve hazıradığım tavuk bonfilemin içine yaydım. Üstüne biraz daha kaşar rendesi ilave ettim. Uzun tarafından tavuğu rulo yaparak kürdanlarla rulonun stabilitesini sağladım. Tüm bu işlemi kalan 5 tavuk parçasına da yaptım ve hepsini hafif yağlanmış borcama dizdim. Tabi bir büyük kabım olmadığı için ben 2 ayrı kap kullandım. Ev de olduğu için de fırına salmadan önce tavukların üzerine bir de rendelenmiş permesan peyniri döktüm. Önceden ısıttıgım yaklaşık 180 derecede pişen tavuklar çok lezzetli oldular. Yanında pilavla sofraya konuldular. Afiyet olsun.