Davetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Davetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Mart 2007

DEFNOŞ'UN DOĞUM GÜNÜ PASTASI

Olur mu olmaz mı, yapar mıyım yapamaz mıyım derken kendimi pastaların süsleme işiyle mutfakta boğuşurken bulmuştum bile. Çok değil di bu işe merak salışım da, hangi akla hizmet hazır bir pasta almadan "alın işte doğum günü pastamızda budur" diye ortaya koyacak bir pasta yapmaya kalkışmıştım. Evet mutfakta şeker hamurunu yırtılmadan açmaya çalışırken bir yandan da bu düşüncelerle boğuşuyordum. Bu güne kadar yaptığım bir kaç şeker hamurlu pastanın tam da bu aşamasında hep benzer şeyleri hissettim. Deli miyim ben neyim, niye böyle stresli bir işle uğraşıyorum. Ama iyi ya da kötü bir şekilde şeker hamurunu pandispanyanın üzerine kaplayıp aklımdaki süslemeleri yapmaya geçince tüm o karamsar halim gidiyor ve yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Ve genelde de sonuçtan memnun kalıyorum. Ve şimdi bu satırları yazarken düşünüyorum da sanırım beni bu konuda en çok çeken şey mutfakta yaşanan o adrenalin, sonrasında ne çıkacağını merak etme, en nihayetinde de kafandaki ile mevcuttakini kıyaslama.

Aslında yazıya böyle başlamak niyetinde değildim ama işte planlananla yapılan tutmuyor her zaman birbirini. 1 sene önce aramıza katılan minik kuzu Defne'nin doğum günü de ablasının partisinden 17 gün sonra gerçekleşti. Olur da doğum günümüz ve ona olan duygularımızla ilgili yazıyı okumak isterseniz lütfen buraya buyurunuz. Ama pasta yapım macerası ile ilgileniyorsanız detaylar az sonra.....

Aslında o gün için bir değil tam iki pasta yaptım sanki bir tanesi ile uğraşmak yeterince vakit almazmış gibi. Ama yapacak başka bir şeyde yoktu elbette, eğer küçük kızınıza bir pasta yapıyorsanız büyüğünün de istemesi kadar doğal bir şey yok bizim evde. Hem sipariş üzerine Defneninkinden güzel olması şartı ile. Pembe olacak, üzerinde kelebekler olacak ve bir de güzel bir kız bulunacak. Oldu canım daha başka emrin? diyemedim tabii elbette güzel kizim diyerek önce planlama sonra da yapım aşamalarına geçtim. 3-4 gün önce bu sefer şeker hamurunu da kendim deneyeyim diyerek Hanimiş 'ın sayfasında okuduğum şu şeker hamuru tarifini uyguladım.

- 900 gr elenmiş pudra şekeri
- 60 ml su- 3 tatlı kaşığı toz jelatin
- 170 gr (125 ml) glikoz
- 4,5 tatlı kaşığı gliserin
Jelatini bir tasa koyun ve üstüne suyu ekleyip karıştırın. En az 5 dakika öylece kalsın, bu süre içinde şişecek. Sonra benmaride başka bir kapta kaynayan suyun üstünde, ikinci bir kapta jelatini ısıtın. Şeffaf bir renk alacak ve tamamen eriyecek. Ateşten alın, içine glikoz ve gliserini koyun ve benmaride mümkün olduğunca ısıtmaya devam edin. Çok sıcak olacak ama kaynamamalı. Kaynarsa jelatin özelliğini kaybeder. Pudra şekerinin tamamını tezgaha dökün ve ortasında bir kuyu açın elinizle. Bu kuyuya jelatin ve gliserinli sıvıyı dökün. Düzgün, yumuşak ve şekil verilebilir, merdane ile açılabilir kıvama gelinceye kadar elinizle yoğurun. Hava almayacak şekilde sıkıca sarın ve en az 8 saat oda ısısında bekletin.

Tarife aynen sadık kaldım ama elimdeki yapışkanlığı bir an önce gitsin diyerek fazla pudra şekeri koymuşum nispeten sert oldu fakat çokta güzel oldu. Sonra ki 3 gün boyunca gittim geldim çıkardım ve bunu ben yaptım diyerek gururla baktım. Bir gece önce de işten gelir gelmez iki pandispanyayı pişirmeye koyuldum. Daha önceki pastamda denediğim ve Açık Büfe'den aldığım Emel Başdoğan'ın tarifini uyguladım

Kakaolu Islak Pandispanya için :

6 büyük boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)
170 gr tozşeker
1/2 çay bardağı portakal suyu
120 gr un
40 gr kakao
Un ve kakaoyu bir kaba eleyelim. Fırını 170 dereceye ayarlay
ıp, ısıtmaya başl
ayalım. Yumurta sarılarını ve beyazlarını dikkatlice ayırıp iki ayrı karıştırma kabına alalım. Şekerin yarısını yumurta aklarına katalım ve mikser ile yüksek devirde yaklaşık 7-8 dakika yumurtalar sert bir kıvama gelinceye kadar çırpalım. Şekerin diğer yarısını ise yumurta sarılarına ilave ederek, yumurta sarılarının rengi açılıp, şeker içinde eriyene kadar çırpalım. Portakal suyunu yumurta sarılarına ilave ederek ve hafifçe karıştıralım.İki yumurtalı karışımı geniş bir kap içinde dikkatlice, yumurta aklarını söndürmeden, bir tahta kaşık yardımı ile birbirine yedirelim. Elediğimiz un ve kakaoyu da yumurtalara ilave ederek unlar kaybolana kadar yavaşca yine bir tahta kaşık ile karıştıralım. Yağladığımız kek kalıbına karışımı döküp önceden ısıttığımız fırında kürdan temiz çıkınacaya kadar pişirelim. Keki fırından alıp, kalıbı tel ızgara üzerinde ters çevirelim ve soğumaya bırakalım. Soğuduktan sonra kalıptan çıkaralım.
Tarifi aynen uyguladım, pandispanya da çok güzel kabardı ama gene de bir miktar kekin sönmesine engel olamadım. Bu konudaki tavsiyeleriniz çok iyi olacaktır. Bu tarifin yarı ölçüsü ile de bu sefer kakaosuz bir pandispanya pişirdim. Hatta ilk önce onu pişirmiştim, çok müthiş kabardı ama bunun sönüşü çok fazla oldu. Unu çok azdı sanırım koymadığım kakao miktarı kadar un ilave etmeliydim tarife. Kekleri pişirdikten sonra biraz ılınınca strece sarıp dolaba koydum ve eşimle önceden verilmiş bir söz üzerine bir yemeğe katıldık. Gecenin bir yarısı geldikten sonra tüm yordunluğuma rağmen mutfağa girdim ve keklerin kremalı hallerini hazırlamaya başladım. Kakaolu büyük keki bir ip yardımıyla 3 e böldüm. her kata fırça ile ıstımıştım olduğum kayısılı glazurden sürdum. Almış olduğum dondurulmuş frambuazları kevgirden geçirip yıkadım ve üzerlerine biraz pudra şekeri şekeri döküp beklettim. Bu arada hazır almış olduğum vanilyalı buttercream'i pastanın katlarına sürüp üzerlerine frambuazları döşedim. Son katımı da kapadıktan sonra kekin üstünü biraz soğuk sütle ıslattım. Bu arada iki katta butter cream bittiği için biraz kremşanti hazırladım, içine frambuaz aroması kattım. Pastanın dışını bu şanti ile sıvadım.

İkinci kekte ise bu sefer çilekli pembe krema kulladım ve meyve olarakta çileği tercih ettim. Aynen frambuazda olduğu gibi çileklerin üzerine de pudra şekeri serptim ama bu sefer çilekleri minik minik doğradım. İkiye böldüğüm pastayı da nihayetinde pembe kremasıyla kaplayarak dolaba sabaha süslemek üzere dolaba koydum.

Sabah pastaları gören bizim minik hatun kıyameti kopardı. Neden onunki küçükmüşte Defnenin ki büyükmüş diye. Tabi hemen bir ikna çalışması ile küçük şeylerin çok sevimli olduğu, gelen kalabalık misafirin Defnoşun pastasını yiyeceği ama buna karşılık onun pastasının ailemize özel olacağı konusunda söylenen bir takım bahanelerden sonra bizmki ikna oldu. Ben yukarıda anlattığım o duygu karmaşalarını yaşayarak kendi yaptığım şeker hamurumu açtım ve büyük pastamızı kaplamak niyetindeyken onun ancak küçüğe yeteceğine karar vererek onu kapladım. Sonra hazır şeker hamuru ve benimkinin karışımı ile de büyük olanı hazırladım. Elimdeki kalan hamurla da gıda boyalarını kullanarak renkli hamurlar hazırladım ve kalıplarımla bu süslemeleri yaptım. Bir de bir miktar royal icing hazırladım Pastacı Burcudan aldığım tarifle. Birazının içine azıcık pembe koyup yazıları yazdım. Pastalardan büyük olanının kenarını marketten aldığım uzun yumuşak şekerlemeyle kapladım, küçük olanını ise konuya uygun çimen efektiyle. Bu arada önce Defnoşun ki süslendi ve her yerinde bol bol çiçek olduğu gözlendi ya bizimki de hemen şiparişine çiçekleri de ekledi. Yani Ezgoşun küçük pastasının o şekilde kalabalık bir süslemesinin olmasının sorumlusu tamamen kendisindedir.

Tanrım ne de uzun uzun yazmışım ama benim için önemli olan bu detayları unutmak istemediğimden kayıt altına aldım bir nevi. Biz çıkan sonuçtan memnun olduk. İlk fırsatta yeni bir pasta için ellerim kaşınmaya başladı bile. Diğer ikramlarımıza gelince. Ezgoşun doğum günündeki kadar çok şey yapmadık bu sefer. Açık havada yapılan mangalda sucuk ekmek partisi durumu kurtardı. Birde yanında bir kaç şey vardı. Bunlardan pidelerimle mozaik pastamı en kısa sürede yayınlayacağım.Sevgiler

21 Şubat 2007

Ezgoş'un 5.Doğum Günü

Benim küçük meleğim 12 Şubatta 5. yaşını da bitirdi. Ne zaman bebeklikten çıktı ne zaman büyüdü ne zaman 5 yaşını doldurdu anlamadım inanın. Zaten bununla ilgili yazmaya başlasam bu post bitmez. O yüzden ben sadece küçük partimizden özellikle de yiyeceklerimizden bahsetmek istiyorum.
Partimizin genel konsepti cindrella ve diğer prenseslerdi. Tam gününde yapalım diye hafta içi akşam8 gibi verdik doğumgünü partimizi. Sağolsun arkadaşlarımızda bizi yalnız bırakmadılar, hoş bir gece geçirdik hep beraber. Ama gecemizin en güzel parçası doğumgünü pastamızdı. Pastayı ben yaptım deyip tarifini yazabilmeyi çok isterdim ama henüz o yetiye ulaşmadım. Ama Dubai`de harika pastalar yapan sevgili Elif yeteneğini konuşturup bize bu pastayı yaptı. Kesildikten sonra resmini çekmeyi atlamışım ama içi gözenekli kakaolu bir kek, arası da çikolatalı ganaşdı. Tadı çok lezizdi, hepimiz bayıla bayıla yedik. Ellerine sağlık Elifçim. Ezgi pastayı görünce bir mutluluk şoku geçirdi. Böyle bir pasta olabileceğini hiç düşünemezdim anne diye tepkisini ortaya koydu. Uzun süredir istediği Cindrellanın balkabağı arabısına da kavuşmuş oldu böylece. Bir de Elif pastanın yanına yandaki şu sevimli truffları yapmış (isimleri böyle mi net bilmiyorum ama). O kadar lezzetliydiler ki anlatamam.

Başroldeki pastamızdan başka benim yaptığım ve Bizim Pastaneden esinlendiğim meyveli pastamızda vardı. Yalnız kek ölçülerini kafadan yaptığım için yeterince kabarmadı ve ben iki kek pişirmek zorunda kaldım. Bir de kurdele edinip rulo katları bağlamayı akıl edemediğim için ilerleyen vakitlerde rulolarımız düşme eğilimi gösterdi. Devasa dilimlere sahip pastamda yeni başladığım pastacılık merakım için bir deneyim oldu.

O gece için yaptıklarımdan henüz sizinle tarifini paylaşmadığım etimekli tuzlu pasta çok beğenildi. İlk fırsatta tarif gelecek çünkü geceye katılanlara yayınlayacağıma söz verdim. Bir de eskiden babaannemin kuzine fırına atarak pişirdiği elmaları ben biraz modernize edip kendime göre uyarladığım elmalı tatlım vardı ama insanlar mide fesatı geçirdiği için yemeğe pek fırsatları olmadı. Ben ise bayıla bayıla tükettim hepsini. Gene burada ilk kez göreceğiniz garantili peynirli poğçalarım hem lezzetli hem de doyurucuydu. Sevgili Şebnem de büyük bir kibarlık örneği gösterip gelirken kendi yaptığı patatesli börekten getirdi. Ellerine sağlık canım. Diğerleri ise önceden de yayınladığım pizza ve renkli kurabiyeler. Zeytinyağlı sarma ise zaten bir klasik ama yakında kendi tarifimle bir de ben yayınlamak istiyorum, kimbilir belki hiç bilmeyen biri burayı ziyaret eder de faydalanır.

Ben bu doğum günün hem hazırlık aşamasında hem de yapılanların paylaşımında çok eğlendim. Yakında Defnoşun doğum günü var sabırsızlıkla bekliyorum gene böyle özel şeyler pişirmeyi.

04 Ocak 2007

Yeni Yıl Herkese, Mutlu ve Sağlık Dolu Olsun

Uzun bayram tatili nedeniyle Bursa'daki mutfaktan kızkardeşim Elif ve ailesini misafir ettik Dubaide. Ama üç çocukla yeni yıla evde girmekten başka seçenek yoktu sonuçta. Ama yandaki resme bakıpta sanmayın sakın binbir uğraşla tüm gün yemekler hazırlayıp mükellef bir sofra hazırladığımıza. Bence sofra gayet hoş oldu da içi pek bir boş oldu kanımca. Günler boyunca buraları gezdireceğiz üstüne de alışveriş yapacağız diye kendimizi sokaklara atarsak 31 aralık akşamı da eve 9 da ulaşırsak başka da bir şey beklenemez bu durumda. Dolapta ne varsa bulundu çıkarıldı hemen pratik bir şeyler eklendi ve bu hale geldi sonuçta. Bir kez daha anladık ki yeme içme bahane sohpet şahane. Yedik, içtik, güldük eğlendik, bolca dinlendik, yeni yıla hem Dubai hem de Türkiye saatiyle girdik. Birbirimize ve sevdiklerimize güzel niyetler, sevgiler ve sağlıklar diledik. Tıpkı size buradan yolladıklarım gibi. Yeni yılda sevdiklerinizle beraber iyi olun, iyi kalın ve sağlıkla dolup taşın.

Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun gördüklerinizi anlatın derler ama mekan yemek bloğu olunca yemek içmek en ön planda. Dedim ya pratik bir şeyler hazırladık bir kaç dakika da. Unutmadan şuraya da not alayım da sıkıştığım noktada hatırlayayım kolayca. Bir gün önceden kalan üstelikte dilimlenmiş baton ekmekleri değerlendirmek adına. 1 yumurta, biraz sıvı yağ, kalmış peynirler ve maydanoz çırpılıp karıştırılır çabukça. Kıpkırmızı 2 domateste kuşbaşı doğranır hızlıca. Dilim ekmeklere sürülen peynirli karışımın üstüne domatesler, hoppp hepsi fırına. Sonra da kırmızı bir kapta konar sofraya.

Pratik şeyler katagorisinde ekmekçiklerle beraber tavuklu yeşil salata ve hardallı patates salatası da vardı. Salata zaten bildiğiniz yeşil salata da hardallı patates salatası bilmeyenler için şöyle bir bahsedeyim dedim. Haşlanmış patatesler ve doğanmış yeşil soğanlar hardal, zeytinyağı, limon ve tuz ile tatlandırılarak ikram edilir. Ve aynen bizim yaptığımız gibi zevkle yenir.