Çorbalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çorbalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2007

Ye#21 - Tavuk Ye

Bu ayda Sevgili Emel'in ev sahipliğinde Yemek Şenliğine davetliyiz Tavuk Ye#21 etkinliği için. Aman diyeyim sakın ola uğramadan geçmeyin.

1-Bu ay etkinlik için özel olarak hazırladığım yemeklerin dışında geçtiğimiz günlerde yaptığım ama etkinlikte yayınlarım diye sizlerle paylaşmadıklarımda var. O yüzden biraz fazla tarif bulacaksınız bu yazıda. Ben etkinlik için hazırladığım tavuk yemeklerinden çorba ile başlamak istiyorum. Çorbanın ismi ise siz artık hangisini beğenirseniz; kremalı tavuk mu desek, alfabe şehriyeli mısır mı desek, mısırlı tavuk çorbası mı desek bilemedim. Sonuç olarak tavuklu bir çorba. Tarifi ise kısaca şöyle: Bir parça tavuk suda haşlanır, tavuk eti çıkarılarak küçük parçalara ayrılır, kaynamakta olan tavuk suyuna şehriyeler atılır, dondurulmuş bir avuçta mısır eklenir. Karışımdaki şehriyelerin pişmesine yakın biraz limon sıkılır, yarım paket süt kreması bir parça çorba ile ılıtılarak çorbaya eklenir. İçine biraz da tuz ve minik kıyılmış maydonoz konursa çorba hazırdır.Çorba piştikten sonra isterseniz o şekilde servis yaabilirsiniz isterseniz de benim küçük kızım için hazırladığım blenderda çekilmiş şekliyle sofranıza getirebilirsiniz. Blenderda çekilmiş hali mısırların parçalanarak çorbaya daha iyi nüfuz etmesinden dolayı bambaşka bir çorba gibi oldu. İki şekliyle de tarafımızdan tavsiye olunur.

2-Bir yanda çorbamız pişerken hazırlanan ikinci tavuk yemeği ise yeni almış olduğum içinde çok fazla tavuk tarifi olan bir kitaptan.

Tavuk göğüslerini ısıya dayanıklı yağlanmış fırın kabına dizin ve üzerine fırçayla biraz hardal sürün. Bir kasenin içinde galete unu ya da robotta çektiğiniz ekmekleri koyun, Kuru ve taze nane, kişniş, fesleğen,ince kıyılmış maydonozu ve biraz tuzu da galeta ununa ekleyin, karıştırın. Tavukların üzerine yayın.Eritilmiş tereyağını üzrlerinde gezdirip fırına verin. Tavuklar pişip üstü çitir olunca yemeğe hazır hale gelmiştir. Ben beğendim darısı sizin başınıza.
3-Soldaki bu tavuklu yemeği de gene aynı kitaptan görünüşüne vurulup uyguladım. Ama iş yapmaya gelince hiç te kitaptaki gibi olmadı. Bir kere tarifteki pırasa evde yoktu ben de kabak kullandım. Milföyüm fazla güzel değildi onların yaptığı gibi düzgün örülmedi. Ama tüm farklılığa rağmen hoş özellikle de klasikten biraz uzak tatlar arayanlar için ideal bir deneme oldu. Aslında bir daha ki yapışımda hamurunu kendim açmayı planlıyorum. Gelelim yapılışına:Tavukları haşlarken 2 tane kabağı küp küp doğrayıp 2 adet küçük doğranmış sarımsakla beraber tereğayında kabaklar yumuşayana kadar çevirelim. Haşlanan ve küçük doğranan tavukları da buna ilave edip, yarım limonun kabuğunu içine rendeledim, 2 kaşık labne peynirini ekleyip karıştırdım. Biraz kıyılmış maydonoz ile mozeralla peynirini de ilave ettim. Sıra geldi hamurun içine tavuklu içi koymaya.Ben kare şeklindeki milföyleri elimde biraz yoğurup merdaneyle dikdörtgen şeklinde açtım, ortasına boydan karışımı koydum, bıçakla kestiğim şeritleri örmeye çalıştım. Sonra da üzerine yumurta sürerek fırınladım. Bu yarı kitaptan yarı deneysel tarifler benim ok hoşuma gitmeye başladım söyliyeyim.

Tavuk Kıyması
Bunlarda önceden hazırlamış olduğum tavuk kıyması çeşitlemeleri. Tavuk kıymasını da aynen köfte yaparken hazırladığım gibi yapıyorum. İçine rendelenmiş soğan, bayat ekmek yada galeta unu, 1 yumurta ve maydonoz, karabiber ve tuz koyuyorum. Resimlerden de göreceğiniz gibi bir seferinde köfte şekli verip fırının ızgara kısmında ızagara köfte yaptım, gerçekten çok leziz oldular, diyettekiler benden tavsiye. Diğerini ise aliminyum folyoya yayıp arasına arasına haşlanmış bütün brokolileri koydum ve rulo yapıp fırında pişirdim. Tavuklu rulo pişince fırından alıp folyosunu çıkardım ve kızarması için yeniden fırınladım. Sunumuyla güzel bir farklılık yaratmış oldum.


Son olarakta sebzeli hamburger köftelerimi yaptığım gün hazırladığım bu yemekten bahsetmek istiyorum. İşten eve büyük bir aşkla gelip planladığım hamburger köftelerini hem tavuk kıymasından hem de normal kıymadan yapmak üzere işe giriştim. ilk önce kıymadan hamburger köftelerini hazırlayıp derin doncurucuya koydum sonra da tavuk kıymasını sebzelerle yoğurmaya başladım. Ama gelin görünki gece saat oldukça geç bir vakit olduğu için onları köfte olarak şekillendirmeye üşendim ve yağladığım fırım kabına koydum. Üzerlerine yuvarlak kestiğim domatesleri koyup parmesan peyniri serpiştirdim, fırına yolladım. Böylece ertesi günkü yemeğimde çıkmış oldu. Tarifi için lütfen buraya tıklayınız.Böylece ben de bir etkinliği daha tamamlamış oldum. Diğer tarifleri de merakla bekliyorum.

Bunlarda önceden yayınlamış olduğum tavuklu tarifler, belki ilginizi çeker.Sevgiler
Mantar Dolgulu Tavuk

24 Ocak 2007

Bloglardan Derlemeler-2

İnsan bloglar aleminde özellikle de mutfaklarda gezindikçe orada gördüğü birbirinden leziz yemekleri yapma arzusunundan kendini alamıyor. Eee yapınca da illaki de paylaşmak ve yayınlamak istiyorsun sen de diğer mutfak komşuların gibi. Ama bunun nedeni kesinlikle sen yaptıysan ben de yaparım olayı değil, bak yaşasın ben de yapabiliyorum senin gibi hem ne güzel sayende değişik bir lezzetle tanışmış oldum duyguları içerisinde. İşte tam da bu şekilde hissederken blog derlemelerine Cafe Sardunya`dan Nilayin mutfağından öğrendiklerimle devam ediyorum . Ama ondan önce bu tarifler nasıl karşılaştığımdan bahsetmek istiyorum. Bir gece önce burada olan ailemizle beraber çin restaurantına gittik. Oranın güzel spring rollerini, noddleslarını, chicken&corn corbasını, ördeğini, özenli soslarda hazırlanmıs et ve tavuklarını afiyetle yerken şu noodlesı evde de yapmalı konusmaları masamızda gidip gelmişti. Bu sohpetlerin hemen ertesi gününde ben Nilay da tam da bu menüye rastladım işte. Tabi bu mutlulukta bir sonraki hafta olacak şekilde Çin Yemekleri günü belirledim kendime o haftasonunu. Özenle malzemelerimi aldım ve Nilayın tariflerine kendime baz alarak bu yemekleri hazırladım.

TAVUKLU MISIRLI ÇORBA VE FASÜLYE FİLİZLİ LAHANA SALATASI





Yalnız Çorbada ben salam ve tavuk bulyon kullanmayı tercih etmedim onun yerine 1 adet tavuk göğsünü tarifteki gibi 4 bardak suyla haşlayıp etlerini ve bir miktar suyu robottan geçirdim ve 1 bardak mısırı dökerek kaynatmaya devam ettim. Ayrı bir yerde 1 yemek kaşığı mısır ununu biraz sütle karıştırıp çorbaya kattım. Ve nihayetinde de 1 yumurta beyazını biraz corba suyuyla cırpıp durmadan karıştırdığım tencereye ilave tercih ettim. Hmmm mis gibi mısırlı ve tavuklu çorba hazır. Salatanın tam tarifinin için ise burayı tıklamanız yeterli.

SEBZELİ-TAVUKLU NODDLE



Sebzeli ve tavuklu Noddel da ise Nilayla temel farkımız benim önceden 1 paket noddelı pişirmem oldu. Nedense ben güvenemedim hepsini orada pişirmeye. Herşeyden önce sebzelerimi ve tavuklarımı jülyen diye tabir edilen ince uzun şekilde doğradım. Kocaman wok tavama 2 kaşık sıv yağ koyarak soğanları pembeleşene kadar çevirdim ve almaya yakın 1 çay kaşığı kadar şeker ve biraz karabiber ekledim. Sonra bu karışımı ayrı bir yere aldım. Tavaya çok az yağ koyup tavuklarımı attım ve yavaş yavaş karıştırıken üzerine bolca soya sosu döktüm. tavuklarım pişmeye yaklaşmaya başladığı zaman kırmızı ve yeşil biber, havuç, lahana, karnıbahar (sanırım ev de yoktu da koyamadım çünkü resimde göremedim) ,kabaktan olan sebze karışımını da içine boşalttım ve yüksek ateşten devamlı karıştırarak sebzeler hafif diriliklerini kaybedene dek pişirdim. Ama canlılıklarını kaybetmemelerine özen gösterdim. Sonra da kenardaki soğanları ve noddlerı ekledim. İşte dumanı üstünde yemeğim servise hazırdı. Bu biraz değişik oldu ama Nilayın tarifine de bir daha göz atabilirsiniz.

DİBLE

Cafe Sardunya'dan sonra Damak Tadı'ndan Gül'ün mutfağına uğrayalım birlikte. Pirinç etkinlikleri için gezerken karşılaştım Damak Tadında Dible ile. Yıllar önce daha da boğazsız olan kızm bir arkadaş toplantısında Sevgili Belma'nın yaptığı Dibleyi afiyetle yemişti hiç yiyeceğini düşünmememe rağmen. Artık çok mu beğenmişti diğer arkadaşları da yemişti o yüzden mi bilinmez anneciğinin aklında da yer edivermiş bu durum. Miş muş diyorum çünkü geçen gün durduk yerde aklıma geliverdi dible gecenin bir yarısında. Nette araştırırım kararına varmış konuyu beynimin diğer bir kıvrımına postalamıştım. Bir ya da 2 gün sonra Gül'ün sayfasında karşılaşınca vardır bunda bir hikmet herhal deyip hemen o gece pişirdim kuzucuklarıma. Ben dahil hepimiz çok beğendik. hatta Ezgi aaa bu fasulyeliymiş yorumuyla beğenisi değişik ortaya koydu. Anlattım anlattım da bilmeyenler için tarifi ne olacak değil mi? Onlar da bir zahmet şuraya tıklayıp Damak Tadı'ndan alacaklar. Sevgiler

18 Aralık 2006

Tavuklu Çorba

Bu gün benim birikmiş tariflerimi yayınlama günüm oldu sanırım. Önceden yapıp fotoğrafını da çektiğim şu lezzetli çorbayı da yazayım da arşivimizde bulunsun.

*1 tavuk göğsü
*2 ç.k. un
*2-3 ç.k tereyağ
*bir avuçtan biraz fazla tel şehriye
*1 yumurta sarısı
*2-3 ç.k. yoğurt
*1 diş sarımsak
*4-5 bardak su

Tavuk göğsünü suda haşlayın. Ayrı bir tencerede un ile yağı kavurup yavaş yavaş tavuk suyunu ilave ediyoruz ve sürekli karıştırıyoruz. Tüm suyu koyduktan sonra içine tel şehriyeleri ve küçük parçalara ayırdığımız tavuğu atıp sonra da rendelediğimiz ya da ezdiğimiz sarımsağı koyuyoruz. Şehriyeler pişerken bir kenarda yumurta sarısı ile yoğurdu güzelce çırpıp artık pişmiş olan çorbanın suyundan bir miktar alarak kariştirıyor sonra da tencereye döküyoruz. Bir iki taşım daha kaynatıp ocağın altını kapatıyoruz. Aslında benim ocağım elektrikli olduğu ve ısısını bir süre daha koruduğu için altını hemen kapatıyorum. Servis sırasında da arzuya göre nane, karabiber ve kırmızı biberle süslüyoruz. Aslında içine de konabilir bu baharatlar ama malum evde çocuk olunca opsiyonel yapmak daha iyi oluyor. Afiyetler ola.

13 Aralık 2006

Sebzeli Mercimek Çorbası

İşte benim en sevdiğim lezzet..

Malzeme listesi;

* 1 orta boy soğan
* 1 orta boy patates
* 1 orta boy havuç
* 1 orta boy kabak
* 2,5 - 3 su bardağı kırmızı mercimek
* 1 yemek kaşığı un
* Sıvıyağ

Önceden ayıklanıp yıkanmış olan kırmızı mercimek ,2 yemek kaşığı zeytinyağ ile orta ateşte hafifçe sarartılır. İşlem sonunda hepsi blendardan geçeceği için patates, soğan, havuç ve kabak iri iri parçalar halinde peşpeşe doğranarak mercimeğe ilave edilirek 5 dakika kadar hepsi birden kavrulur. Üzerine malzemerin bir iki parmak üstüne çıkacak kadar su ılave edilir ve kaynamaya bırakılır. Malzemelerın hepsi pişip, mercimekler kabardıktan sonra bir blendar yardımıyla püre haline getirilir. Ayrı bir tencerede 2-3 kaşık zeytinyağıyla 1 kaşık un hafif kavrulur ve koyu kıvamdaki sebzeli mercimeğimiz unu kavurduğumuz bu tencereye aktarılarak üzerine çorbanın arzu edilen kıvamına göre su ilavesiyle kaynamaya bırakılır.

Sonuç... Sapsarııı mis gibi kokan bir mercimek çorbası.

Kabağı,oğluma daha vitaminli bir şeyler yedirebilmek adına icat edip çorbaya ilave etmiştim. Bu hafta yaptığıma ise birde 4-5 dal brokoli kattımm.. İykide yaptım.. Ben brokoliye fenaa taktımm ::)))

Sizde deneyin

Eli

06 Aralık 2006

Akşam Menüsü

Sizi bilmem ama ben balığı çok severim. Eğer akşam yemeğine balık yapacaksam o öğün bana özel bir öğünmüş gibi gelir hep. Yani sözün kısacası öyle sıradan aman işte yiyelim bir şeyler gitsin denemeyecek bir zaman dilimidir balıklı akşam yemekleri benim için. Balığın yanına da yapacak bir şeyler aramam aslında ben. Sadece balık olsun, yanına bol yeşil bir salata olsun ve illa da sevdiğim insanlar ve güzel muhabbetleri olsun. Ama çocuk sahibi olduktan sonra bu seramoni biraz değişti elbet. Ufaklığın balığı yememe ihtimaline karşı başka bir yemeği de sofrada bulundurmak tecrübe ile öğrenilen bir şey oldu. Çok şükür Ezgi de seviyor balığı ama cadı bu belli mi olur ne olacağı. Tabi bir de bu küçük cadılar varlığı balık sofrası sohpetini farklılaştırdı ama olsun olacak o kadar. Herneyse çenem düşük olduğu gibi klavyeminde ayarı yok. Kısaca geçen akşam menümüzde domates çorbası ve balık vardı. Çok farklı tarifler değilse de göz önünde bulunmalırnda fayda var.

DOMATES ÇORBASI

Aslında ben domates çorbasını her zaman marketten aldığım şu 1 litrelik kutulardaki domates suyu ile yaparım. Ama bu sefer ev de domates fazlası olunca bir de domatesin kendisi ile denyeyim dedim. Oldukça lezzetli oldu, herkes çok beğendi ama laf aramızda ben domates suyundan yaptığımı tercih ederim genede. Bir ara onu da yapar tarifini yazarım gene.
5 domates
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı tereyağ
1 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı labne peynir (ev de bebek yüzünden her daim bulunur ben de mümkün olan her şeye koyarım)
1/2 pk küçük paket süt kreması
4 bardak su
tuz
Önce domatesleri kabukları ile mutfak robotunda güzelce çektim. Domatesleri parçalarken salçayıda içine attım ki domates suyu ile iyice karışşın istedim. Tencereye tereyağı ve unu koyup yağ eriyene kadar karıştırdım ve elde ettiğim domates suyunu ilave ettim. Unun topaklanmaması için bu karışımı bir süre karıştırarak pişirdim ve üzerine su ile tuzu ilave ettim. Çorba pişip ocaktan alma kıvamına gelince içine krema ve labneyi kattım. Bir iki dakika daha kaynatıp altını kapattım. Çorba pişerken de servis için küçük küpler halinde kestiğim kepekli ekmeği (ben de o vardı yani beyaz ekmek daha bile lezzetli olur) fırında pişirerek kızarttım. Bir miktar kaşar peynirini de rendenin ince tarafı ile rendeleyerek servis için hazır hale getirdim. Ve resimde görüldüğü gibi servis ederk görücüye çıkardım.

FIRINDA BALIK

Ülke değiştirdiğiniz zaman bundan ilk etkilenen alışkanlığınız balık oluyor sanırım. Alıştığınız coğrafyanın alıştığınız balığını farklı bir ülkede kolaylıkla bulamıyorsunuz. Eee benim de bazı konularda muhafazakar olduğum düşünülürse şu geçen 2 ay boyunca marketlerde balık konusunda çok çekimser kaldım. Tanıdığım balık olarak somon vardı bir de Cidde yıllarından bildiğim Hamour. Somonu çocuklar için pişirdim ama kendimiz için sadece konserve ton kullandım. Bu arada içinizde güzel bir somon tarifi bilen varsa çok makbule geçer. Sonunda geçen gün markette gezerken bizim çipuraya çok benzeyen bir balık gördüm mutlulukla alıp hemen eve getirdim. Etiket ismini internette araştırınca bunun bizim sarıgöz(black seabream) diye bildiğimiz balık olduğu ortaya çıktı. Sonradan öğrendim ki çipura(seabream) da mevcutmuş buralarda. Alışık olduğum şekilde fırında yaptım

3 adet büyük sarıgöz (1.5 kg kadar)
2 adet domates
2 adet büyük soğan
1 adet limon
3-4 diş sarımsak
göz kararı zeytinyağ
kekik ve tuz
Balıkçı tarafından temizlenmiş balılar güzelce yıkanır ve içine alüminyum serilmiş (temizlenmesi kolay olur) tepsiye dizilir. Üzerlerine bıçakla verev iki kesi yapılır. Zeytinyağ ve kekik balıkların üzerine döküldükten sonra elle bu karışım balıkların hertarfına yedirilir. Sarımsakların bir kısmı açtığımız bu kesiklere bir kısmına kafasının içine konur. Üzerlerine ve tepsiye ince dilimlenmiş soğan, domates ve limonlar dizilir. Birazda maydonoz konur ve doğru fırına. max yarım saatte balıklar pişmiş olur. Soğanlar ve domatesler piştiyse balıkta kıvamında demektir. Zaten bütün evin içi fırından gelen balık kokusu ile kaplandıysa balığın hazır olduğunu anlayabilirsiniz.




Pişirdikten sonra farkettiğim şey sarıgöz oldukça yağlı bir balıkmış ve tepside bayağı yağ bıraktı. O yüzden kendi koyduğum yağ biraz daha az tutulabilirmiş. Ama çüpura yağsız bir balık olduğundan onda yağı daha fazla kullanmak daha akıllıca olur. Bu tarif levrek, lüfer, palamut gibi balılarla da aynen uygulanabilir. Afiyet olsun.