Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Nisan 2008

Dünyayı Güzellik Kurtaracak

doctus

"Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey"
diyor Zülfü Livaneli türküde. Ama sanırım insanı sevmenin yolu da çocuğu sevmekten geçiyor. Bir çocuğu sevmeyen, ona kötü davranan ya da bir şekilde istismarına neden olan herkes dünyanın yokoluşuna, etrafımızı gittikçe saran kötülüklerin artışına katkıda bulunuyor demektir. Ama daha da önemlisi çocuğa yapılan her istismar onun kişisel tarihine derin, kötü bir iz bırakmak demektir. Kendini savunmaktan henüz aciz yavrularımıza yapılan her türlü istismarı kınıyorum ve "Çocuk İstismarını Durdurun " diye haykırmak istiyorum.
Doctus sitesi bu konuyla ilgili "Dünyayı Güzellik Kurtaracak"isimli mimi başlatmış. Elbette ben de iki çocuk annesi olarak Sevgili İpek'in çağrısıyla bu mime katılmadan edemedim.
Bu konu kendimde bir özeleştiri yapmamı sağladı. Evet belki ilk aklımıza geldiği şekliyle bir istismar sözkonusu değil çocuklarımıza ama ben ve bir çok ebebeyn hayatımızın günlük koşturmacaları, iniş ve çıkışları içerinde tamhammül gücümüzün yerlerde süründüğü saatlerde, normalde daha hafif atlatılabilecek bir durumu, çocuklarımıza gereğinden çok kızarak, bağırarak, sanki günün yorgunluğunu onlardan çıkararak yaşıyoruz. Bu mim bana bu konuda daha dikkatli olmamı söyler oldu şuradaki çocuk istismarı afişini gördüğümden beri. O yüzden sizinde
dikkatinizi bu noktaya çekmek istedim.

Mim'in gereklerinden biri de çocukluğumuza ait hatırladığımız bir şarkıyı yazmak. Aslında ilk olmasa da cocukluğum ve şarkılar deyince aklıma gelen Bursa'da annemle birlikte katıldığımız kına gecelerinde söylenen türküler, şarkılar. Geneli insanı şıkır şıkır oynatan, bir kaçı ise gelini hüzünlendirmek iiçin söylenenlerden. Ama ben buraya okul yıllarıma ait bir şarkıyı yazmak istedim. Çocukluk şarkısı denince ilk aklıma gelenlerden.
ILGAZ
Ilgaz Anadolu'nun
Sen yüce bir dağısın
Baharla yeryüzünde
Güzellerin bağısın
Yalçın kayalıkların
Göklere yükseliyor
Senin dumanlı başın
Bulutları deliyor
Yükseklerden akıyor
Ne güzel berrak sular
Eteklerinde otlar
Sürülerle kuzular

Kimbilir belki de hiç müzik yeteneği olmayan benim flütle çalabildiğim ilk ve tek şarkı olmasıdır bu şarkıyı özel yapan benim için.
Ve zinciri koparmamak için ben de bu mime taze blogculardan Eda'yı ve eski blogculardan Nezaket'i davet etmek istiyorum.

11 Nisan 2007

Oyundayım

Ben gene sobelendim. Bu oyunlar tüm hızıyla süre gelirken biz de birbirimiz hakkında daha çık fikir sahibi oluyoruz ne dersiniz? Bu yazıyı oluşturmama neden olan Bir Fincan Keyif'e, Mutfak robotu'na, Pasta Klubesi'ne, Burçin'nin Denemeleri'ne ve Tatlı tasarımcı Acemi Aşçı'ya (bu arada beni şımartıyorsun İpek iltifatlarına teşekkürler) kocaman sevgilerimi gönderiyorum buradan. Bu blog önüme ne güzel, farklı arkadaşlıklar açtı ne hoş. Gelelim yanıtı istenen sorulara. İlk sobelendiğimden beri üç gün geçmedi sanırım hala oyundayım yani.

1.1 -Daha önce yaşadığınız 3 şehir...?
Sırasıyla yazarsam Bursa, İzmir, İstanbul, Cidde ve Dubai (3 te kesemedim başlamışken hepsi olsun dedim)

1.2 -Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediğiniz 3 yer...?
Tüm Akdenizi çok sevdim ben. Oradan size isimler vereyim; Kaş, Gökova ve İzmir civarındaki herhangi bir tatil yeri

1.3. Yaşamak istediğiniz (görmediğiniz de olur) 3 sehir...?
Aslında Pariste yaşamak isterdim bir süre ama yalnız ve çalışan biri olarak;
Amsterdamda yaşamak isterdim ama şimdiki gibi ailem ve çocuklarımla;
İstanbulda yaşamak isterdim her zaman ve sonsuza kadar.

2.1. Şu andaki mesleğiniz nedir?
İnşaat Mühendisiyim

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Aslında insan kendini zaman geçtikçe daha iyi tanıyor sanırım. Ben de organizasyon işlerinde çalışmayı isterdim gibi geliyor. Bir de keşke öyle bir yeteneğim olsaydı da tasarımcı olsaydım.

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
Ağır fiziksel aktiviteler içeren işler pek hoş olmazdı sanırım. Ayrıca mesela bir fabrikada bir bant başında 8 saat sürekli aynı şeyi aynı yere koymakla görevli olmak istemezdim. Benim gibi heyecanlı biri için işkence gibi olurdu sanırım. Ama insan zorunda kalınca her işi de yapar onu da bilirim.

3.1. Yasam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
Hayatın bana öğrettiği bir şey var; hayatta hiç bir şey için ben bunu yapmam demeyin, tecrübeyle sabittir onları yapmak zorunda kalırsınız, o yüzden büyük konuşmayın, kesin yargılı olmayın derim ben size.

3.2. Bir kitapdan alınma, cok sevdiğiniz bir cümle veya paragraf veya bölüm?
Aslında aşağıda paylaşacağım şiirin çok önemsediğim şu kısmını yazmak istedim bu bölüme ben yine: "Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? "

3.3. Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası?
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım HİKMET


Oyunun devamı için son zamanalardaki merakım olan pastalarımı şu şekilde ithaf edeceğim.
Nezaket biliyorum bazen vakitsizlik bu oyunlara katılmayı zorlaştırıyor, hatta bir öncekine de ben seni dahil etmiştim ama yeni bir oyun daha sardım başına. Bakalım Açık büfe o çok beğendiği canavarların hatırını kırabilecek mi?



Daha aklımda pasta yapmak yokken bile beni teşvik eden Tulosh'tan İnciler'in Tatlı Tülay'ına da sevdiği gibi içi meyveli çikolatalı pasta gidiyor.

Sayesinde bu akşam cevizli irmik helvası (malesef damla sakızım yoktu) yediğimiz Rustik'in sahibesi sevgili Betül'e ben de bir meyveli pasta yollamak istedim.

Ve en son olarakta oyuna İpek tarafından dahil edildiğini bilsem de kızımın adaşı sevgili Defne'ye de bu pasta yakışır diye düşündüm.

23 Mart 2007

Aldım-Kullandım-Sevdim-Hatta Çok Sevdimm

Sevgili Rabia tarafindan sobelendim ben de bu oyunda. Oyun sanırım aldığımız ve severek kullandığımız bir kaç eşyamızdan bahsetmemizden ibaret. Aslında bu liste öylesine uzun olabilir ki ama ben özellikle son zamanlar da edindiğim seyler ile eskiden beri sahip olduğum ama çok önemli bir kaç eşyadan bahsetmek istiyorum.

Blogumu az çok okuyanlar bilir son zamanlarda pasta yapma işine nasıl merak saldığımı. E hal böyle olunca son zamanlarda kitapçıların yemek kitapları bölümü en çok uğradığım mekanlar haline geldi. Bir de ben bazı konularda takıntılı bir tip olarak taktığım konu ile ilgili olarak her şeyi toplamaya bayılırım. İşte bu kitaplarda son zamanlarda aldıklarım. Hatta bunların resmini çektikten sonra dün akşam gördüğüm iki yeni kitabı daha aldım ve onları da ekledim. Hala kitapçı raflarında gördüğüm ama abartmamak uğruna henüz almadığım iki çok güzel kitap daha var bu konu le ilgili. Pastacılık demişken aslında aldığım bir sürü de güzel malzeme var ama onları da yayınlamayacağım artık.

Sonra şu yanda resmini gördüğünğz şekerler var.
Belki içinizde bileniniz vardır ama bunlar benim yeni keşiflerim ve bu kahveli şekerlere bayılıyorum. Ama bir an önce bu sevdadan geçmemde sağlığım ve kilolarım açısından yarar görüyorum. Her tutku gibi bu da zamanla durulacaktır. Durulur değil mi?


İşte bunlarda cici yüzüklerim. Üçünü son zamanlarda aldım ve severek takıyorum. Yüzüğe karşı hep bir merakım olmuştur zaten. Bunlar tam da benim yüzük zevkimi anlatan modeller. Sadece bunlar değil elbet yüzüklerim ama en yenileri bunlar, görün istedim.


Sıra geldi mutfaktaki küçk mucizelere. Sağda gördüğünüz mutfakta benim elim ayağım. O olmadan önce ben nasıl salatalık tarzı şeyleri soyabiliyormuşum hiç bir fikrim yok. Gerçekten de bunun olmadığı bir mutfakta iş yapmaya kalkışınca oldukça acemileşiyorum. Ne payar bu minik dev derseniz; Salatalık, patates, havuç, kabak ve benzerlerini kabuklarını inceck doğrar, istersniz bu sebzelerden ince şeritler çıkarmanızı sağlar ve çok güzel fasulye kılçığı ayıklar. Diğeri ise tek kalem pille çalışan minicik bir el mikseri. Bunu Defnoşa hazırladığım muhalebinn pütürlerini gidermesi içn almıştım ama bundan başka yemeklere hazırladığım terbiyeleri karıştırmakta, omlat malzemelerini çırpmakta, bardağınıza koyduğunuz ayranı daha da köpürtmekte kullanabilirsiniz. Aldıktan sonra İkeada da benzeri olduğunu gördüm bilginize.


Bu da hani epinizin TV de en az bir kere rastlamış olduğu magic bullet. Evdeki tüm büyük, küçük robotların pabucunu dama atan, bizim evde her mutfağa girişimde en az bir kere kullandığım, bazen aman yıkaması zor olacak diye diğer rondaları kullanmaktan vazgeçme gibi sorunları asla yaşamadığım, bir çok parçası olan, herşeyi paröalayıp karıştırdığım, mucizevi aletim Magic Bullet. Artık mutfak onunla çok daha kolay.





Bu Kenwood güzelini aldığım günden beri bizim eve hiç hazır ekmek girmedi. Sabahları sıcak ekmek kokusu ile güne başlıyorum biz kimi zamanlar, özellikle de hafta sonları. Cevizlisi, zeytinlisi, kepeklisi, beyazı çeşit çeşit. Üstelik bir de kek pişiriyorum ki hazır karışımlardan hmmmm. Ama daha yeni ayılırı bu işte, kimblir neler keşfedeceğim daha.





Bu da bize her daim sıcak ve soğuk suyumuzu sağlayan yararlı makıne. Artık soğuk su için bzudolabına şişe koyma devri sona erdi. Çay için de kettle'ın ısınmasını beklemeye gerek yok. İstersen de ılık iç suyunu. Bundan sonra bunsuz bir hayat olmayacak sanırım.


Evet ben sıramı savdım, şimdi de pası Tulosh'a , Nezaket'e , Ceylan'a ve Müge'ye atıyorum. Ve merakla bekliyorum neler yazılacak diye. Sevgiler

28 Ocak 2007

Ben de Oyundayım

Bloglar aleminde tanımaktan kendi adıma büyük kazanç duyduğum Sevgili İpek beni de oyunun içine çekmiş baksanıza. Hem de bunu öyle bir zamanda yapmış ki. Dün düşen küçük kızım için hastane ve röntgenlerle boğuşmamızın sonucunda omuzda kırık çatlak arası bir sağlık durumuyla eve ve sonra işe dönüşümün hemen sonrasında gördüm mimlenişimi. Sıkıntılı geçen bir günün içinde hoş bir güneş ışığı gibiydi. Özellikle bu sağlık sıkıntısından sonra kendimi tanıtmaya şöyle başlayabilirim.
*Herşeyden önce doğumlarıyla anladığım, hayata aslında onların anneleri olmak için geldiğimin ayırdına varmamdır. Ben o güne kadar nasıl sadece Nükhet'sem o günden sonra asla vazgeçmek istemeyeceğim bir şekilde onların anneleriyim.
*Hayata iyimser bakarım, bu yaşıma geldim hala insanların birbirleri için kötü şeyler düşünüp planlayabileceklerine inanamam ama sanırım gerçek çevremde kötü insanlarla karşılaşmamamın etkisi olsa bu gerek.
*Aslında çok duygusalım ama hareketlerimde realite her zaman daha önemlidir. Hiç bir zaman aklımı kenara bırakıp kalbimle karar veremem. Ama izlediğim tüm özellikle eski dönem türk filmlerine ağlarım defalarca seyretsem bile.
*Son dönemde çok ama çok beğendiğim ve ağlarken içimin çıktığı film ise Çağan Irmak'ın Babam ve Oğlum'udur. Zaten bu yönetmeni çok başarılı bulurum ve ne yapsa beğenirim.
*Okuduğumda iz bırakan kitaplardan biri Buket Uzuner'in Balık İzlerinin Sesi isimli kitabıdır. Benim içimde bir çok şeyi ters yüz etmiştir. Belki de böylesi farklılıkta bir kitabı ilk okuyuşum olduğu içindir. Ama ben zaten yazarın tüm kitaplarını çok severek okumuşumdur.
*Burçlardan fazla anlamasam da bir Yengeç olduğumu ve özelliklerini taşıdığımı bilirim. Ev ve aidiat kavramı benim için önemlidir. Öyle ki otobüs yolculuklarında bile 3-4 saat için bile olsa o koltuğu evim gibi beller sahiplenirim.
*Yeni bir şeye sahip olmak beni çok mutlu eder, aynı çocukken yaşadığım bayram öncesinde olduğu aldığım şeye bakar bakar dururum.
*Sanırım planlama ile ilgili bir takıntım var. Yaşayacaklarımı ve zamanımı planlamaktan hoşlanırım. Ama planları değiştirmek konusunda esneğimdir. Gene de benim dışımda olan değişiklikler beni rahatsız edebilir. Bu huyumdan eşim zaman zaman bunalıyor biliyorum.
*Ben de kitapçıda vakit geçirmeyi sevenlerdenim ama son yıllarda kitapçıda sadece çocuk kitaplarını inceler oldum kızımla. Kendim için kitap alışverişini ise genelde internetten çoğunlukla da ideefixe den yaparım. Saatlerce oranın sitesinde dolaşır ve sonunda listemi oluşturup siparişimi veririm ve heyecanla kitaplarımı beklerim. En sevdiğimde kitap kolisini açar açmaz kitapların ilk sayfalarına adımı soyadımı ve günün tarihini atmaktır. O zaman sanırım kitabı kendime kattığımı düşünüyorum.
*İstanbulda yaşarken Kadıköy'den Karaköy'e vapurla geçerken kulaklığımda powerxl dınlemekten büyük keyif alırdım. Hele onun cıngılı. Şimdi ise bu kadar uzaklardayken, internetten aynı radyoyı dinlerken o cıngılı duydugumda içimde kıpırdanan o geçmişle bütün olma duygusu hala içimi titretiyor.
*Kendimi aslında ne çay ne sigara tirkayisi olarak niteleyemem ama gün için de özellikle de sabah çayımı içmeyi ararım. Keyifli gecelerime de kahvenin eşlik etmesi hoşuma gider.
*Sigara ya da çay, kahve tiryakiliğim yoktur ama başka iki büyük tutkum vardır. Kışın kilolarca kestaneyi yazında kilolarca taze cevizi büyük bir haz duyarar yiyebilrim. Ve bunların mevsimi geçene kadar da bunu yapmaktan kendimi alamam.
*Aynı İpek gibi benimde yağım mutlaka sızma zeytinyağı olmalı, ev derli toplu durmalı, içinde her zaman huzur hakim olmalı.
*Gül ağacından yapılmış mobilyadan nefret ederim.
*Randevularına geç giden ve bunu alışkanlık haline getiren insanların saygısız olduklarını düşünürüm.
*Sinema seyretmeyi ama özellikle de kocaman karanlık bir sinema salonunda izlemeyi çok severim.
*Puzzle yapmaktan çok hoşlanırım, saatlerce başında kalabilirim ve bu konuda iyi olduğumu düşünürüm ama çocuklardan sonra bu hobiye ara vermek durumunda kaldım.
*Alışveris torbalarını çok severim, eski zamanlrda bu konuda büyük bir koleksiyonum bile vardi. Şimdi ise güzel güzel saklar lazım oldukça çıkarır kullanırım.
*Internette dolaşıp bir şeyler okumaktan hoşlanırım. Hayatımın büyük çoğunluğu bilgisayar başında geçiyor zaten. Aaaa bu arada minesweeper da çok iyiyimdir, iddalıyımdır, bu benim el alışkanlığımdır. Telefonla konuşurken ya da düşüncelere dalmışken çoğu zaman hiç farkında olmadan açar ve onu oynarım.
Ben bu oyunu çok sevdim. Hiç kendimle ilgili özellikleri böyle maddelememiştim daha önce. Altalta görünce kendimi yeniden tanımış gibi oldum. Eğer daha önce sobelenmediyse ben de Sevgili Tülay'ı, Sevgili Defne`yikardeşim Elif'i ve Sevgili Tuğçe'yi oyuna katmak isterim. Ebe elim sende. Sevgiler