09 Temmuz 2008

ORTANCALAR


Geçen yaz Türkiye'ye gittiğimizde İstanbul sokaklarında dolaşırken Jane'i en çok mutlu eden şeylerden biri de apartmanların bahçesinde gördüğümüz insana neşe veren renk renk kocaman ortancalardı. Hatta o kadar bayılmıştı ki onlara Dubai'ye getirmek için bir kaç çiçekçiye sormuştuk bile.

Bu arada Jane de kim dersiniz ona kısaca evimizin kadını, kızların ablası, benim elim kolum diyebiliriz. İki senedir 7/24 aynı ev içinde yaşıyor ve gül gibi de geçinip gidiyoruz. Bu aralar Jane bizim kızlarla birlikte Türkiye'de tatilde. Ve ben kızların özleminden başka Jane' i de şiddetle özlüyorum ve bir an önce eski düzenimize dönmemizi diliyorum.
İşte onlar Türkiye'ye gitmeden önceki Haziran'nın son günlerinden birinde bizimki'nin doğum günü vardı. Banim pasta yapma seanslarında mutfakta yanımda olarak bana destek olan Jane için de bir pasta yapmak kaçınılmazdı. Minik bir doğum günü partisi yapacaklardı arkadaşlarıyla birlikte. Ben de onu erkenden oraya yollayıp pastasını arkadan gönderdim. O kadar aklımda kalmış ki onun ortancalara olan hayranlığı aklıma başka bir şey yapmak gelmedi bile. Aslında ortancalarım bayağı mordular ama fotoğraflarda maviye çalmışlar.
Çok ama çok zevkle yaptım hem ona olan minnetimi gösterebilecek olmanın mutluluğu hem de zihnimde yaz başında doya doya seyrettiğim ortancaların resmiyle. Bizimle birlikte olup hayatımızı kolaylaştırdığın için çokk teşekkürler.
HAPPY BIRTHDAY JANEEEEEEEE!

05 Temmuz 2008

ECE 1 YAŞINDA


Zamanın bu kadar hızlı akıp gitmesi beni zaman zaman korkutsa da en çok şaşırtıyor. Daha o kadar yeniydi ki pasta yapmaya merak saldığım günler, ama sadece dekorasyonlu pastalardan bahsetmiyorum. Evde denediğim çeşit çeşit pandispanyalardan, kremalardan, bunların kombinasyonlarından, ve gittiğim her yere yaptığım pastalardan götürmek isteyişimden söz ediyorum. Hatta o gece gideceğimiz arkadaş davetine giderken de hızımı kesemeyip bir değil iki yaş pasta götürmüştüm. İşte orada tanıştım ben şimdi 1 yaşına girmiş olan Ece ve annesi ile. Ama Ece o zamanlar henüz annesinin karnındaydı ve hiçte öyle kendini belli edecek kadar büyümemişti. Ama eminim o zaman bile tüm doğallığı ile bıcır bıcır bir şeyler anlatan annesinin o tatlı, neşeli sesini keyifle dinliyordu.Şimdi ise o minik bir prenses oldu, koskaca bir yılını bile geride bıraktı. Ben de ona kelimenin tam anlamıyla çiçekli, böcekli bir pasta yaptım. Söz konusu olan bir kızdı ve pembe kullanmamak elimde olamazdı.

Pastayı o gün doğum gününe götürdüğümde Esraya pastanın hayalinde ki 1 yaş pastasına benzeyip benzemediğini sorduğumda gelen yanıt beni öylesine mutlu etti ki başka ne tür bir iltifat etse bu mutluluğu bana yaşatamazdı. O kadar doğal ve içten haliyle "hayır hayallerimdeki gibi bir şey olmamış, çünkü ben böyle bir şey hayal bile edemezdim" diyerek beğenisini dile getirmesi benim için harikaydı. Çünkü bu pastayı yaparken zaten yaşadığım tatmin duygusuna katmerler katan bir şeydi, niye bununla uğraştığımı bir kez daha hatırlatıyordu bana. Esracım bu tepkin benim kişisel tarihimde hep çok özel bir yer alacak bilesin.

Hmmm bir de süslü, renkli, çiçekli , kelebekli kurabiyelerimiz vardı zevkle süslediğim.Ece'cim senin hayatında bu resimdeki kurabiyeler gibi renkli geçsin, mutlulukla, sağlıkla ve hep ailenle birlikte ol bebeğim.

01 Temmuz 2008

Etkinlik ve Bir Doğum Günü

Yaman Etkinlikler kapsamındaki Zerrin'nin Cup Cake Festivali için geciktim ama bugün birbirinden güzel cupcake resimlerini görünce etkinlik sayfasında ben de yayınlayıp şansımı denemek istedim. Belki Zerrin bana bir şans verir. Ellerine sağlık Zerrin.Gelelim bu cup cake olayına. Bunları bu etkinlik için yapmadım ama iyi bir tesadüfte olmadı değil. Bu minik kekler bizim ailemizin babası için yani Görkem için yapıldı. Pasta yapmak için bahane ararken bu sefer adama niye pasta yapmadın diye soracak olursanız size kısaca üşendim diyebilirim. Ama bu günü pastasız geçmekte olmazdı, şöyle kolayından bir kek yapayım kızların da sevdiği, bir kısmını da cup cake dönüştürürüm diye düşündüğüm bir işe giriştim. Ertesi gün yani doğum gününün olduğu 23 Haziran da işten gelip kolayca süslemeyi planlıyordum. Ve o sabah kızlar babalarının doğum gününü kutlayınca Görkem kapıdan çıkıp gitmeden bana döndü ve "senden bir şey istiyorum, lütfen bana pasta yapma dedi". Eee bu durumda aldığım kararım doğruluğu beni acayip mutlu etti ve gönül rahatlığı ile "söz, yapmam" dedim. Ama bana cup cake süsleme dememişti ki.Herneyse uzun lafın kısası bizim limonlu kekimizin üzerine yaptığım limonlu frosting krema ve minik minik onu anlatan figürler bir nevi pasta olmayan ama pasta taklidi yapan bir şey oldu çıktı. Ama pasta da herkes mavi elbiseli figüre takıldı. o Da kim diyene ee işte benim diyince hadi canim sen öyle tombik misin dediler ve beni mutlu ettiler. Ama canım her bedenden de kurabiye kalıbı bulunmuyor ki insanın elinde, idare ediversinler işte.

Kekin tarifine gelince;

185 gr tereyağ
185 gr krem peynir
1 tatlı kaşığı ince rendelenmiş limon rendesi
230 gr şeker
3 yumurta
150 gr kekun
100 gr un (tarif böyle ama siz totalde 250gr normal un koyup bir de kabartma tozu eklersiniz ki ben bu şekilde koyduğum halde gene de ekledim)


*Yumuşatılmış tereyağı, krem peyniri ve limon rendesini karışım açık bir renk alana kadar mikserle çırpalım.
*Sonra içine şekeri ilave edelim şekerler karışıma iyicene karışana kadar karıştırmaya devam edelim.
* Yumurtalardan birini karışımın içine kırp karıştırıp yedirelim ve aynı şekilde diğer yumurtaları da birer birer ilave edelim.
*Unumuzu eleyerek ilave edelim. Bu aşamada yukarıda da yazdığım gibi tarifte olmamasına rağmen ben kabartma tozu da ekledim.
*Unu ekledikten sonra tahta kaşıkla unları karışıma dahil edecek kadar karıştırıp yağlanmış kek kalıbımıza koyalım.
*Ara ara kontrol ederek kekimizi pişirelim.

Aslında bu tarifi daha önce burada da vermiştim ama etkinlik için bir daha yazayım istedim.a yazayım istedim. Çocuklar çok beğeniyorlar haberiniz olsun.
Biz bunda sonra da babamızın doğum gününü hep birlikte kutlamayı ve bu kutlamayı yaparken sağlıklı, mutlu olmayı diliyoruz. İyi seneler aşkım. Bak bir sene daha büyüdün.

BRİÇ


Geçtiğimiz haftalardan birinde, harika gözleri olan, buralarda gönüllü bir Türk elçisi gibi çalışarak insanlara Türk motiflerini, zeytinyağlı sabunlarımızı, çinilerimizi tanıtan, üstelikte briç tutkunu, sadece tutkun değil şampiyonu ve nihayetinde briç hocalığı yapan tatlı arkadaşım Elvan'nın doğum günüydü. Eh bu kadar özellikli biri için de ben briç tutkusunu seçtim ve elimden geldiğince resmettim. Yeşil bir çuhanın üzerinde dizilen oyun kartları ve briç kontratları Elvan'nın çok hoşuna gitti. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Kek Emel Başdoğan'nın çikolatalı pandispanyası idi. Kreması ise ganaj. Ama bu sefer ganaşı hazırlarken 300 gr krema, 300 bitter çikolata, 200 gr da beyaz çikolata ve 1 kaşık tereyağı karıştırdım. Ganaş ılıkken de içine nane likörü ilave ettim.Katları da acı badem likörü ile tatlandırdığım sütle ıslattım. Ve içine badem krokantı ve damla çikolata koydum.

ELvan'cım yüzün her zaman o akşam ki kadar gülsün ve hep böyle neşeli ve mutlu ol. Upuzun sağlıklı bir hayat diliyorum senin için oğulların ve eşinle beraber.

22 Haziran 2008

MUTLU YILLAR ATİLLA

Bundan 6 ay önce küçücük bir bebek geldi bizim bu gurbet memleketimize. Annesi ve babası uçağa attıkları gibi getirmişlerdi hayata yeni merhaba diyen bu tatlı oğlanı. Sevimli mi sevimli, güleç mi güleç bir tatli minik adam Atilla. Ve artık o 1 yaşında. Ne kadar da küçük demeyin laf aramızda bir kaç ay sonra ağbi bile olacak.
Şimdi nasıl hep gülümsüyorsan ömür boyu yüzünden gülümseme kaybolmasın oğluşum. Pamuk yanaklarından öpüyorum.

15 Haziran 2008

Beyaz Çiçek

Çok tatlı bir arkadaşımın doğum günüydü geçenlerde. Üstelik minik bir süpriz kutlama planlanmıştı onun için. Eee bu süpriz kutlamanın bir de süpriz pastası gerekliydi. Onun kibarlığına, olgunluğuna, sevimliliğine yakışacak dekorasyonda benim gönülümden böyle geçti. Bu pasta gibi duru arkadaşımın doğum günü bir kez de buradan kutluyorum. Hep mutlu ol.
Not: Pastanın içeriği ise kakolu kek, ganaj, damla çikolatalar, fındık krokan ve portakal liköründen oluşuyordu.

10 Haziran 2008

BLACK PEARL

Kendi henüz 4 yaşında ama hayal gücü engin denizlerdeki kocaman gemilerde gezen bir küçük adamın düşlerini aktardık bu sefer pastaya. Aktardık diyorum çünkü aramızdaki iletişimi sağlayan annenin katkılarını da atlamamak gerek. Bu pasta bir nevi krema denizinde yüzen, içi, dışı, katı her yeri çikolata olan, yiyen kişiyi de denizlerde olmasa bile çikolata deryasında boğacak olan bir çeşit oldu. Sevgili Jack Sparrow'un sevgili gemisi Black Pearl'ü kaplamak için şuradaki tarifte verdiğim çikolatalı şeker hamurunu kullandım. Çalışması, kaplaması herşeyi çok güzeldi de 40 derece sıcak altında, arabada klimaların desteğine rağmen yarım saat yol gidince çikolataların yumuşama eğilimi göstermesi kaçınılmaz oldu. Yani korsan gemisi yerine gidene kadar o koca dalgalara karşı gösterdiği direnci pek gösteremeyip biraz eğilip büküldü. Eee nerede engin denizlerin fırtınaları, nerede Dubai'nin minimum 40 derece olan sıcağı.Sonuçta bir taçla taçlandırılmış olan günün prensi mumlarını üfleyip, pastasını keserken memnuniyet duyduysa adına yapılmış bu korsan gemisinden, ben başka ne isterim ki. Yok ben bir de bu prensin koca delikanlı olduğu zamanlarda da pastasını yapmak, ona iyi dileklerimi sunmak isterim. Tıpkı geçen sene de buradaki pastasını hazırlarken yaptığım gibi.
Kocaman ol, sağlıklı ol, sevdiklerinle ol. Bunlar sana mutluluğu getirecektir eminim. Öpücüklerimle.

04 Haziran 2008

Golcü Futbolcular

Uzun süren bir aradan sonra yeniden bir şeyler yazabiliyor olmak harika bir şey. Ama araya misafirler, bakıcımızın izne çıkması, bir türkiye seyahati, sonra yeniden işe dönüş ve ev işleri girince bırakın bir şeyler yazmayı yazılanları bile okumaya fırsatım olmadı. Ama sağolsun Elif'çiğim güzel pasta ve kurabiyelerini paylaştı da sayfa gene de çok hareketsiz kalmadı. Ne dersiziniz kardeşi de ablası gibi pasta olayına kaptırmaya başlamış kendisini değil mi?
Gelelim aşağıdaki pastalara. Bu pastaları yakışıklı iki delikanlı için hazırladım. Büyük olan Beşiktaşlı, düşünüp taşınıp gol atan bir Beşiktaşlı da karar kılmış. Ufak olan ise ağbisinden aşağı kalacak değil ya o da Milli takım gol atsın istemiş. Bu durum da pastalar da yeşil sahalar döndü. Beşiktaşlı 8 sırt numaralı futbolcumuz Bora golu attıktan sonra şöyle sevinçli bir selam verdi herkese. Milli takımımızda oynayan 6 numaralı Kerem ise topu filelere gönderebilmek için attı kendini yerlere. Düşünün yani golü atmak için kendini nasıl da heder etmiş.

Sevgili Bora ve Kerem'in 8. ve 6. doğum günlerini kutluyor ve ömür boyu doğum günü partilerinde eğlendikleri gibi mutlu günler diliyorum. Aa unutmadan bu yakışıklıların geçen seneki pastasını da ben yapmıştım. Zaman nasıl geçiyor düşündükçe şaşıyorum.

28 Mayıs 2008

Doğum Kurabiyeleri

Bir süredir her tıkladığınızda aynı foto yu görmekten sıkıldığınızı düşünerek farklı dönemlerde yapmış olduğum doğum kurabıyelerınden örnekler sunuyorum sizlere.. Henuz aldığım bir bilgiye göre ablam Nükhet şu an mutfakta bır pasta siparişi yetiştiriyormuş ::)) Merakla bende sizin gibi ortaya çıkacak olan pastayı bekliyorum ve O son yaptığı pastaları yayınlayana kadar sizi aşağıdaki resimlerle başbaşa bırakıyorum. Beyaz kurabiyelerin tarifi hanimiş in portakallı kurabiyelerinden, çikolatalı kurabiyeler ise buradaki tarifimden ..
İki arkadaşımın bebişide erkek olduğu için renk tonları aynı mavi-yeşil.. Bitter çıkolata eritilerek alelacele yapılan son karedeki süslemeler ile yeğenimin anaokulunda yapılacak olan doğum gunu kutlaması için... Ne sık kullanmışım şu bebek kurabiye kalıplarını bir onceki pastada da aynı figürler var.

Bir süre bu kalıbı kullanmaya ara versem ıyı olacak sanırım:)





Hoşça kalın.. bizimle kalın.....

26 Nisan 2008

Oynaya oynaya gelin çocuklarrr..!!! el ele el elee veriinn çocuklar...!!!

Tüm dünya çocuklarının ulusal egemenlik ve çocuk bayramıınıı yürekten kutluyorumm.::)))) Bu pasta her ne kadar bu amaçla yapılmadıysa da ogün 3 yaşına basan yeğenimin doğum günü pastası olmakla birlikte ister istemez 23 Nisan gününün anlam ve önemi de kendiliğinden yansıdı pastamıza...

Akşammenüsünün ilk zamanlarında bendeniz Elif ablam Nükhet e bir kaç tarifle birlikte eşlik etmiş ancak onun özellikle şeker hamuru konusunda çok hızlı ve başarılı tırmanışı sonucunda kendisinin hızına yetişemeyerekk pes etmiş ve hatta blogundan ismimi silmesinin doğru olacağını düşünmüştüm.. Baktım hala blogunun başında ismin yazılı madem öyle sıvadım kolları şeker hamurlu pasta denemelerine...
Nasıl mı? Bir gün tlf daki ses pastaland dan aradıklarını ve günebakan tarlaları Hülya nın ertesi gün şeker hamuru kursu vereceğini ve benide davet ettiklerini bildiriyordu.. Büyük bir sevinçle daveti kabul ettim ve ertesi gün soluğu pastaland de aldım. Hülya Hn la tanışmış ve aynı ortamda kahkahalar eşliğinde yaptığımız modellemelerle keyifli bir gün geçirmiştik.. Kahh.. yaptığımız ineklere kah... uğur böceğinin bakışındaki ifadeye güldükk..eğlendik.. Pastaland a ve Hülya Hn a buradan teşekkürlerimi iletiyorum bu vesile ile..:)
Buradan almış olduğum şevk ve cesaret ile yeğenimin 2 hafta sonraki 23 nısanda kutlanacak olan doğumgünü pastasını kendim yapmaya karar verdım.. Ve işte pastamızın tarifi ve oluşan kareler..
Pastamızın keki ablamın çoğu pastalarında kullandığı Emel Başdoğan ın şuradaki pandispanyasından. Yalnız pastanın bıraz kalın olması için ölçüleri 6 yumurta değilde 9 yumurtaya göre artırarak kullandım..İç kreması ise Goofy pastasının içinde kullanılan ve yine menşe-i Emel Başdoğan a ait vanilyalı krema ile Zinnur a ait çikolatalı ev yapımı pudingden meydana geliyor..
İçi krokantlı .. 1 bardak antep fıstık kırığı , 1 bardak fıntık kırığı ve 1 bardak ta toz şekeri 1 tatlı kaşığı tereyağ ile kısık ateşte şekerler eriyip sertleşene ve kokusu çıkana dek teflon tavada kavurdum.. Kekin ilk katını portakal reçelinin suyu ile hafif ıslatıp vanilyalı kremayı üzerine krokanları ve üzerine bitter çikolata parçaları koyup kekin ikinci katınıda reçelle ıslattıktan sonra bu sefer çikolatalı kremayı ve yıne bol krokanı döşeyip bir miktarda beyaz çikolata parçaları serpip son kat ile pastayı kapattım . Gecenin bir yarısı pastanın en üstüne ganaj yapmayı üşendiğimden artan çikolatalı kremadanda ince bir astar çektim. Ne yalan söylimm.. benim gibi çikolata hastası biri için mükellef bir ziyafetti..


Ve gelmiştim benim için işin en zor ve en riskli bölümüne. Bir gece önceden kurabiye kalıpları yardımıyla hazırlamış olduğum renkli bebek figürlerini beyaz bir zemin üzerine oturtmalıydım ve pastanın üst kreması çikolatalı olduğu içinde şeker hamurunu çok ince açmamalıydım ki hem zeminin koyu tonu şeker hamurundan sızmasın hemde yırtılmasın .. Ve işte benim için çok başarılı bir kaplama ::))) Sonundaa başardımm hemde en küçük bir hata yok ne yırtılma ne katlanma .. ne küçük bir iz..::)) Ve sabahın 4 unde yapılan bu çalışmaya büyük bir zevkle bebeklerimide eklemiş ve ezan sesi ile birlikte mutlu tebessüm dolu gözlerle yatağıma doğru yol almıştım... Ablaaaa... nasıl sınıfı geçtim mii??::))))


Bir dünya bırakınn..biz çocuklaraa.. ıslanmış olmasınn göz yaşlarıylaa.. Oynaya oynaya gelin çocuklaaar.. el ele el ele verin çocuklaaarr..!!!

14 Nisan 2008

ANNE KIZ

Lezzetli bir zencefillli kurabiye, ayrı ama yakın zamanlarda kutlanan anne kız doğum günü, küçük kızların favorisi bir barbie pasta ve hepsi Lila renginde. Neden mi? İnanın onlara bu renk çokkk yakışıyor. Ve ben onları çok seviyorum. İyiki doğdunuz ve yaşamıma dokundunuz.

06 Nisan 2008

KURABİYE CANAVARLARI

Biz burada çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik geçen haftalarda. Burada ihtiyaç listesi bildiren öğretmenlerimizden birinin çağrısına kulak verdik ve bir yardım pikniği organize ettik. Ama bu yazıda asıl konum bu piknik değil, asıl mesele çocuklarımızın başka cocuklar için düzenlenen bir organizsayona dahil edilmesinde. Biz istedik ki onlar da toplayacağımız bu yardım parası için katkıda bulunsunlar, daha şimdiden başkaları için de bir şey yapabileceklerinin bilincine varsınlar. Bu amaçla aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu çocuklar ve kadınlar bir araya geldiler ve bir kurabiye atolyesi oluşturdular. Evlerden pişip gelen bir sürü kurabiyeyi neşe içinde süslediler. Neredeyse tüm çocuklar kurabiyeleri ne amaçla süslediklerini biliyorlardı. Ve bu takdir edilesi davranışları yüzünden de üstlerinde "BEN BUGÜN BİZ OLMAYI ÖĞRENDİM" yazılı madalyalarını gururla birer birer aldılar. İnanamazsınız onların yaratıcılıklarına, hiç ummadığım sayıdaki kurabiyeleri süper bir konsantrasyonla dekore ettiler. Ama şunu da belirtmeden duramayacağım anneleri de bu işe bayıldılar araya kendi yaptıkları kurabiyeleri sıkıştırdılar.
Kurabiyelerin süslenmesi bitip de süslemeleri kuruyunca geride kalan anneler onları bir güzel alladılar pulladılar, ertesi gün için görücüye çıkacak bir gelini hazırlar gibi gayret gösterdiler. Çok yorucuydu herkes için ama o kadar güzeldi ki. Ertesi günü yapılan pikniğimizde de tüm çocuklar hazırladıkları kurabiyeleri kendileri satarak paralarını bizlere taşıdılar. Ve o kadar güzel yürekli anne, baba, abla ağbi vardı ki o piknikte tüm hepsini belirlediğimiz fiyatın çok üstünde paralara satın aldılar. Çocukların o paraları kazanmalarını ve bizlere gururla getirmelerini görmenizi çok isterdim. Gerçekten de tüm kurabiyeler satıldı ve çok güzel bir para toplandı.

Kimdir bu güzel çocuklar derseniz aşağıda hepsini görebilirsiniz. Benim o gün onlar çalışırken, yaptıkları işin bilincinin farkında olmalarından, ciddiyetlerinden ve satıştaki heveslerinden dolayı yüreğim sevinçle doldu taştı tıpki o gün orada olan herkes gibi. Gelecek bu çocukların elinde umarım ki çok daha güzel olacak.




Pasta Gönüllülerinden

Akşam Menüsünü takip edenler bilir. Ara ara buradaki bayanlarla biraraya gelip pasta çalışmaları yapıyorduk. O çalışmalar sonlanmış değil ama asıl bahsetmek istediğim bu çalışmaları birlikte yaptığımız arkadaşlarımızdan bazılarının bu işi devam ettirdikleri.Mesela Asuman, birlikte yaptığımız bir iki çalışmadan sonra azimle uğraştı hatta üstüne kursa gitti ve şimdi çok güzel kremalı pastalar yapıyor. Geçenlerde biraraya geldik ve easter için çok güzel bir kurabiye süsleme çalışmasında ona yardım ettik. Birbirinden cici kurabiyeleri Asumanın becerikli elleriyle paketleyip sunuşuna bayıldım. Okuldaki bir etkinlik için yapılan bu kurabiyeler oradaki masalar içinde en ilgi çekici olanlardı inanın.
Sonra Mine, birlikte yaptığımız derslerden kısa bir süre sonra hemen eşinin doğumgünü için bir pasta hazırladı. Öyle büyük bir pastayı kaplamasına ve buna cesaret etmesine hayran kalmamak elde değildi. Mine'nin bu işe ilgisi sadece bu pastayla sınırlı kalmadı. Hem ortak yaptığımız pastalarda çok güzel figürler çıkardı (bkz noel babanın yanındaki geyik) hem de gelecek yazımda bahsedeceğim miniklerin kurabiye süsleme organizasyonunda çok güzel eğitmenlik yaptı.
Ayşen de bu yukarıda gördüğünüzden başka bir çok pasta daha yaptı sevdiklerine, ama bu pasta geldiği son nokta olduğu için, ve yapıldığı aileyi birebir yansıttığı için buradan ben de paylaşmak istedim sizlerle. Sizce de tam bir profesyonel işi olmamış mı?
Onları şeker hamuru ile tanıştırıp bu işe merak salmalarına bir nebze katkıda bulunduğum için benim de içimi büyük bir mutluluk kaplıyor onların yaptıklarına bakarken.
Ellerinize sağlık kızlar.

Dünyayı Güzellik Kurtaracak

doctus

"Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey"
diyor Zülfü Livaneli türküde. Ama sanırım insanı sevmenin yolu da çocuğu sevmekten geçiyor. Bir çocuğu sevmeyen, ona kötü davranan ya da bir şekilde istismarına neden olan herkes dünyanın yokoluşuna, etrafımızı gittikçe saran kötülüklerin artışına katkıda bulunuyor demektir. Ama daha da önemlisi çocuğa yapılan her istismar onun kişisel tarihine derin, kötü bir iz bırakmak demektir. Kendini savunmaktan henüz aciz yavrularımıza yapılan her türlü istismarı kınıyorum ve "Çocuk İstismarını Durdurun " diye haykırmak istiyorum.
Doctus sitesi bu konuyla ilgili "Dünyayı Güzellik Kurtaracak"isimli mimi başlatmış. Elbette ben de iki çocuk annesi olarak Sevgili İpek'in çağrısıyla bu mime katılmadan edemedim.
Bu konu kendimde bir özeleştiri yapmamı sağladı. Evet belki ilk aklımıza geldiği şekliyle bir istismar sözkonusu değil çocuklarımıza ama ben ve bir çok ebebeyn hayatımızın günlük koşturmacaları, iniş ve çıkışları içerinde tamhammül gücümüzün yerlerde süründüğü saatlerde, normalde daha hafif atlatılabilecek bir durumu, çocuklarımıza gereğinden çok kızarak, bağırarak, sanki günün yorgunluğunu onlardan çıkararak yaşıyoruz. Bu mim bana bu konuda daha dikkatli olmamı söyler oldu şuradaki çocuk istismarı afişini gördüğümden beri. O yüzden sizinde
dikkatinizi bu noktaya çekmek istedim.

Mim'in gereklerinden biri de çocukluğumuza ait hatırladığımız bir şarkıyı yazmak. Aslında ilk olmasa da cocukluğum ve şarkılar deyince aklıma gelen Bursa'da annemle birlikte katıldığımız kına gecelerinde söylenen türküler, şarkılar. Geneli insanı şıkır şıkır oynatan, bir kaçı ise gelini hüzünlendirmek iiçin söylenenlerden. Ama ben buraya okul yıllarıma ait bir şarkıyı yazmak istedim. Çocukluk şarkısı denince ilk aklıma gelenlerden.
ILGAZ
Ilgaz Anadolu'nun
Sen yüce bir dağısın
Baharla yeryüzünde
Güzellerin bağısın
Yalçın kayalıkların
Göklere yükseliyor
Senin dumanlı başın
Bulutları deliyor
Yükseklerden akıyor
Ne güzel berrak sular
Eteklerinde otlar
Sürülerle kuzular

Kimbilir belki de hiç müzik yeteneği olmayan benim flütle çalabildiğim ilk ve tek şarkı olmasıdır bu şarkıyı özel yapan benim için.
Ve zinciri koparmamak için ben de bu mime taze blogculardan Eda'yı ve eski blogculardan Nezaket'i davet etmek istiyorum.