05 Kasım 2008

BURJ AL ARAB

Dubai'de yaşadığımı az çok sayfamı takip den herkes zaten biliyor. Bu durumda sizin için bu sayfada dünyadaki en popüler ilk yedi yıldızlı otel ile ilgili bir pasta görmek çokta şaşırtıcı olmasa gerek. Ama inanın böyle bir pasta yapmak için benim için hiç beklenmedik bir şeydi.
Sevgili Canan son görüşmemizde doğum günü için bir pasta istediğinde açıkçası kafamda şöyle bol çiçekli feminen bir pasta hayali vardı. Ama gün yaklaşınca ondan gelen bir telefonla tüm planlar değişti. Espirisi olsun diye üstünde şu sembol otelin resmi olan bir şey olabilir miydi acaba? Elbette bu fikir benim için çok heyecan vericiydi ve daha o dakikada neler yapabileceğime dair fikirler beynime hücüm etmişti. O yüzden çok zevkli, uğraştırıcı ama aynı zamanda da kolay bu pasta çıkıverdi ortaya.

Davetlilerin yüzündeki beğeniyi ve şaşkınlığı izleme şansına sahip olduğum için de ayrıca şanslıydım elbette. Şaşkınlık derken tamamen genç, güzel bir kadının, falanca yaşındaki doğum gününde tema olarak Burj Al Arab'ı seçmesindeki enteresanlıktan bahsediyorum. "Arab'ın kalesi " olan bu oteli her gördüğümde ben seni düşüneceğim Canan umarım sen de her seferinde o gece olduğu gibi hoş ışıltınla gülümseyip bu pastayı hatırlarsın. Mutlu yıllar sana...

02 Kasım 2008

Meme kanseri

Kadınlığımızın korkulu rüyalarında biridir meme kanseri. Bir bebeğe anne olunca sütüyle can veren, bizim kadınlığımızla özdeştirdiğimiz memelerimiz, cinselliğimiz temsilcisi aslında ne büyük bir tehdit altında biliyor musunuz? Kadınlarda en sık rastlanan 10 kanser türü arasında birinci sırada. Dünya da her üç dakikada bir kadın bu hastalığa yakalanıyor ve malesef her 11 dakikada bir kadın bu hastalık yüzünden ölüyor. Ve erken teşhisle çok yol alınan bu hastalık tıbbi nedenler kadar, kültürel nedenlere bağlı olarak olarak bir trajediye dönüşüyor.

Meme kanseri, yayılmadan önce, erken tesbit edilirse,hasta %96 yaşam şansına sahiptir.

Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir.

Lütfen memelerimizin farkında olup onları kontrol ettirmeyi unutmayalım.
Tüm dünyada Ekim ayı herkesin dikkatini meme kanserinde erken teşhise çekmek için Çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Dubai de bu etkinliklerin çok hoş yürütüldüğü yerlerden biri. Alışveriş merkezleri meme kanserinin sembolu olan pembe kurdelelerle süsleniyor, destek için çeşitli şeyler satılıyor. Hatta bu sene bir de koşu düzenlendi İşte bu kurabiyelerde bizim küçük Lila'nın okulunda bu etkinlik yararına yapılacak bir satışta satılmak üzere sevgili arkadaşımın harika fikriyle hazırlandı. Kadınsal figürleri içeren bu kurabiyeleri hazırlamak zaten büyük zevkti ama hizmet edecekleri amacı düşününce çorbada tuzunun olacağını bilmenin keyfi hepsinin üstündeydi.Bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.

Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir.

Lütfen memelerimizin farkında olup onları kontrol ettirmeyi unutmayalım.

24 Ekim 2008

Güller

Bu güzel güller iki insanın birlikteliğine şahitlik etmek için oradaydılar. Umarın üzerinde durdukları pasta da konukların damaklarında hoş bir lezzet bırakmıştır.
Ömür boyu mutluluklar.




19 Ekim 2008

TEDDY BEAR

Bu sefer okulda işlenen konu şu sevimli ayıcıklar hani "Teddy Bear" diye anılanlardan.
Bir sepet dolusu ayı sabahın ilk saatleri ile onları heyecanla karşılayan bir sınıf dolusu miniğe gitti. İsme özel bu kurabiyeleri sevenler sadece çocuklar değilmiş, öğretmenlerinın de sevdiği aldığım duyumlar arasında. Ama sanırım bu işten en çok zevk alan benim, onları şekillendirirken aldığım haz, sonra onları paketleyip isimlerini koyarken edindiğim tatmin duygusu hiç bir şeyde yok. Bir de üstüne bir iki güzel söz duyarsam benden daha iyisi olabilir mi?

09 Ekim 2008

Buzz Uzayda


Şeklinden de anlaşıldığı gibi bir 4 yaş pastası bu. Toy Story deki Buzz isimli kahramanın uzayda geçen bir pasta macerası söz konusu olan.
Pastanın 4 olarak şekillendirilmesi de, kaplanması da, figürlerin yapılması da çok zevkliydi benim için. Daha önceden yapmadığım şeyleri denemek her zaman büyük keyif veriyor.
Ama bu sefer pastanın kendisi ile ilgili de bir farklılık vardı. Pastayı klasik sünger kek arasında peynirli krema ve çilek reçelli olarak yaptım. Önce denemek için küçük bir versiyonunu kendimize yaptığımdan biliyorum çok ama çok lezzetli oldu. Pastaya çilek reçelinin bu kadar hoş bir tat vereceğini asla düşünemezdim. Evde çocuklarda dahil olmak üzere herkes çok sevdi. Dekorasyonla ugrasmadan sadece kremalı halini bir deneyin tavsiye ederim.


Klasik sünger kek
75 gr normal un
150 gr kekun
6 yumurta
220 gr toz şeker (tercihan ince kristalli)

Mikserde oda sıcaklığındaki yumurtaları 7-8 dakika çırpın sonra da birkaç seferde şekeri ekleyin ve şekerin iyice eridiğinden emin olun. Bu kadar çırptıktan sonra bu karışım oldukça hacimli olacak. Mikseri kenara bırakın 3 kere elediğiniz unu 2 çorba kaşığı kaynamış suyla beraber yumurtalı karışıma ekleyerek nazikçe katlayarak karıştırın. Köpüklerın sönmemesine dikkat edin. Kalıbın dibine yaglı kağıt serip kalıbın kenarları hariç yağlayın. Karışımı kalıba döküp önceden ısıtılmış 175 dereceli fırında 25 dakika kadar pişirin.


Krema
350 gr kadar süt kremasını mikserle çırparken tadına bakarak dilediğiniz kadar pudra şekeri koyun. İçine krema sertleştirici ilave edin. 200-250 gr da mascarpon peynirini ilave edip peynir karışımda eriyene kadar çırpın. Fazla çırpmaktan kaçının krema kesiliyor, tadı aynı olsa da görüntüsü hoş olmuyor.

Kremayı bir saate kadar dolapta bekletin, keki fırından çıkarıp soğutun, ortadan ikiye bölün. 3-4 kaşık çilek reçelini birkaç kaşık sıcak su ile blenderda çekin (Aslında direkt olarakta kullansanız bir şey olmaz. Ben ağıza parçalar halinde gelmemesi için bu şekkilde yapmayı tercih ettim). Kekin katlarını çok fazla olmamak kaydıyla sütle ıslatın, reçeli sürün onun da üstüne kremayı sürüp kekikapatın. Gene sütle ıslatıp kremayı her yerine düzgünce sürün ve dolapta bekletip servis edin. Ya da benim gibi şeker hamuru ile kaplayıp dekore edin. Bu krema şeker hamurunu eritmiyor aklınızda olsun.

Eğer olurda denerseniz düşünceleriniz benimle paylaşmayı lütfen unutmayın. Çocukların seveceğini garanti ediyorum.

29 Eylül 2008

JELLY FISH

Rainbow kurabiyeleri için bıraktığınız güzel yorumların ardından bir sepet dolusu daha kurabiye ile çıkıyorum karşınıza. Bu sefer bunların ne olduğunu anlayabildiniz mi?
Aynen diğerlerinde olduğu gibi bir sınıf aktivitesi için hazırlandılar. Bu sefer bu sınıfın konusu Jellyfish yani Deniz Anası. Sizde öyle mi düşünürsünüz ama bana ilk başta konu çok sevimsiz gelmişti. Yani sürekli denizde kaçındığımız, bize dert olan şeylerin kurabiyesini yapmak. Ama nette kısa bir araştırmadan sonra aslında ne kadar güzel gözüktüklerini anlamanız için bulduğum resimlerden birini de buraya koyuyorum. Gerçek deniz analarını bir kenara bırakırsak bizimkiler çocuklara sevimli gözüksünler diye rengarenk ve sevimli bir şekilde bakarken karakterize edildiler. Her birinin üzerine de gideceği çocuğun baş harfi yazıldı. Bence oldukça sevimli oldular, çocuklarında öyle düşündüğü haberi geldi zaten.

Kurabiyelerim de bence çok lezzetli ve yumuşaktılar. İçlerinde pekmez ve zencefil var ama zencefil tadının o acılımsılığı kesinlikle yok. Tarifi paylaşacağım ama şu anda yanımda yok. En kısa sürede bu kurabiyelerin başka görünümleriyle tarif te burada olacak.

18 Eylül 2008

RAINBOW

Bu şirin sepetleri okuldaki temaları gökkuşağı olan arkadaşımın kızının sınıfı için hazırladım. Bulutların arasından çıkan bu insana neşe veren gökkuşaklı kurabiyelerin üzerindeki harfler verilecek çocukların başharfleri.
Hepsi kurabiyelerini sevinçle karşılamışlar. Onların gününü bir nebze de olsa neşelendirdiğim için ben de mutlu hissediyorum kendimi.Ama hepsinden başka ben de çok eğlendim bu sevimli kurabiyeleri hazırlarken. Bütün gökkuşağı severlere sevgilerimi yolluyorum. Tüm sıkıntılı günlerinizin ardından size gökkuşağı etkisi yaratacak güzelliklere ulaşmanızı diliyorum.

08 Eylül 2008

BİR AŞK HİKAYESİ

Uzun bir sessizlikten sonra yeniden bir şeyler yayınlamak bu muzip pastayla oldu. Biliyorum çok tanıdık geldi aslında bu pasta size. Eğer sürekli takip ediyorsanız Akşam Menüsünü şuradaki pastayı hatırladınız hemen. Aslında pasta yaparken kendimi tekrar etmekten ya da yapılmışı yapmaktan hoşlanmasam da telefondaki bıcır bıcır heyecanlı ses ilk evlilik yıldönümü için bu tarz bir pastanın çok espirili olacağını söyleyince ben de zevkle oynadım bu pasta üzerinde. Aslında diğer pastayı tek başıma yapmamış iki yetenekli arkadaşımla ortaya çıkarmıştık. Yeniden bu tema üzerinde çalışmak çok eğlenceli oldı bilesiniz.

Arkadaşımın adını deşifre etmeyeyim istedim bu sefer neme lazım bir yaramaz kek söz konusu olan. Ama aşklarının tüm ömürleri boyunca bu tatda sürüp gitmesini, en az bu pastanın lezzeti kadar tatlı olmasını diliyorum ve onlara sevgilerimi yolluyorum.

27 Temmuz 2008

SİNEMİS'İN Mİ YOKSA ANNESİNİN Mİ?

Bu başlıkta ne manaya geliyor diyenler için kısacık bir açıklama yapayım öncelikle. Sinemis bizim yakınlarda doğacak olana ama henüz anneciğinin karnındaki güzel bebeğimiz. Bu kadar kozmopolit bir toplumda yaşıyorsanız bizim gibi, hem olanca hızıyla kendi geleneklerinizi sürdürmeye çalışırken hem de diğer kültürlerinde işinize gelen kutlamalarını içinize alıveriyorsunuz. İşte "Baby Shower Party" de öyle bir şey. Bebek bekleyen anne için düzenlenen, ona hediyelerin ve güzel dileklerin verildiği, yenilip içildiği ve bol bol muhabbet edildiği bir güzel adet işte. Canım zaten hediye alınan bir kutlama nasıl kötü olabilir ki? Bizde yapılan doğum sonrası bebek kutlamalarının ilk başladığı anlar da diyebiliriz. Bir çeşit anneye yardım yağdırma olarakta düşünülebilir. Mesela dün anneciğe gelen hediyelerden eminim onun almayı planladığı bu sayede o bütçeyi başka şeylere kaydırabilecği hediyeler olmuştur. Yani hediyeyi peşin peşin alıyorsun öyle bir şey işte. Zaten tüm bunlar yüzünden bende karar veremedim bu pastayı hamileliğinin keyfini çıkaran anneye mi yoksa içerde hala keyif çatmakta olan bebeğe mi ıthaf etmeli?Günün anlam ve önemine ilişkin sözleri söyledikten sonra asıl konuma dönebilirim. Ben bu tatlı olacağına emin olduğum bebeğin annesini Dubai'ye yeni geldiğim ve fazlaca kimseleri tanımadığım zamanlarda teklif ettiği bir kahve içme teklifiyle tanıdım ve uzattığı dostluk elini keyifle yakaladım. Bebek sahibi olmanın tüm güzelliklerini (bakın zorluklarından asla bahsetmiyorum bu yazımda) iki kere yaşamış biri olarak onunda anne olacak olası beni çok mutlu ediyor. Sebnem'in ve Can'nın Senemis için harika ebebeynler olacağından hiç kuşkum yok. Tek dileğim onu sağlıkla kucaklarına aldıktan sonra benim de onların mutluluğunu izleme fırsatımın olmasıdır.

Elbette ortada bir bebek partisi olup söz konus bir bebek pastası olunca geri durmam düşünülemezdi. Pastaya talip olduğum gibi o gün evine gelen konuklarına vermesi için de minicik kurabiye paketleri hazırladım çok büyük bir keyifle.

Pandispanyasını biri kakaolu biri portakallı olmak üzere iki kere pişirdim, onları katlara ayırarak bir kakolu bir sade olmak üzere dizdim. Aralarına da mascarponlu kremamdan serdim bolca muz, kiwi ve damla çikolata eşliğinde. Sonunda beni bile dehşete düşüren büyüklükte bir pasta çıktı ortaya. Biraz yüksek olsun derken ben eni konu iri bir pasta yaptım çıktım. Şunu bir kez daha anladım ki benim gözüm doymuyorrrrr.

Herneyse gene keyifli bir uğraşmanın sonunda keyifli bir bir buluşma için hazırlandı ve adet te yerini buldu. Zaten pasta yapmanın güzelliği de ucunda özel günler ve kutlamalar olması değilmidir zaten?

13 Temmuz 2008

BU BİR ILLÜSTRASYONDUR


Sevgili Perçem o neşeli sesiyle beni arayıp eşinin doğum günü için pasta istediğini söylediğinde kafasında pastanın konusunu da belirlemişti. Sürekli evde ki koltukta bilgisayarının başında bir şeyler yapan eşini anlatan bir pasta en güzeli olacaktı. Benzerlerine hep rastaladığım koltukta oturan adam figürü yapmak fikri bana da çok cazip gelmişti, ben de şiddetle destekledim. Ama bir baktımı kendisini görmesini sağlamamızın yolu o anı biraz canlandırmaktan geçiyordu. Böylece iki kadının işbirliği ile koltuk ve koca resimleri yollandı e-mail ile. Sonunda da bu şekilde bir pasta çıktı ortaya.

Ama lütfen dikkatinizi çekmek isterim ki bu sadece bir durum canladırmasıdır yoksa Perçem'in eşi bundan çok ama çok daha yakışıklıdır. Mutlu ve sağlıklı seneler.


09 Temmuz 2008

ORTANCALAR


Geçen yaz Türkiye'ye gittiğimizde İstanbul sokaklarında dolaşırken Jane'i en çok mutlu eden şeylerden biri de apartmanların bahçesinde gördüğümüz insana neşe veren renk renk kocaman ortancalardı. Hatta o kadar bayılmıştı ki onlara Dubai'ye getirmek için bir kaç çiçekçiye sormuştuk bile.

Bu arada Jane de kim dersiniz ona kısaca evimizin kadını, kızların ablası, benim elim kolum diyebiliriz. İki senedir 7/24 aynı ev içinde yaşıyor ve gül gibi de geçinip gidiyoruz. Bu aralar Jane bizim kızlarla birlikte Türkiye'de tatilde. Ve ben kızların özleminden başka Jane' i de şiddetle özlüyorum ve bir an önce eski düzenimize dönmemizi diliyorum.
İşte onlar Türkiye'ye gitmeden önceki Haziran'nın son günlerinden birinde bizimki'nin doğum günü vardı. Banim pasta yapma seanslarında mutfakta yanımda olarak bana destek olan Jane için de bir pasta yapmak kaçınılmazdı. Minik bir doğum günü partisi yapacaklardı arkadaşlarıyla birlikte. Ben de onu erkenden oraya yollayıp pastasını arkadan gönderdim. O kadar aklımda kalmış ki onun ortancalara olan hayranlığı aklıma başka bir şey yapmak gelmedi bile. Aslında ortancalarım bayağı mordular ama fotoğraflarda maviye çalmışlar.
Çok ama çok zevkle yaptım hem ona olan minnetimi gösterebilecek olmanın mutluluğu hem de zihnimde yaz başında doya doya seyrettiğim ortancaların resmiyle. Bizimle birlikte olup hayatımızı kolaylaştırdığın için çokk teşekkürler.
HAPPY BIRTHDAY JANEEEEEEEE!

05 Temmuz 2008

ECE 1 YAŞINDA


Zamanın bu kadar hızlı akıp gitmesi beni zaman zaman korkutsa da en çok şaşırtıyor. Daha o kadar yeniydi ki pasta yapmaya merak saldığım günler, ama sadece dekorasyonlu pastalardan bahsetmiyorum. Evde denediğim çeşit çeşit pandispanyalardan, kremalardan, bunların kombinasyonlarından, ve gittiğim her yere yaptığım pastalardan götürmek isteyişimden söz ediyorum. Hatta o gece gideceğimiz arkadaş davetine giderken de hızımı kesemeyip bir değil iki yaş pasta götürmüştüm. İşte orada tanıştım ben şimdi 1 yaşına girmiş olan Ece ve annesi ile. Ama Ece o zamanlar henüz annesinin karnındaydı ve hiçte öyle kendini belli edecek kadar büyümemişti. Ama eminim o zaman bile tüm doğallığı ile bıcır bıcır bir şeyler anlatan annesinin o tatlı, neşeli sesini keyifle dinliyordu.Şimdi ise o minik bir prenses oldu, koskaca bir yılını bile geride bıraktı. Ben de ona kelimenin tam anlamıyla çiçekli, böcekli bir pasta yaptım. Söz konusu olan bir kızdı ve pembe kullanmamak elimde olamazdı.

Pastayı o gün doğum gününe götürdüğümde Esraya pastanın hayalinde ki 1 yaş pastasına benzeyip benzemediğini sorduğumda gelen yanıt beni öylesine mutlu etti ki başka ne tür bir iltifat etse bu mutluluğu bana yaşatamazdı. O kadar doğal ve içten haliyle "hayır hayallerimdeki gibi bir şey olmamış, çünkü ben böyle bir şey hayal bile edemezdim" diyerek beğenisini dile getirmesi benim için harikaydı. Çünkü bu pastayı yaparken zaten yaşadığım tatmin duygusuna katmerler katan bir şeydi, niye bununla uğraştığımı bir kez daha hatırlatıyordu bana. Esracım bu tepkin benim kişisel tarihimde hep çok özel bir yer alacak bilesin.

Hmmm bir de süslü, renkli, çiçekli , kelebekli kurabiyelerimiz vardı zevkle süslediğim.Ece'cim senin hayatında bu resimdeki kurabiyeler gibi renkli geçsin, mutlulukla, sağlıkla ve hep ailenle birlikte ol bebeğim.

01 Temmuz 2008

Etkinlik ve Bir Doğum Günü

Yaman Etkinlikler kapsamındaki Zerrin'nin Cup Cake Festivali için geciktim ama bugün birbirinden güzel cupcake resimlerini görünce etkinlik sayfasında ben de yayınlayıp şansımı denemek istedim. Belki Zerrin bana bir şans verir. Ellerine sağlık Zerrin.Gelelim bu cup cake olayına. Bunları bu etkinlik için yapmadım ama iyi bir tesadüfte olmadı değil. Bu minik kekler bizim ailemizin babası için yani Görkem için yapıldı. Pasta yapmak için bahane ararken bu sefer adama niye pasta yapmadın diye soracak olursanız size kısaca üşendim diyebilirim. Ama bu günü pastasız geçmekte olmazdı, şöyle kolayından bir kek yapayım kızların da sevdiği, bir kısmını da cup cake dönüştürürüm diye düşündüğüm bir işe giriştim. Ertesi gün yani doğum gününün olduğu 23 Haziran da işten gelip kolayca süslemeyi planlıyordum. Ve o sabah kızlar babalarının doğum gününü kutlayınca Görkem kapıdan çıkıp gitmeden bana döndü ve "senden bir şey istiyorum, lütfen bana pasta yapma dedi". Eee bu durumda aldığım kararım doğruluğu beni acayip mutlu etti ve gönül rahatlığı ile "söz, yapmam" dedim. Ama bana cup cake süsleme dememişti ki.Herneyse uzun lafın kısası bizim limonlu kekimizin üzerine yaptığım limonlu frosting krema ve minik minik onu anlatan figürler bir nevi pasta olmayan ama pasta taklidi yapan bir şey oldu çıktı. Ama pasta da herkes mavi elbiseli figüre takıldı. o Da kim diyene ee işte benim diyince hadi canim sen öyle tombik misin dediler ve beni mutlu ettiler. Ama canım her bedenden de kurabiye kalıbı bulunmuyor ki insanın elinde, idare ediversinler işte.

Kekin tarifine gelince;

185 gr tereyağ
185 gr krem peynir
1 tatlı kaşığı ince rendelenmiş limon rendesi
230 gr şeker
3 yumurta
150 gr kekun
100 gr un (tarif böyle ama siz totalde 250gr normal un koyup bir de kabartma tozu eklersiniz ki ben bu şekilde koyduğum halde gene de ekledim)


*Yumuşatılmış tereyağı, krem peyniri ve limon rendesini karışım açık bir renk alana kadar mikserle çırpalım.
*Sonra içine şekeri ilave edelim şekerler karışıma iyicene karışana kadar karıştırmaya devam edelim.
* Yumurtalardan birini karışımın içine kırp karıştırıp yedirelim ve aynı şekilde diğer yumurtaları da birer birer ilave edelim.
*Unumuzu eleyerek ilave edelim. Bu aşamada yukarıda da yazdığım gibi tarifte olmamasına rağmen ben kabartma tozu da ekledim.
*Unu ekledikten sonra tahta kaşıkla unları karışıma dahil edecek kadar karıştırıp yağlanmış kek kalıbımıza koyalım.
*Ara ara kontrol ederek kekimizi pişirelim.

Aslında bu tarifi daha önce burada da vermiştim ama etkinlik için bir daha yazayım istedim.a yazayım istedim. Çocuklar çok beğeniyorlar haberiniz olsun.
Biz bunda sonra da babamızın doğum gününü hep birlikte kutlamayı ve bu kutlamayı yaparken sağlıklı, mutlu olmayı diliyoruz. İyi seneler aşkım. Bak bir sene daha büyüdün.

BRİÇ


Geçtiğimiz haftalardan birinde, harika gözleri olan, buralarda gönüllü bir Türk elçisi gibi çalışarak insanlara Türk motiflerini, zeytinyağlı sabunlarımızı, çinilerimizi tanıtan, üstelikte briç tutkunu, sadece tutkun değil şampiyonu ve nihayetinde briç hocalığı yapan tatlı arkadaşım Elvan'nın doğum günüydü. Eh bu kadar özellikli biri için de ben briç tutkusunu seçtim ve elimden geldiğince resmettim. Yeşil bir çuhanın üzerinde dizilen oyun kartları ve briç kontratları Elvan'nın çok hoşuna gitti. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Kek Emel Başdoğan'nın çikolatalı pandispanyası idi. Kreması ise ganaj. Ama bu sefer ganaşı hazırlarken 300 gr krema, 300 bitter çikolata, 200 gr da beyaz çikolata ve 1 kaşık tereyağı karıştırdım. Ganaş ılıkken de içine nane likörü ilave ettim.Katları da acı badem likörü ile tatlandırdığım sütle ıslattım. Ve içine badem krokantı ve damla çikolata koydum.

ELvan'cım yüzün her zaman o akşam ki kadar gülsün ve hep böyle neşeli ve mutlu ol. Upuzun sağlıklı bir hayat diliyorum senin için oğulların ve eşinle beraber.

22 Haziran 2008

MUTLU YILLAR ATİLLA

Bundan 6 ay önce küçücük bir bebek geldi bizim bu gurbet memleketimize. Annesi ve babası uçağa attıkları gibi getirmişlerdi hayata yeni merhaba diyen bu tatlı oğlanı. Sevimli mi sevimli, güleç mi güleç bir tatli minik adam Atilla. Ve artık o 1 yaşında. Ne kadar da küçük demeyin laf aramızda bir kaç ay sonra ağbi bile olacak.
Şimdi nasıl hep gülümsüyorsan ömür boyu yüzünden gülümseme kaybolmasın oğluşum. Pamuk yanaklarından öpüyorum.

15 Haziran 2008

Beyaz Çiçek

Çok tatlı bir arkadaşımın doğum günüydü geçenlerde. Üstelik minik bir süpriz kutlama planlanmıştı onun için. Eee bu süpriz kutlamanın bir de süpriz pastası gerekliydi. Onun kibarlığına, olgunluğuna, sevimliliğine yakışacak dekorasyonda benim gönülümden böyle geçti. Bu pasta gibi duru arkadaşımın doğum günü bir kez de buradan kutluyorum. Hep mutlu ol.
Not: Pastanın içeriği ise kakolu kek, ganaj, damla çikolatalar, fındık krokan ve portakal liköründen oluşuyordu.

10 Haziran 2008

BLACK PEARL

Kendi henüz 4 yaşında ama hayal gücü engin denizlerdeki kocaman gemilerde gezen bir küçük adamın düşlerini aktardık bu sefer pastaya. Aktardık diyorum çünkü aramızdaki iletişimi sağlayan annenin katkılarını da atlamamak gerek. Bu pasta bir nevi krema denizinde yüzen, içi, dışı, katı her yeri çikolata olan, yiyen kişiyi de denizlerde olmasa bile çikolata deryasında boğacak olan bir çeşit oldu. Sevgili Jack Sparrow'un sevgili gemisi Black Pearl'ü kaplamak için şuradaki tarifte verdiğim çikolatalı şeker hamurunu kullandım. Çalışması, kaplaması herşeyi çok güzeldi de 40 derece sıcak altında, arabada klimaların desteğine rağmen yarım saat yol gidince çikolataların yumuşama eğilimi göstermesi kaçınılmaz oldu. Yani korsan gemisi yerine gidene kadar o koca dalgalara karşı gösterdiği direnci pek gösteremeyip biraz eğilip büküldü. Eee nerede engin denizlerin fırtınaları, nerede Dubai'nin minimum 40 derece olan sıcağı.Sonuçta bir taçla taçlandırılmış olan günün prensi mumlarını üfleyip, pastasını keserken memnuniyet duyduysa adına yapılmış bu korsan gemisinden, ben başka ne isterim ki. Yok ben bir de bu prensin koca delikanlı olduğu zamanlarda da pastasını yapmak, ona iyi dileklerimi sunmak isterim. Tıpkı geçen sene de buradaki pastasını hazırlarken yaptığım gibi.
Kocaman ol, sağlıklı ol, sevdiklerinle ol. Bunlar sana mutluluğu getirecektir eminim. Öpücüklerimle.