30 Mart 2008

PASTAKOLIK

Yaman etkinlikler kapsamında bir etkinlik var sırada. İsminden de anlaşıldığı gibi pasta yapmadan duramayan, pasta dekore etmeye bayılanların etkinliği. Evet evet itiraf ediyorum tam da bana göre. Uzun süredir etkinliklere katılamıyordum ama ama bu etkinliği kaçırmam düşünülemezdi bile. Nasıl bir pasta yapsam diye düşünürken niye kendimi yapmıyorum ki dedim bende. Pastası bitmiş ama mutfağı ile kendi de tükenmiş bir Nükhet çıktı ortaya. Aslında gerçekte mutfağım çok daha kötü oluyor ama kıyamadım pastamı o kadar dağıtmaya. Sevgili Pasta Cafe'den Özlem!in ev sahipliğinde gerçekleşen bu etkinlik sayesinde ilk defa kendim için bir pasta yaptım bende. Teşekkürler Özlem ve Ayşe. Gerçekten tam anlamıyla sabırsızlıkla bekliyeceğim etkinlik pastalarını.
Kekimiz Emel Başdoğan'nın kakaolu ıslak pandispanyasının kakaosuz hali. Yani;
6 büyük boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)
170 gr toz şeker
1/2 çay bardağı çilek şurubu
160 gr un
Yumurtaların beyazını şekerin yarısı ile çırparken, diğer yandan unumuzu bir kaba eleyelim. Yumurta beyazları kabı ters çevirdiğinizde dökülmeyecek hale gelene kadar çırpılacak. Sonra yumurtanın sarısı ile kalan şeker sarıların rengi açılana kadar çırpılacak ve o aşamada çilek suyu eklenecek (orijinali portakal suyu da bu sefer değişiklik yaptım). Yumurta sarıları beyazlarına eklenerak fazla karıştırmdan katlama tekniği ile yedirilecek. Ardından da un elenerek konacak ve katlanmaya devam edecek. Unlar görünmez hale gelince kekimiz kalıba girmeye hazır demektir. Resimlerle tarif için şuraya da bakabilirsiniz.
Katları şeftali konservesi ile ıslattım ve şeftali ile çilek koydum. Tabiki ganaj eşliğinde. Sonra da geriye gece geç saate kadar yapılan dekorasyonu kaldı.

Bana etkinliğe çok uydu gibi geldi siz ne dersiniz?

08 Mart 2008

DEFNE KUZUSUNUN PASTASI

Benim minicik güzel küçük kızım bir yaş dada büyüdü. Henüz ablası büyüyememişken gözümde arkasında gelen Defne"nin bile 2 yaşını bitirmiş olmasına halen inanamıyorum. Kuzucum inşallah tüm hayatın boyunca yüzün bu resimdeki gibi gülsün, için hep mutlulukla dolu olsun.

Ezgoş'un kutlamalarından sonra Defne"ye herhangi bir şey yapmamak düşünülemezdi bile. Ama henüz yeni atlattığım doğum günü hazırlıklarını yeniden kaldırabileceğimi de hiç sanmıyordum. O sebepten biraz kolayına kaçmak için hem de farklılık yaratmak amacıyla bu sefer de doğum günümüzü bir piknik havasında parkta yapalım istedik. Yiyecek olayını abartmadan elimize pastamızı, içeceklerimizi ve elbette pastamızı alarak parkın yolunu tuttuk. Arkadaşlarımızda bizi yalnız bırakmadılar, güneşli, keyifli bir gün geçirdik.
Henüz Defne bir talepte bulunmadığı için pastasını alabildiğince özgür ve tembel tasarlamak çok işime geldi. Bir kere kesmek ve ikram sorunu olmasın diye minik kekler yapmaya karar verdim. Sonrada onları 2 şeklinde dizmek hoş olur diye düşündüm. Minik kekleri o formda tutabilmek için de alttaki 2 şeklinde başka bir keke oturtmak çok akıllıca oldu. Tek yalnış verdiğim karar keklerin üstünü krema ile süslemek konusundaki ısrarım oldu. Butter kremden hoşlanmadığım için de yaptığım kendi peynirli kremamın sıcakta eriyişini ve figürlerin bazılarının krema üzerinde renk bırakışlarını seyretmek zorunda kaldım. Allahtan akıllılık edip büyük figürlerin altını şeker hamuru ile kaplamıştım. Uzun lafın kısası siz siz olun dışarıda, güneş altında yapacağnız bir kutlamada kremalı pasta kullanmayın.
** İki şeklindeki kekim şuradaki tariften portakallı kek olarak yapıldı.

** Üst minik cup cakeler ise önce frambuazlı, çikolatalı bir tariften yapıldı ama sonuçta ortaya çıkanlar bana göre başarısız oluna buradaki garantili tariften yeniden pişirildi.

** Krema ise labne, toz krem şanti, süt kremsı ve tereyağdan yapıldı. Sıkılmasında ve sonrasında kıvamı çok iyiydi ama uzun süre dışarıda kalınca iyi olmadı.

Defnoş'un sevdiği Barney ve arkadaşlarını yapmak ilk baştan beri aklımda olan bir fikirdi. Ama evdekilerin ısrarla Pingu'ya olan sevgisinin altını çizmeleri pastaya Pingu'nunda girmesine neden oldu. Eh Pingu Barney'nin yanında kel alaka olunca ben de başka minik minik figürleri de oturtarak ortaya karışık bir şey çıkardım.

Daha önce ciddi anlamda pek kullanmadığım marshmallowlarla da daha yakın çalışma fırsatım oldu. Özellikle esneme özellikleriyle bir çok pasta dekorasyonunda şeker hamuruna yardımcı oyuncu olarak çalışmalarıma katılmalarına karar verdim.
Böylece bir seneyi daha kapattım çocukların doğum günleri açısından. Her sene olduğu gibi bu sene de seneye bu işi abartmayacağımı söylüyorum ama 6 senedir becerebilmiş değilim. Umarım seneye.

24 Şubat 2008

Power Rangers

Can 6 yaşında bir delikanlı, haliyle enerji dolu. Kendi gibi enerjik kahramanlardan olan Power Rangersları seçmesi pasta için çok anlaşılır o yüzden. Ama hayatında power rangersı sadece bir iki kere TV de göz ucu ile görmüş olan ben için durum biraz korkutucuydu. İnternette yapılan kısa bir araştırmadan sonra onlarında bir kaç çeşidinin olduğunu, hepsinin kostümlerinin farklı ollduğunu öğrendim. Ama bunları Ezgiye sorsaymışım zaten o hepsini biliyormuş. Herneyse sonuçta power rangerslerı ayakta yapmak cok zahmetli olacağı için bari dedim Can`nın hediye paketinden çıksınlar ve sonunda aşağıdaki görüntü çıktı ortaya.
Neşeli bir çok çocuğun gülerek koşturduğu güzel güneşli bir günde Can'nın doğum günü masasını süsledi bu pasta da. Sonra kesildi, yenid ve bu fotoğraklarla benim pasta tarihimdeki yerini aldı.
Keki madeira kek,
Kreması içi ve dışı ganaş,
aralarda da bol bol parça çikolata.
Çikolatanın damaklarımızda bıraktığı o harika tat gibi geçsin bütün yaşamın Can. Yeni yaşın kutlu olsun.

17 Şubat 2008

Bir Doğum Gününün Ardından

Eskiden küçük kızım diye sevdiğim, abla olmasıyla otomatikman büyük kızım olan Ezgi gerçekten de büyüdü ve 6 yaşını bitirdi geçtiğimiz hafta. Onun 6 yaşına girmesi tüm yurtta törenlerle kutlanmadıysa da bizim cephede iki partiyle, bana bitmek bilmeyen gelen hazırlıklarla kutlandı ve şimdiden öbür doğum günüme daha çok mu var sorularıyla nihayete erdi. Hersene olduğu gibi bu sene de olayı abartmayacağım desem de kızımdaki heyecan, ben de onun heyecanını görüp mutlu etme isteği ve elbette pasta yapma merakı bir araya geldi ve biri okulda biri de apartmanımızın oyun yerindeki iki kutlama çıktı ortaya.

Asıl doğum günümüzün olduğu 12 Şubatta pastamızı ve çocuklara hediye verilmek üzere hazırlayıp paketlediğim aşağıdaki kurabiyeleri yüklenip okula gittim. Ezgi için okuldaki arkadaşlarıyla doğum günü kutlamak çok önemliydi, o yüzden cıvıl cıvıldı. Mumlar üflendi pasta kesildi, teker teke çocuklara hediyeleri verildi. Tüm bunları hazırlamak için bir gece önceki uykusuzluğum, onların bu pasta çok lezzetliymiş deyişleri ile hediyelerinin kurabiye mi oyuncak mı olduğunu ayırt edememenin şaşkınlığını yüzlerinde görmem ile geçip gitti. Prenses pastamızın pandispanyası; çikolatalı kek, iç kreması; süt kreması, pudra şekeri ve krem ole ile oluşturulmuş turulmuş beyaz krema, içi; ananas, şeftali ve muzdan oluşan, dışı ise ganajdandı.
Kurabiyelerimiz ise burada daha önce renkli olarak yaptığım kurabiyelerin renklendirilmeden pişirlmiş haliydi.
Gene de bizim aslı partimiz hafta sonu oldu. Masamızı da bu şato şeklinde pasta süsledi. Dekorasyon aşamasında itiraf etmeliyim ki çok ümitsizliğe kapıldım. Sadece hamurla kaplanmış hali benim gözüme o güne kadar yaptığım en kötü pasta olarak geliyordu. Ama biraz süslemeyle durumu kurtardım diyebilirim.
Pastayla ilgili bir iki detay paylaşmak istiyorum:

1- Emel Başdoğan'nın kakaolu pandispanyasını yaptım

2-İçine mascarpone, süt kreması, pudra şekeri, çilek sosu ile lezzetlendirdiğim kremadan sürdüm, çilekler döşedim

3-Dışını gene ganaj yaptım.

4- Kule olacak kısımları ise tam tersine sade pandispanya ile yaptım ve içine sadece ganaj sürerek rulo yaptım. Pandispanya tarifini sonra vereceğim çünkü çok lezzetli ve rulo pastalara özel bir tarifti. Ama benim hesaba katamadığım bir şey oldu. rulo kulelerim kekin yumuşaklığından dolayı istediğim gibi düzgün durmadı. Sanırım yağlı ve daha tok bir kek kullanmalıymışım ben bu pastada. Ama bir iki ankraj çalışmasıyla onları da ana pastaya sabitlemeyi başardım çok düzgün durmasalarda.

5-Özellikle bu pasta da keşfettim ki ben pastayı kesinlikle dolaptan yeni çıkmış ve aç karınla seviyorum. Parti sırasında yediğim pasta ile kalan pastanın ev de dolapta bekledikten sonraki hali arasında bence çok fark vardi. Soğuk hali bir harikaydı.

Çocuklar elbette çok beğendiler pastayı, onlar için benim kusur dediğim hiç bir şeyin önemi yoktu, şatoya benzemesi yeterliydi.
Bir parti söz konusu olurda başka yiyecekler olmaz mı?
Mesela şu yeşil olan pasta daha önce kızkardeşimin burada yazdığı ıspanaklı kekin azıcık dekore edilmiş hali. Diğer tuzlu kurabiyeler ise Selin Çağlayan 'ın tarifini buradan aldığım kurabiyelerinden. O onları balık şeklinde yapmıştı ben ise yukarıda yaptığım kurabiyelerin kalıplarıyla kestim.
Aslında sıradaki biscotti tarifini de uzun uzun buraya yazmak istiyorum bir ara kayıtlarımda bulunması açısından ama ben yazana kadar siz Cafe Fernando'ya uğrayıp Sevgili Cenk'in zevkle uyguladığım tarifini kullanabilirsiniz. Oraya gitmişken onun haşhaş tohumu ile yaptığı ve kesilikle çok çok daha muntazam olan milföy çubuklarına bakabilirsiniz.
Partinin bitiminde Ezgi'ye sordum eğlendin mi diye. "Çok dedi çok eğlendim". En çok dedim nesi güzeldi peki. "Herşey öylesine güzeldi ki" diye cevap verdi. İşte bu da herşeye değdi.

04 Şubat 2008

GOOFY

Sanırım yılın bu ilk aylarındaki en büyük faaliyetlerden biri doğum günleri olsa gerek. O kadar çok doğumgünü organizsayonu duyar oldum ve bunların da bir kısmına gider oldum ki tüm çocuklar bu zamanlarda doğmuş gibi geliyor. Üstelik benim kızların doğum günleri de çok yakında. Şimdiden onları planlamak, nerede yapılacağına, ne pasta hazırlanacağına, ikramlık nelerin olacağına, çocukları oyalamak için hangi aktivitelerin olacağına karar vermek zihnimi böylesine meşgul ederken çok hoş bir doğumgününe davet edildik bu hafta sonu. Ezgi'nin parti sonunda dediği gibi çok mutluydular hepsi. O yüzden güzel bir doğum günü partisi planlamaya devam. Bizim doğum günlerine daha var ama ben bu hafta sonu için küçük Alya'nın pastasını tasarlarken bir hayli sancı çektim. Googfy'ye büyük hayranlığı olan bu küçük hanım için uzun yıllardır seyretmediğim çizgi filmlerini aldım, internette resimlerini araştırdım Goofy'li pasta yapılmış mı tarandım. Sonuç şu ki Goofy'li modelleme pasta pek yapılmamış, yapıldıysa da yayınlanmamış. Ben de aldım bilgisayarımı karşıma, renklendirdiğim hamurları avuçlarıma, ne olur benzesin dualarıyla ortaya kocaman bu Goofy çıktı. Pastanın üstüne Goofy'yi oturttuk da, tek başına olmaz ki böyle sipsivri pastanın üzerinde. Onun arkadaşları Mini ve Miki'yi yapacak derman ise hiç kalmamış ben de. Ne olsun ne olsun derken pastanın dolayısıyla Goofy'nin bir partiye gidecek olmasından yola çıkarak ortamı derhal karnavala çevirecek minik aksesuarlar çıktı ortaya. Bir de bu aksesuarlarla bütünlük sağlasın diye kurabiyeler.

Sonunda Goofy'mizi, kurabiyelerimizi, çocuklarımızı alarak katıldığımız bu güzel organizasyonda en mutluluk verici an Alya'nın pastanın üzerinde oturan Goofy'yi gördüğünde suratına yansıyan şaşkınlıktı. Partide bir pasta daha vardı ve o kesildi, bizimkide ertesi gün başka bir kutlama için eve gitti. Annesinden aldığım bilgiye göre bütün gece buzdolabanı açıp açıp bakmış bizim meşhur sevimli köpeğe. Tüm hayatın o güzel yüzün gibi güzel, bugün yaşadığın mutluluklar gibi mutlu geçsin. Çok çok güzel yaşlara.

Pastayı bu sefer kakosuz yapmayı planladığım için başladım yağsız bir pandispanya tarifi aranmaya. Emel Hanımın bu tarifini pasta için çok uygun bulduğum için, bir iki araştırmadan sonra aynı kakaolu ıslak kekin içindeki kakao miktarı kadar unu ve bir kaç tarifte okuduğum nişastası ilave ettim. Tamam karışık oldu biraz, hemen yazıyorum. Tarif ortalama 25-26 cm çapındaki kalıbım için.

Kakaosuz Islak Pandispanya için

9 büyük boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)
255 gr toz şeker
1/2 çay bardağı portakal suyu
220 gr un
2 çorba kaşığı mısır nişastası

1.Önce unumuzu ve nişastamızı bir kaba eleyip karıştıralım
2. Oda sıcaklığına getirdiğimiz yumurtalarımızı beyaz ve sarısı karışmayacak şeklide ayırıp ayrı kaplara alalım. Bunun için minik bir kaseye 1 yumurtamızı sarısını ve beyazını ayırarak kıralım. Sarısını diğer büyük kabımıza aktaralım, küçük kasedeki beyazımızı inceleyelim sarı var mı diye yoksa diğer büyük çırpma kabına alalım. Eğer azıcık bile sarı karışmışşa panik olmayalım. Bir kaşık yardımıyla sarıyı oradan alıp diğer sarılara aktarmak kolay. Ama yapamayacaksanız siz o yumurtayı ayırın diğeri ile devam edin. Böyle küçük kase ile çalışırsak diğer yumurta beyazlarını tehlikeye atmamış oluruz.
Şekerimizi ölçelim ve yarısını beyazlara yarısını sarılara koyalım.
Sarıları şekerle çırpalım, sarıların rengi açılınca ve şeker eriyince işlemin sonuna yaklaştık demektir. Bu aşamada da portakal suyunu da ekleyelim ve biraz daha karıştıralım.
3. Yumurtaların beyazlarını da ayrı yerde şekerle kar haline gelene kadar çırpalım. Eğer tartarınız varsa bu aşamada bir çimdik de ondan ekleyin ki beyazlar daha sert olsun. Dikkat edilmesi gereken kullandığınız mikser uçlarının tamamen temiz ve kuru olması. Beyazların çırpma süresi 5-10 dakika sürüyor. Yumurta tepecikleri oluşup katı bir kıvam haline gelince bırakın.
4. Şimdi mikseri bir kenara koyun. Yumurta sarılarını beyazların içine bir iki seferde katıp çırpmadan katlayarak nazik nazik tahta kaşıkla bir birine yedirin. (Sakın ola benim daha önce yaptığım gibi unu sarılarla karıştırmayın)
5. Unlu karışımın yarısını yumurtaların içine eleyin ve karıştırın gene nazik nazik, biraz karıştırdıktan sonra diğer yarısını da katın.
6. Unlar görünmez hale gelince de yağlanmış kalıbınıza alıp önceden ısıtılmış orta dereceli (yaklaşık 175 derece) fırında pişirin. Eğer bu sıraya uyduysanız korkmayın kek çok başarılı olacak. Ama sakın ilk yarım saat fırının kapısını açmayın.
Yapımı tamamen buradaki ile aynı olsa da bir kez de burada yazmakta fayda var.

İç kreması ise benim Feyhan'dan aldığım gene Emel Başdoğan'nın vanilyali krema;
225 gr toz şeker
75 gr nişasta
15 gr un
750 ml süt
2 yumurta
1 paket vanilya
1pk süt kreması
Toz şeker, un ve nişasta çelik bir tencerede karıştırılır. Ilık süt yavaş yavaş eklenir. Çırpıcıyla iyice karıştırılır. Homogen hale gelince, içine yumurtalar eklenir ve çırpılmaya devam edilir. Tencere kısık ateşe oturtulur ve sürekli karıştırılarak, koyu muhallebi kıvamına getirilir. Ateşten alınır ve içine vanilya eklenir. İyice soğuyunca, dolapta bekletilerek soğutulmuş, krema eklenir ve mikserle iyice karıştırılır. Üzeri kapatılarak dolapta biraz bekledikten sonra ise kullanıma hazır.
Üç kata ayırdığım pandispanyayı şeftali suyu ile ıslattım, arasına vanilyalı krema sürüp ananas, muz ve şeftali ile kapladım.

Üst kremasını ise benim klasik mascarpon peynirli kremamdan yaptım. Yani 200 ml krema ile bir miktar pudra şekerini mikserle katılaşana dek çirptım. Pudra şekeri miktarı vermiyorum ara ara tadıp bakın damak zevkinize göre. Koyulaşınca da mascarpone peyniri ekledim. Dolapta beklettikten sonra koyu kıvamı ile çok güzel kaplandı pasta.

02 Şubat 2008

Defne Nehir Pastası


Uzak diyarlardan birinde, Dubai diye bir yerde minik pek minik bir kız yaşarmış. Herkesin Defne Nehir diye çağırdığı bu güzel kız hayata merhaba diyeli 1 yıl olmuş Bir gün bu küçük hanımın annesi kızının ilk yaşını kutlamak üzere bir sürü insanı yapacakları doğum günü partisine davet etmiş. Partiye davet edilen Nükhet ise Nehir'in ilk yaş pastasını yapmaya talip olmuş. Defne Nehir' in annesi ve babannesi de ondan bu şirin modeli istemişler. Pastayı yapan Nükhet de güzeller güzeli Nehir hanımı modellemesinin imkanı olmadığı için ona arkadaşlık yapın diye bu miniği konduruvermiş pastasının üzerine. Sonra kapmış pastayı icabet etmiş partiye. Gerçekten de masallarda yaşayan prensesler gibi kabarık eteği, lüle lüle saçları ve gülümseyen yüzü ile ortalıkta salınan minik hanıma tüm güzel dileklerini sunmuşlar ailece. Masal daha bitmemiş aksine başlayalı henüz bir yıl olmuş ama sonsuza kadar mutlu yaşamaları muradımızdır bu böyle biline.

Biraz da teknik detaylardan bahsedecek olursam

* Pandispanyası Emel Başdoğan'nın buradaki kakaolu ıslak kekinden.

* İç kreması gene Emel Hanım'ın vanilyalı kremasından. Tarifini mutlaka kitaplarında bulabilsiniz ama benim gibi henüz edinemediyseniz Leziz Tariflerden Feyhan çok güzel anlatmış, kolaylıkla uygulayabiilirsiniz.

* Üst kakolu kreması ise Bizim Pastanen'nin arşivlerinden. Ev de bu kadar güzel bir puding yapılabileceğini tahmin edemzdim. Tek kelimeyle harika oldu. Bir ara uzun uzun taifini buraya da alacağım ama şimdilik Zinnur'un anlatmıyla buradan ulaşabilirsiniz.

* İçi ise frambuazlıydı.

05 Ocak 2008

MAKARONLAR


Artık benim de gözüm aydı, etekli makaronlarım oldu. Dolapta bekleyen yumurta akları hiç ummadığım kadar mutlu olmama neden oldu. Bundan önce bir kere denemiştim eteksiz ama lezzetli makaronları mideye indirmiştim. Bu sefer Zinnur'un yazdığı her satırı yutarcasına okudum, o da yetmedi bilgisayarımı da yanıbaşıma aldım ve dediklerini birbir yaptım. Geçen seferdekinden tek farkı bademleri un halinde almış olmama rağmen yazdığı gibi robotta yeniden çektim. Ve sonuç hiç nazlanmadan eteklenen MAKARONLAR. İlk önce çikolatalıları yaptım başarıya ulaşınca ertesi akşam da fıstıklılara el attım. Şu an bir yandan bu yazıyı yazıyor bir yandan keyifle fıstıklı makaronlarımı yiyiyorum. Ve size de eğer makaron yapmaya niyetliyseniz buraya yani Bizim Pastaneye uğramadan bu işe kalkışmayın diyorum. Teşekkürler Zinnur bu güzel paylaşım için.


Bunlar da bloglar sayesinde makoronları yeni tanıdığım ve henüz yapmaya çalışmadığım zamanlardan. Ama kim ne dersin desin çok güzeller değil mi?

02 Ocak 2008

Kütük Pasta

Eski yılı uğurlamadan yeni yıla dair bir şey yazamadım ama sanırım hala çok geç kalmış sayılmam değil mi?


2008 e dair hem kendim için hem de herkes için beklentim ve dileğim 2007 yi aratmayan daha iyi bir sene, sağlıklı ve mutlu olmak.


Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun.

Hani tatlı yiyeylim tatlı konuşalım derler ya, işte bu sebepten ben de ilk yeni yıl tarifim şöyle bol çikolatalı, unsuz yapılan ve yılbaşı hazırlıklarının klasiklerinden olan bir kütük pasta olsun diyorum.

İlk yola çıkışım kütük pasta olacak diye değildi ama niyet edilenle ortaya çıkan her zaman aynı olmuyor. Bu lezzetlı pastanın detaylı tarifini isterseniz buyrun sizi şöyle alayım.

1 çorba kaşığı ince şeker
200 gr bitter çikolata
60 ml sıcak su
1 çorba kaşığı instant kahve
4 yumurta
110 gr ayrıca ince şeker
1 tatlı kaşığı ilave sucak su
300 ml süt kreması
2 çorba kaşığı kahve aromalı likör (ben Baileys kullandım)
1 çorba kaşığı pudra şekeri

1-Fırını orta dreceye ayarlayın, 25 cm x 30 cm bir tepsiyi yağlayıp altına pişirme kağıdı serin. Pişirme kağıdının üzerine de malzeme listesindeki 1 çorba kaşığı ince şekerin yarısını serpin.

2-60 ml sıcak su, çikolata ve kahvenin yarısını ısıya dayanıklı bir kaba koyup alltta kaynayan su dolu bir tencereye oturtup karıştırarak benmari usulu eritin.Karışım pürüzsüz kıvama gelince ocaktan alın.

3-Yumurtaların sarıları ile 110 gr şekeri bir kapta mixser yardımı ile pürüssüz hale gelene kadar çırpın, sonra da ılınmış çikolatalı karışımın içine ekleyin.

4- Yumurta beyazlarını da yağsız kuru bir kapta beyaz kar tepeleri oluşana kadar çırpın ve ikiş seferde olmak üzere çikolatalı karışıma ekleyip yumurtaları söndürmemeye çalışarakö katlayarak karıştırın. Kalıba döküp 10 dakika kadar pişirin.

5-Pişen keki kalıp büyüklüğü kadar kesilmiş ve kalan şekerle şekerlenmiş başka bir pişirme kağıdının üzerine ters çevirerek çıkarın ve kekteki diğer kağıdı alın. Bir havlu ya da mutfak bezi kapatıp soğutun. Eğer varsa kekin kenarlarındaki sert kısımları bıçakla ayırın.

6-Kalan kahveyi 1 tatlı kaşığı sıcak su da çözüp, krema, pudra şekeri ve likörü ekleyin. Malzemeleri mikserle güzelce çırpıp sertleşmesini sağlayın. Biraz dolapta bekletip kekimizin üzerine sürün. Sonra keki uzun tarafından olmak üzere rulo yapın, kağıdını çıkarın.

Aslında kekin orijinal tarifi buraya kadardı. Ama kremanın yarısı elimde kullanılmadan kalınca ve de aklımda da kütük pasta yapma hevesi hep olunca bu keki de kütük pastaya çevirmeye karar verdim.

Yalnız elimdeki krema yumuşak bir krema olduğu için onu sertleştirmek için benmari erittiğim 100 gr çikolata ile çikolatanın içinde erittiğim 50 gr tereyağını kremaya ilave ettim, karıştırdım, biraz da dolapta beklettim. Sonunda elimde kahve aromalı açık kahverengi ve kıvamı çok güzel olan bir krema oldu.

Rulo pastamın başından ve sonundan biraz kesmek suretiyle önce bir düzeltme operasyonuna giriştim. Kestiğim parçaları da yanlara budak yaptım. Sonra kremayı yüzeye güzelce sürdüm. Kalan kremayı da sıkma torbasına koyup uygun bir uçla yol yol kapladım. Gerçektende bir kütük havası oluştu. Sonra biraz kakao rendeleyip şeker hamurundan yaptığım bir iki süsü yerleştirdim üstüne ve nihayetinde de pudra şekeri ile biraz kar yağdırdım.

Ortaya çıkan sonuç beni fazlası ile tatmin etti diyebilirim.

Aslında benim kütük pasta maceram her yıl yaptığı kütük pastalarını hayranlıkla izlediğim Bizim Pastanenin sahibesi Sevgili Zinnur'un, sen de yaparsın demesiyle başladı. Zinnur öyle dedi ya ben yapmadan duramadım elbette. Teşvik ettiğin için teşekkürler, çünkü çok zevkli bir çalışmaydı bu yaşadıklarım.

İnanın hiç unsuz, bol çikolatalı bu tarifte beklentilerimiz fazlasıyla karşıladı. Zaten bu seriden yapılan hiç bir tarif de beni yanıtmadı. Durun durun yazmadım değil mi? Tarifi Women's Weekly serisinin Wicked Sweet Indulgences kitabından aldım.

30 Aralık 2007

Christmas Cake

Biz Christmas'tan bir kaç gün önce. bir gece 4 tane bayan ve üç çocuk olarak hem Ayşen'lerin Christmas kekine bir dekorasyon yapmak hem de önceden pişirilen bir sürü kurabiyeyi süslemek için biraraya geldik.

Öylesine eğlendik, öylesine iyi vakit geçirdik ki anlatamam. Ama gecenin birine kadar çalışıp çok yorulduğumuzu da eklemeliyim. İşte bize sonunda çok gurur veren pastayı yapan ekipte şu aşağıda gördğünüz çılgın hanımlardan oluşuyor.

Ekibimizin küçük üyelerini de unutmayalım. Gerçi onlar pasta aşamasına kalamadılarsa da öncesinde bize yaptıkları yardımlar ve kurabiye süslemekteki yaratıcıkları dolayısıyla onlara da kocaman teşekkürler. Pasta yapmaktan hoşlanıyorsanız eğer siz de bu işi dostlarınızla birlikte yapmayı denemelisiniz. Sevgiler

26 Aralık 2007

En Tatlı Hediyeler

Sevgili Burçin Yaman Etkinlikler kapsamında bu ay bizlere "En Tatlı Hediyeler" neler olabilir onları derleyecek sunacak. Bu zorlu işte Burçin'e kolay gelsin diyorum. Burayı ziyaret etmeyi sakın unutmayın olur mu?

Ee konu tatlı bir şeyler olur da ben katılmaz olur muyum? Üstelikte yakın zamanda hediye olarak yapılmış bir iki tarifim varsa. İlki kısa bir süre önce burada düzenlediğimiz bir yardım davetine götürülmek üzere yaptığım minik, şirin muffinler ya da topkekler mi demeliyim bilemedim. Bakın topkek lafını öylesine söylemedim, gerçekten çocukluğumuzun vazgeçilmez topkekleri vardır ya bakkallardan aldığımız, onların çikolatalı olanlarına tadı öylesine benzedi ki belirtmeden geçemedim. Bu minik kekler bizi lezzetiyle olduğu kadar sunumlarıyla da çok memnun ettiler. Tarifin orijinali daha önce bahsettiğim şu kitaptan. Deluxe çikolatalı düğün kekleri olarak bulabilirsiniz siz de içinde eğer kitaba sahipseniz. Miktarlar bir düğüne göre ayarlandığı için çoktu ve ben yarım tarif yaptım aşağıdaki gibi. Ama ben de kalabalık bir davete götüreceğim için elde ettiğim 70 muffin gözüme az geldi ve aynı miktarlardan gene yapıp bu sefer yarısını küçük muffin kalıbında diğer yarısını ise kek kalıbımda pişirdim.
Eğer tarifi öğrenmek istiyorsanız, ee haydi buyrun alt satırlara.

Mud kek Hamuru

250 gr tereya
150 gr bitter çikolata
440 gr toz şeker (tercihen ince taneli)
200 ml su
80 ml kahve likörü (ben onun yerine baileys kullandım)
1 çorba kaşığı neskafe
260 gr kekun (kekun yoksa normal unun içine bir paket kabartmatozu koyabilirsiniz)
30 gr kakao
2 yumurta

Ganaj
300 ml süt kreması
400 gr bitter çikolata

**Yapıma başlamadan önce fırınımızı 170 derece sıcaklığa ayarlayalım

**Çikolata, tereyağ, şeker, su, likör ve kahveyi bir tencereye koyup düşük ateşte terayağ ve çikolata eriyip pürüzsüz bir hale gelene kadar ısıtıp, karıştıralım.

**Eriyen ve karışan malzemeleri başka geniş bir kaba alarak 15 dakika soğutalım.

**Soğuyan karışımın içine unu, kakaoyu eleyelim karıştırıp yumurtaları da ekleyelim.

**24 lu küçük muffin kabına küçük pişirme kağıtlarını koyalım. Bu tarifle ben ortalama 60-70 küçük muffin pişirdim yani pişirme işlemi 3 seferde tamamlandı. Eğer büyük muffin kalıbı kullanırsanız daha az ama daha büyük muffinler elde edersiniz.

**Kek hamurumu bir sıkma posetine koyup her bir kalıbı tam dolmayacak şekilde hamurla doldurup ve fırına verelim. Zaten küçük oldukları için pişmeleri 20 dk. geçmiyor.

***Minik kekler pişerken bir yandan da ganajı hazırlayalım. Küçük bir tencereye konulan kremanın içine parçalara ayrılmış çikolatalar ilave edilerek krema ısınıp çikolataları eritecek hale gelecek kadar ocakta tutulurç Ama kremanın kaynamamasına dikkat etmek gerekir. Yeterince ısınan krema ocaktan alınıp sürekli karıştırılarak pürüzsüz çikolatalı bir krema elde edilir. yarım saat kadar soğutulur, o da sıcaklığına gelınce dolaba da konarak biraz daha kıvam alması sağlanır.

Zaten ganajımız kullanma kıvamına gelene kadar da tüm kekler pişip tel ızagarada ılınmış olur. Bundan sonra yapılacak şey ise keklerin üstünü sıkma torbasına doldurduğumuz ganaş ile kaplamak.

Sıra geldi en zevkli kısıma, tamam yemek elbette en zevkli kısım ama ben süslemesinden bahsediyorum. Hoş böylece de ikram edebilirsiniz ama eğer evde malzemeniz varsa şeker hamurundan yapılmış çiçekler de hoşluk katmıyor mu bu dekorasyona. Diyelim ki şeker hamuru ile ilginiz yok o zaman üzerlerini çikolata kıvrımları ile kaplamakta harika bir çözüm bence.

Bende gücüm yettiğince çiçeklerle süsledim keklerimi, kalanına ise salatalık soyma aletimle beyaz çikolatadan kestiğim çikolata kıvrımlarını koydum. Ve inanın bana sevimlilikleriyle çiçekliler ilgi çekti ama çikolatalılar en önce bitti.
Hımmm unutmadan resimde gördüğünüz büyük kek kalıbında pişmiş olan diğer parça da bir başka arkadaş topluluğuna hediye olarak gitti, aldığım duyumlara göre de kapış kapış bitti.

Bir de bir süre önce yaptığım şu çikolatalı kurabiyelerimi de paylaşmak istedim. Bir yere ziyarete giderken kurabiye götürmek gerçekten çok şık bir fikir bunu da aklınızın bir köşesine yazın.

23 Aralık 2007

Çalışmalardan Özetler

Uzun süredir bu konuyla ilgili yazamadığıma bakmayın siz, yazamasam da geçtiğimiz ay içerisinde iki tane daha pasta çalışması yaptık marifetli arkadaşlarımla. Yandaki resimdeki bu becerikli eller yukarıdaki çok şirin pastaları kotardılar birer birer. Zeynep ve Seher oğularına ithaf ettiler pastalarını, Asuman ise bu sefer çiçek çalışsın diye ona saksıda çiçeklerle cıvıl cıvıl bir pasta yaptırdık. Asumancığım izninle şunu anlatmadan geçemeyeceğim. Pasta yapımının ertesi günü kızı okuldan arıyor ve bir kutlama için okula bir şeyler götürüleceğini ama annesine söylemeyi unuttuğunu anlatıyor ve ekliyor acilen bir şeyler yap getir diye. Asuman da hemen kapıyor bu çiçekli pastayı koşuyor okula. Ve aldığı o tüm iltifatların ardından suratında kocaman bir gülümseme beni arıyor mutlulukla. Diyorum ki ben de ona aldın sende takdir edilmenin zevkini, duramassın bundan sonra pasta yapmadan.

Elelrinize sağlık kızlar. Bundan sonra benim size öğretecek bir şeyim yok, yeni pastalara yelken açmak bundan sonra sizin elinizde.

Dedim ya artık temel anlamda onlara öğretecek bir şeyim pek yok, o yüzden birazda ben yeni şeyler öğreneyim diye, hem de bildiklerini benim gibi paylaşmak için can atan sevgili Seda, kursta öğrendiği kremalı pasta tekniklerini öğretmek üzere bir gece beni ve tüm birinci grubu evine topladı. Üşenmedi bizlere butter kremler, royal icingler yaptı, krema sıkma ve kaplama püf noktaları öğretti, tüm o güzelim malzemelerini bizimle paylaştı.

Sonunda bizde uğraşa didine şu üç şık pastayı çıkardık ortaya. Hepimiz kendi pastamızı çok sevdik, hepimiz sanki krema sıkmanın şeker hamuru kaplamaktan daha meşakkatli olduğunu konuştuk ve de bu işi beraber yapmanın daha da zevkli olduğundan bahsettik. O gece bize toplamak için dokundurtmadığı, korkunç halde dağıttığımız mutfağı geride bırakarak, saatin gece yarısını çoktan geçtiği bir zamanda, ellerimizde pastalar, gene çok güzel bir şeyler yaptık duygusuyla evlerimize döndük. Evet yorgunduk ve hepimizin krema sıkma çalışması yüzünden sağ kol kasları ağrıyordu ama çok mutluyduk. Teşekkürler Sedacım.

10 Aralık 2007

Çiçekli Paket

Gene arka arkaya pasta resimleri yollamaya başladım degil mi? Halbuki bir süre önce yaptığım ama arşivimde sıra bekleyen çok değişik tariflerim de var. Ah bu zamansızlık, ya da şöyle diyeyim; kısıtlı zamanda çok fazla şey yapma isteği.

Herneyse gelelim bu pastanın kim için, ne için yapıldığına. Deniz kızlı pastanın sahibi Sude'nin annesinin de doğum günüymüş kızından çok kısa bir süre sonra. O gece evden ayrılırken ben de isterim pasta diyince çiçekli olmasını tasarladığım pastayı nasıl yapacağıma ve ne renk olacağına karar vermem bayağı zamanımı aldı. Sonunda düşündüm ki bu pasta benim Ayşe'ye doğum günü hediyem olacaksa eğer bir hediye paketi olması hoş olur, açınca da içinden pasta çıkar. Ama illa da çiçekli olacak diye tutturduğumdan paket kağıtlarında irili ufaklı papatyaların olması kaçınılmaz oldu.

Akşam pastayı götürdük, pakedini de açıp bir güzel yedik. Hem bize hem dün gece yiyen herkese afiyet olsun, Ayşe' de uzun, mutlu, sağlıklı ve çocukları ile birlikte yaşamak nasip olsun. Nice yıllara Ayşe.

03 Aralık 2007

Denizkızı

Haftasonu tatlı Sudemizin doğum günü vardı. Onlar Dubai'ye yerleşeli henüz 4-5 ay oldu, arkadaşlarını, okulunu, dilini kısaca alıştığı herşeyi geride bırakarak annesi babası ve kardeşiyle yeni ortamına alışmaya çalışıyor. Biz de Sude kendini 8. doğumgününde yalnız hissetmesin diye buradaki tüm tanıdıkları toplandık, elimize de yaptığım bu pastayı aldık ve çocuk kahkahalarının eksik olmadığı bir küçük parti yaptık. Hmm bayanlar leziz mamalar hazırlamışkardı zaten, bu pasta da işin tatlı yiyelim tatlı konuşalım kısmı oldu.
Ben ise pastanın hazırlık aşamasdında denizkızı figürüne takıldım kaldım. Canım deniz kızı mı yapmak istiyordu yoksa evdeki sevgili denizkızı Arile'in sürekli Ezgi'nin elinde mi olmasından etkilendim bilinmez ortaya bu hafif tombiş denizkızı çıktı. Ama Ezgoş feci bozuldu bu denizkızı olayına ama onu da ikna ettim yeni bir pasta yapmak adına.
Deniz kızımızın oturduğu yer cenuaz kekinden ara katları ise hasta olduğum için hazıra kaçıp yaptığım vailyalı krem oleden oluştu. Bir de muz ve çilek buluştu. Üstüne de çikolatalı ganaş oturdu. Cenuaz kekinin yapılışı çok değişik bir daha ki yapışımda paylaşacağım söz. Ama şimdi zaman dar sadece dekorasyonumuzla buradayız.

25 Kasım 2007

Akşam Menüsü 1 yaşında

Hayatımda süregelen yoğunluk ve koşuşturmaca buraya istediğim sıklıkta tarif yazmama engel olduğu gibi her bir tarifini severek eklediğim bu yemek bloğumun da 1. senesini doldurduğunu bana unutturdu. Aslında unuttum demek haksızlık olur çünkü günlerdir aklımda ama fırsat bulup şüyle güzel bir pasta yapıp geçen bir seneyi sizinle paylaşmak kısmet olmadı. Baktım bu kutlama için bir pasta yapabilmeyi beklersem işin anlamı kalmayacacak nasıl olsa ben de hazır yapılmışı var deyip iki ay önce yaptığım ama bir türlü yayınlayamadığım bu lezetli pastayı paylaşmak istedim.
Yemek blogları dünyasına girmeden önce oldukça tutucu olduğunu düşündüğüm damak zevkim gelişti, çeşitlendi yeni tatlara yelken açmak için sürekli bir istekle dolup taştı. Burası bana kendi mutfağımızdan başka mutfaklarda da neler olduğunu, dünya mutfaklarını da denemenin çok güzel olacağını, bir yemek kitabını saatlerce okuyup aynen bir romandan alınan keyfin alınabileceğini öğretti. Bu merak sayesinde de gittikçe genişleyen bir yemek kitapları kütüphanem oldu. Bir de bir de burası bana pasta yapmayı, daha güzeline ulaşmak için uğraşmak gerektiğini, yaptığın bir pastayı paylaştığında ihtiyaç duyduğun beğeniyi almanın inanılmaz hazzını, aynı zevkte burada buluştuğun insanların başkaları için anlamsız ama sizin için çok önemli bir püf noktasının değerini bilmelerini, güzel insanların takdirlerini, yüce gönüllülüklerini ve payşlaşmanın ne demek olduğunu gösterdi bana. O yüzden burada sizlerle olmaktan, okunmaktan, yaptıklarımın beğenilmesinden, denenmesinden o kadar mutluyum ki tüm bu duyguları da paylaşmadan edemedim. Geçen bir yıl da kendi mutfak becerilerimdeki gelişim için tüm yemek bloglarına teşekkür ediyorum.
Mesela bu son bir seneden önce asla aklıma portakallı bir pasta hazırlamak gelmezken, değişik şeyler yapabilmek adına evce çok beğendiğimiz bu pasta çıktı ortaya. Yani bu pasta tam anlamıyla portakallı pasta. Bir kere pandispanyası bol portakallı, kreması hem poratakal sulu hem de minik rende portakallı, ee içi dilimlenmiş portakallar, süslemesi desen öyle.
Uzun lafın kısası mutfak bir deney laboratuarı gibi, yeterki vakit geçirmekten çekinme böylece ortaya daha önce hiç bilmediğin enfes şeyler çıksın. Bunun için de aynen benim gibi hem yemek kitaplarından, hem birikiminden, hem de ve de özellikle yemek bloglarından yardım alıp yepyeni bir dünyaya kapılarını aç. Akşam Menüsüne nice yıllar.

14 Kasım 2007

Yorgan Altı


Yandaki bu iki şeker bayanla geçen akşam bu biraz muzur pastayı tasarladık, modelledik ve yaptık. Aslında bu onların şeker hamuruyla ilk tanışmasıydı. Ama resimlerden gördüğünüz gibi hiçte acemi çalışması çıkmadı ortaya. Vallahi biz çok eğlendik, sonra da uzun süre yaptığımız çalışmaya hayran hayran baktık. Umarım pastanın hediye olarak gittiği kişilerde durumdan hoşnut kalmışlardır.

03 Kasım 2007

Halloween

Yurtdışında yaşamanın en ilginç ve renkli özelliklerinden biri kendi resmi ve dini bayramlarınız dışında yaşadığınız ülkedeki milletlerin bayramlarına da dahil olmanız. İşte çocuklarımızdan dolayı biz de 31 Ekim de Halloween'i yaşadık. Günler öncesinden okulda verilecek hallowen partisiyle ilgili konuşmalar hazırlıklar yapıldı. İşte tam da Ezgi bu coşku içindeyken ben de kendimi ona bir Halloween pastası yapma sözü verirken buldum. Söz bir kere verilince pasta da yapıldı tabi. Sadece pasta ve okuldaki parti değildi yaşadığımız Hallowen heyecanı. O gece çalan kapımızı açtığımızda kimi cadı, kimi vampir korkunç kılıklara bürünmüş çocukların heyecan için de oyun ya da şeker istemeleri kimimizin ödünü patlattı ama sonunda da eğlendirdi. Peki bilin bakalım Ezgi Hallowen partisine hangi kostümle katıldı? Elbette prenses manyaklığımız her daim had safhada olduğu bu yaşlarda Ezgi'yi başka kostüm içn ikna etmek mümkün olmadı. O da cindrella kostümğyle gitti. Beklediğimin aksine bir çok aynı yaştaki kı prenses olmuş söylediğine göre. İnanın bu da insanı aslında benim çocuğum normalmiş diyecek kadar rahatlatıyor.

30 Ekim 2007

Zencefilli Cumhuriyet Kekleri

Cumhuriyet Bayramı keklerimi yayınlamak 29 Ekim'e kısmet olmadı ama Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Atatürk ve Kurtuluş Savaşı konulu bu akşamki kitap gecemize götürmek kısmet olacak.
Bu minik kekler hem gecemizin temasına katkı da bulunacaklar hem de lezzetleriyle midelerimizi şenlendirecekler. Gerçekten oldukça farklı bir tadı olan kekler de genelde yılbaşı kurabiyelerinde kullanılan zencefil gibi, muskat baharatları kullandım. Zaten kekin ismi de Zencefilli kek. Tarifini solda gördüğünüz bu kitaptan aldım. Gerek görselliği ile gerekse tarifleri ile bu işlere meraklı olanlar için çok güzel bir kaynak. Zaten kapağındaki güzel görüntü bile kitabı almak için başlı başına bir neden. Gelelim tarife.
ZENCEFİLLİ KEK
220 gr ince esmer şeker
150 gr un
150 gr kekun
1/2 tatlı kaşığı karbonat
2 tatlı kaşığı toz zencefil
1 tatlı kaşığı tarçın
1/2 tatlı kaşığı muskat
180 gr yumuşak tereyağı
2 yumurta
120 ml buttermilk (sütün içine 1 tatlı kaşığı kadar limon sıkıp biraz bekletin)
4 tatlı kaşığı golden şurup (tadı oldukça bala benziyor bulunamadığında bal da kullnılabileceğini yazıyor kitaplar)
Önce fırın 170 dereceye ısıtılır, sonra tüm kuru malzeme derin bir kaba konularak karıştırılır. Ardından kalan diğer malzemeler de eklenerek güzelce birbirine yedirilir. SOnra yağlanmış kalıba dökülerek pişirilir. Eğer siz de minik keklerden yapacaksanız bu malzeme ortalama 15 kalıba yetti.
Kekler soğuduktan sonra tepelerini keserek biraz golden şurup sürdüm ve uygun büyüklükteki bir bardakla kırmızı şeker hamurundan yuvarlaklar kesip keklerin üzerine yapıştırdım. Bir gece çnceden royal icing ile yapığım ay yıldızları gene şurupla yapıştırınca Türk bayraklı keklerim hazır oldu. Ama siz arzu ederseniz hiç bir süsleme yapmadan çay ya da kahvenin yanında da aşağıdaki gibi servis edebilirsiniz.