07 Mart 2007

DEFNOŞ'UN DOĞUM GÜNÜ PASTASI

Olur mu olmaz mı, yapar mıyım yapamaz mıyım derken kendimi pastaların süsleme işiyle mutfakta boğuşurken bulmuştum bile. Çok değil di bu işe merak salışım da, hangi akla hizmet hazır bir pasta almadan "alın işte doğum günü pastamızda budur" diye ortaya koyacak bir pasta yapmaya kalkışmıştım. Evet mutfakta şeker hamurunu yırtılmadan açmaya çalışırken bir yandan da bu düşüncelerle boğuşuyordum. Bu güne kadar yaptığım bir kaç şeker hamurlu pastanın tam da bu aşamasında hep benzer şeyleri hissettim. Deli miyim ben neyim, niye böyle stresli bir işle uğraşıyorum. Ama iyi ya da kötü bir şekilde şeker hamurunu pandispanyanın üzerine kaplayıp aklımdaki süslemeleri yapmaya geçince tüm o karamsar halim gidiyor ve yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Ve genelde de sonuçtan memnun kalıyorum. Ve şimdi bu satırları yazarken düşünüyorum da sanırım beni bu konuda en çok çeken şey mutfakta yaşanan o adrenalin, sonrasında ne çıkacağını merak etme, en nihayetinde de kafandaki ile mevcuttakini kıyaslama.

Aslında yazıya böyle başlamak niyetinde değildim ama işte planlananla yapılan tutmuyor her zaman birbirini. 1 sene önce aramıza katılan minik kuzu Defne'nin doğum günü de ablasının partisinden 17 gün sonra gerçekleşti. Olur da doğum günümüz ve ona olan duygularımızla ilgili yazıyı okumak isterseniz lütfen buraya buyurunuz. Ama pasta yapım macerası ile ilgileniyorsanız detaylar az sonra.....

Aslında o gün için bir değil tam iki pasta yaptım sanki bir tanesi ile uğraşmak yeterince vakit almazmış gibi. Ama yapacak başka bir şeyde yoktu elbette, eğer küçük kızınıza bir pasta yapıyorsanız büyüğünün de istemesi kadar doğal bir şey yok bizim evde. Hem sipariş üzerine Defneninkinden güzel olması şartı ile. Pembe olacak, üzerinde kelebekler olacak ve bir de güzel bir kız bulunacak. Oldu canım daha başka emrin? diyemedim tabii elbette güzel kizim diyerek önce planlama sonra da yapım aşamalarına geçtim. 3-4 gün önce bu sefer şeker hamurunu da kendim deneyeyim diyerek Hanimiş 'ın sayfasında okuduğum şu şeker hamuru tarifini uyguladım.

- 900 gr elenmiş pudra şekeri
- 60 ml su- 3 tatlı kaşığı toz jelatin
- 170 gr (125 ml) glikoz
- 4,5 tatlı kaşığı gliserin
Jelatini bir tasa koyun ve üstüne suyu ekleyip karıştırın. En az 5 dakika öylece kalsın, bu süre içinde şişecek. Sonra benmaride başka bir kapta kaynayan suyun üstünde, ikinci bir kapta jelatini ısıtın. Şeffaf bir renk alacak ve tamamen eriyecek. Ateşten alın, içine glikoz ve gliserini koyun ve benmaride mümkün olduğunca ısıtmaya devam edin. Çok sıcak olacak ama kaynamamalı. Kaynarsa jelatin özelliğini kaybeder. Pudra şekerinin tamamını tezgaha dökün ve ortasında bir kuyu açın elinizle. Bu kuyuya jelatin ve gliserinli sıvıyı dökün. Düzgün, yumuşak ve şekil verilebilir, merdane ile açılabilir kıvama gelinceye kadar elinizle yoğurun. Hava almayacak şekilde sıkıca sarın ve en az 8 saat oda ısısında bekletin.

Tarife aynen sadık kaldım ama elimdeki yapışkanlığı bir an önce gitsin diyerek fazla pudra şekeri koymuşum nispeten sert oldu fakat çokta güzel oldu. Sonra ki 3 gün boyunca gittim geldim çıkardım ve bunu ben yaptım diyerek gururla baktım. Bir gece önce de işten gelir gelmez iki pandispanyayı pişirmeye koyuldum. Daha önceki pastamda denediğim ve Açık Büfe'den aldığım Emel Başdoğan'ın tarifini uyguladım

Kakaolu Islak Pandispanya için :

6 büyük boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)
170 gr tozşeker
1/2 çay bardağı portakal suyu
120 gr un
40 gr kakao
Un ve kakaoyu bir kaba eleyelim. Fırını 170 dereceye ayarlay
ıp, ısıtmaya başl
ayalım. Yumurta sarılarını ve beyazlarını dikkatlice ayırıp iki ayrı karıştırma kabına alalım. Şekerin yarısını yumurta aklarına katalım ve mikser ile yüksek devirde yaklaşık 7-8 dakika yumurtalar sert bir kıvama gelinceye kadar çırpalım. Şekerin diğer yarısını ise yumurta sarılarına ilave ederek, yumurta sarılarının rengi açılıp, şeker içinde eriyene kadar çırpalım. Portakal suyunu yumurta sarılarına ilave ederek ve hafifçe karıştıralım.İki yumurtalı karışımı geniş bir kap içinde dikkatlice, yumurta aklarını söndürmeden, bir tahta kaşık yardımı ile birbirine yedirelim. Elediğimiz un ve kakaoyu da yumurtalara ilave ederek unlar kaybolana kadar yavaşca yine bir tahta kaşık ile karıştıralım. Yağladığımız kek kalıbına karışımı döküp önceden ısıttığımız fırında kürdan temiz çıkınacaya kadar pişirelim. Keki fırından alıp, kalıbı tel ızgara üzerinde ters çevirelim ve soğumaya bırakalım. Soğuduktan sonra kalıptan çıkaralım.
Tarifi aynen uyguladım, pandispanya da çok güzel kabardı ama gene de bir miktar kekin sönmesine engel olamadım. Bu konudaki tavsiyeleriniz çok iyi olacaktır. Bu tarifin yarı ölçüsü ile de bu sefer kakaosuz bir pandispanya pişirdim. Hatta ilk önce onu pişirmiştim, çok müthiş kabardı ama bunun sönüşü çok fazla oldu. Unu çok azdı sanırım koymadığım kakao miktarı kadar un ilave etmeliydim tarife. Kekleri pişirdikten sonra biraz ılınınca strece sarıp dolaba koydum ve eşimle önceden verilmiş bir söz üzerine bir yemeğe katıldık. Gecenin bir yarısı geldikten sonra tüm yordunluğuma rağmen mutfağa girdim ve keklerin kremalı hallerini hazırlamaya başladım. Kakaolu büyük keki bir ip yardımıyla 3 e böldüm. her kata fırça ile ıstımıştım olduğum kayısılı glazurden sürdum. Almış olduğum dondurulmuş frambuazları kevgirden geçirip yıkadım ve üzerlerine biraz pudra şekeri şekeri döküp beklettim. Bu arada hazır almış olduğum vanilyalı buttercream'i pastanın katlarına sürüp üzerlerine frambuazları döşedim. Son katımı da kapadıktan sonra kekin üstünü biraz soğuk sütle ıslattım. Bu arada iki katta butter cream bittiği için biraz kremşanti hazırladım, içine frambuaz aroması kattım. Pastanın dışını bu şanti ile sıvadım.

İkinci kekte ise bu sefer çilekli pembe krema kulladım ve meyve olarakta çileği tercih ettim. Aynen frambuazda olduğu gibi çileklerin üzerine de pudra şekeri serptim ama bu sefer çilekleri minik minik doğradım. İkiye böldüğüm pastayı da nihayetinde pembe kremasıyla kaplayarak dolaba sabaha süslemek üzere dolaba koydum.

Sabah pastaları gören bizim minik hatun kıyameti kopardı. Neden onunki küçükmüşte Defnenin ki büyükmüş diye. Tabi hemen bir ikna çalışması ile küçük şeylerin çok sevimli olduğu, gelen kalabalık misafirin Defnoşun pastasını yiyeceği ama buna karşılık onun pastasının ailemize özel olacağı konusunda söylenen bir takım bahanelerden sonra bizmki ikna oldu. Ben yukarıda anlattığım o duygu karmaşalarını yaşayarak kendi yaptığım şeker hamurumu açtım ve büyük pastamızı kaplamak niyetindeyken onun ancak küçüğe yeteceğine karar vererek onu kapladım. Sonra hazır şeker hamuru ve benimkinin karışımı ile de büyük olanı hazırladım. Elimdeki kalan hamurla da gıda boyalarını kullanarak renkli hamurlar hazırladım ve kalıplarımla bu süslemeleri yaptım. Bir de bir miktar royal icing hazırladım Pastacı Burcudan aldığım tarifle. Birazının içine azıcık pembe koyup yazıları yazdım. Pastalardan büyük olanının kenarını marketten aldığım uzun yumuşak şekerlemeyle kapladım, küçük olanını ise konuya uygun çimen efektiyle. Bu arada önce Defnoşun ki süslendi ve her yerinde bol bol çiçek olduğu gözlendi ya bizimki de hemen şiparişine çiçekleri de ekledi. Yani Ezgoşun küçük pastasının o şekilde kalabalık bir süslemesinin olmasının sorumlusu tamamen kendisindedir.

Tanrım ne de uzun uzun yazmışım ama benim için önemli olan bu detayları unutmak istemediğimden kayıt altına aldım bir nevi. Biz çıkan sonuçtan memnun olduk. İlk fırsatta yeni bir pasta için ellerim kaşınmaya başladı bile. Diğer ikramlarımıza gelince. Ezgoşun doğum günündeki kadar çok şey yapmadık bu sefer. Açık havada yapılan mangalda sucuk ekmek partisi durumu kurtardı. Birde yanında bir kaç şey vardı. Bunlardan pidelerimle mozaik pastamı en kısa sürede yayınlayacağım.Sevgiler

Havuç Görünümlü Patates Püresi

Abla - kardeş hamaratız bu aralar. Baksanıza bi tarif Nükhet bi tarif ben şeklinde devam ediyoruz bloga yeni tatlar ,aşina tarifler eklemeye :))
Bu havuçları daha doğrusu havuç görünümlü bu patatesleri görünce bunları biyerde gördük diyorsunuzdur. Hatırlamayanlara yardımcı olayım. İşte doğru adres 'Zuhal Yalçın Karnavalı' Hem çok basit hem çok ilgi çekici. 1 kg papates haşlanıp , ılındıktan sonra kobukları soyulur. Rendeledikten sonra içine 2 yem kaşığı zeytinyağı, 1'er tatlı kaşığı kırmızı toz biber, karabiber, kimyon, 1/2 tatlı kaşığı köri- 1 çorba kaşığı tuz, -4 diş övülmüş sarımsak ve son olarakta 2 yemek kaşığı salça (ben 1 yem kaş salça ve kürdan ın ucuyla turuncu gıda boyası kullandım) konulur. İyice malzemeler birbirine yedirildikten sonra havuç şekli verilerek servis tabağında ikrama sunulur. Afiyet olsun.

06 Mart 2007

ELMALI TARÇINLI TARTOLET

Ikea'ya ugradığım bir gün bir süredir almayı aklıma koyduğum tartolet (ya da muffin mi demeliyim bilemedim)kalıplarını gördüm ve hemen aldım. Ama bu sefer de bunlarla ne yapacağım diye düşünmeye başladım. Gezerken bir çok tarifle karşılaşıyorum ama yapacağım dediğin zaman nerelerde gördüğünü hemen çıkaramıyorsun. Bu durumda beni başka ufuklara sörf yapmaya itiyor. İşte bu şekilde google gezinirken Selin Çağlayan'nın sayfasındaki bu tarifle karşılaştım. Tarif genel olarak benim eskiden sıklıkla yaptığım elmalı tart tarifine benzese de şeklinin farklılığı, içinde fındık olmasının getirdiği yenilikle hemen işe giriştim. Tarifle pek oynamadım o yüzden sevgili Selin'den de alabilirsiniz tarifi ama ben yine de buraya da yazmak istiyorum arşivimde bulunması açısından.

Hamuru için
2,5 su bardağından biraz fazla un
150 gr. margarin oda sıcaklığında olacak
1 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
2 yumurta

İç malzemesi ise
3 elma
Yarım su bardağı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş fındık
1 tatlı kaşığı kadar tarçın

Öncelikle elmaları rendeleyip yarım su bardağı şekerle pişirin ve sonra içine dövülmüş fındık ve tarçını ekleyerek karıştırın, soğumaya bırakın. Elmalı karışım soğurken, 2,5 - 3 su bardağına yakın unu, 1 su bardağı toz şekeri, 2 yumurtayı, küçük parçalara ayırdığınız oda sıcaklığındaki margarini ve kabartma tozunu karıştırarak iyice yoğurun. Yalnız margarinin oda sıcaklığında iyice yumuşamış olmasına dikkat edin. Yoğrulan hamurun az kısmını tartoletlerin üzerini kapatmakta kullanmak üzere ayırın. Kalan
hamurdan limon büyüklüğünde parçalar koparıp merdanele açın ve kalıbın içine yerleştirin. Kalıba yerleştirdikten sonra taşan kısımları olursa ben yuvarlak pizza keseceğimle düzelttim. İçine elmalı karışımı koyup ayırdığınız diğer
hamurdanda ceviz iriliğinde hamur koparıp merdaneyle açın ve yuvarlak bir bardakla kesin. Tabiki bardak boyutunu kalıbınıza göre seçin. Sonra hamurun ortasından da kurabiye kalıbınızla çiçek ya da kalp şekilleri kesip sunumda bir zerafet yaratabilirsiniz. Sevgili Selin bu şekilleri de kurabiye olarak ayrıca pişirmiş ama benim hamurum 12 tartolet için ancak bu parçaları kullanarak yetti. Fırından çıkardıktan sonra da pudra şekeri ile süsleyip ılıkken servis yapmak tarafımdan tavsiye edilir. Allahtan ben bunları fırından çıkardıktann hemen sonra eve misafir geldi de bir kısmını onlarla paylaşarak hepsinin kendi midemize gitmesini önledik. Eğer yaparsanız şimdiden afiyet olsun.

Kabak Sarma Biber Dolma

Ve işte Hanife ile Özlem aynı tabakta buluştular..::))
Hanife'nin kabağı, Özlem'in biberi derken yandaki resmi çizdim tuvale. Taklitleri asıllarını yaşatır düşüncesiyle başlıyorum tarife.......
Öncelikle bir kapta arzu edilen miktarda çökelek ve ince kıyılmış maydanoz harman edilir. Öte yandan 4-5 adet kabak iyice yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan boyuna uzunlamasına yarım cm kadar kalınlıkta dilimlenir.Ve kızgın yağda hemen yumuşayacak kadar kızartılıp bir kağıt havlu üzerine konur. Biraz soğuyup yağını kağıt havluya saldıktan sonra bir bıçak yada küçük bir spatula yardımıyla kabak dilimlerinin üzerine maydanozlu çökelek sürülerek şekildeki gibi rulo yapılır. Aynı zamanda yıkamış olduğunuz kırmızı yağ biberlerinin saptaları kesilerek çekirdekleri çıkartılır. İçi aynen dolma doldurur gibi çökelekle iyice doldurulur yarım cm kalınlığında halkalar kesilir. Roka yatağında üzerleri dereoto ve çörekotuyla süslenerek servise sunulur. Hatta kabak yakışırmı bilmem ama pazar sabahı kahvaltı masasına yeni kırmızı otlu peynir halkaları adıyla da pekde yakışır.

04 Mart 2007

PASTA DENEMEYE DEVAM

Bu pasta yapma işine bulaşmak iyi mi oldu kötü mü oldu hala karar verebilmiş değilim. İyi oldu diyorum çünkü çok zevkli, heyecanlı, yeri geliyor yaratıcı; kötü oldu diyorum çünkü o pastaları sonra yemek gene bize düşüyor, mevcut kilolara daha da fazlalıklar katıyor, zaten ksıtılı olan boşvaktim de yapmak istediğim başka bir sürü şey varken bir de bu eklendi içlerine. Bakalım iyi mi kötü mü derken hemen bir bahane yaratıp yapıyorum gene de. Ama her seferinde uff şimdi berbat bir şey çıkacak ortaya derken beğendiğim bir pastayla mutfaktan çıkmanın mutluluğu her şeye yetiyor şimdilik. Bu sefer ki bahanem ise hafta sonu küçük kızım Defnoşun doğum günü için yapacağım pastanın pandispanyasının provası olmasıydı. Sevgili Nezaket Açık Büfe'sinde Emel Başdoğan'nın kitabından aldığını yazdığı kakaolu ıslak pandispanyanın tarifini verince bu keki denemek istedim önceden. Çünkü önceki pastalarda yaptığım pandispanyalar beni yeterince tatmin etmemişti. Herneyse denemeyi yapmak için mutfağa yollanırken gel senin için pasta yapalım diyerek Ezgoş'u da mutfağa yanıma çektim. Tüm bunları önceden planladığım içinde elimde marketten alınmış hazır pembe krema ve çilekler vardi tam da kızımın sevdiği gibi. Gerçi o pastanın kekinin sadece fırına verilme aşamasına kadar bana eşlik edebildi ama sabah pembe bir pasta göreceğini bilmenin mutluluğu ile uymaya gitti. Sonuç olarak pandispanya pişirildi, soğudu, ikiye bölündü, katların arası kayısılı glazur ile nemlendirildi. Araya pembe krema sürülerek, çilekler yerleştirildi ve ikinci kat kapatıldı. Kekin üstüne fırçayla soğuk süt sürüldü ve krema ile kaplandı. Ve tabi çilekler de üstüne yerleştirildi. Bundan sonra ki aşamada planıp pastanın üstünü ve kenarlarını krem şanti ile süslemekti. Ama gecenin o saatinde ev de uyuyan iki çocuğu düşünerek mikseri çalıştırmayı göze alamadım krem şanti hazırlamak için ve önceki girişimlerimden kalan şeker hamuru ile bu şekilde süslemeler yaptım.

Görünüşü beni tatmin ve mutlu ettiği gibi tadı da beklentilerimin çok üstündeydi. Ama hem soğuması için hem de Ezgi bütün görsün diye o gece kesmeden dolaba koydum. Ve sabah şeker hamurlu pastaları dolaba koymayın diyenleri anladım. Neyse ki durum öyle kötü değildi, sabahın yedisinde ilk iş pasta kesildi, yenildi, bayılındı ve işe bile götürüldü. İç dokusu okadar yumuşak ve ıslaktı ki sanirim uzun süre başka bir pandispanya tarifine ihtiyacım olmayacak, kesinlikle çok tavsiye ederim.

Bu küçük provanın ardından hafta sonu doğum günü pastamızı da yaptım. Hem de bir değil iki tane. Bunu da yakında anlatacağım da siz isterseniz Defne Kuzusuna bir uğrayında ne çıkmış ortaya bir görün.

02 Mart 2007

MASAYA BUYURMAZ MISINIZ

Merhabaa.. Nihayet bendeniz Elif bu akşam eve gelip bilgisayar başına geçme fırsatını elde ettım. Zor bir kış atlatıyoruz oğluşumla. Yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş ya .Tam yılbaşı gecesi Doubai de teyzesinde hastalandı .Ogün bu gündür de ne burun akıntısı bitti ne öksürüğü. Her 15 günde bir tekerrür ediyor mübarek ..
Neyse şükür ki burdayım ve fırsatını bulmuşken iki hafta önceki günümden size kesitler sunayım İşyerinden arkadaşlarımla gün düzenliyoruz. maksat çocuklarla şölee ayda bir bir araya gelip iş stresinden uzaklaşalım. Buyrun sizde konuk olun bize , hep birlikte tanışalım sizlerle
En sağdaki kırmızı tişörtlü minik bey ev sahibi esas oğlan Can:) Kucağında oturduğu ev sahibi annesi Elif yani ben :)) Sırayla devam edersek yanımdaki Oya, Hilal, Dilek, Mine ve ayakta duran Aslı ve kucağında oğlu Tuna. Birde Hilal in oğlu var Cem ama o henuz uyuyoo aramıza daha sonra katılacak. Ve masadakiler...... Hangisini önce tanıtsamm...!!! En önden en arkaya yavaş yavaş tarif vermeye başlayalım mı . Hadii buyrun. Önce renkli kurabiyeler o zaman. Ama ben bunlara oryantal kurabiye adını vermek istiyorum. Oldukça hareket katıyorlar masayaa çünkü..

ORYANTAL KURABİYE
Tarif Lezzet Özel sayı adlı dergiden . İçinde sırf çikolatalı tarifler var. Bende burdaki damla çikolatalı çam bisküviler tarifini biraz renklendirip oryantal kurabiye haline getirdim. Malzemeler
2.5 su bardağı un
Yarım paket margarin
Bir tutam tuz
1 su bardağı Esmer şeker
Yarım su bardağı toz şeker
125 gr tereyağı
2 yumurta
2 çay kaşığı vanilya
M&M's çikolata (Orginal tarifiyle 360 gr damla çikolata)

Un, kabartma tozu ve tuzu bir kabta harmanlayın. Esmer şeker ve toz şekeri ( Ben tamamını toz şeker kullandım) tereyağıyla birlikte çırpın Yumurta ve vanilyayı ekleyip karıştırın. Unlu karışımıda yavaş yavaş ilave ederek hamur elde edin. Ben 5 renk yapmayı yeterli bulduğum için hamuru beş eşit parçaya böldüm ve hemen kürdanın ucuyla renkli gıda boyalarıyla herbir parçayı renklendirdim. Merdane ile her bir hamuru açıp çeşitli kalıplarla kesip kalıbı şekilleri bozulmaması için hemen kaldırmadan istediğim yerlere birer m&m's çikolata yerleştirip kalıbı çıkardım. Ve yağlı kağıt konulmuş tepsiye dizdim. 150 derece fırında 20 dk pişirdim. Ortaya eğlencelimi eğlenceli kurabiyeler çıktı. Hoş ben merdaneye yapışır korkusuyla tarifin dışına çıkıp un kattıkça kattım ve sunumu yeme amaçlı değilde daha çok dekoratif amaçlı yaptım. Birazcık sert olmuşlardı da ayıptır söylemesi. Ama eminim yukarıda verilen ölçülerle yaparsanız sonuçtan memnun kalacaksınız. Bu arada hamurun küçülen parçalarından da minik kalpler kesip pişirdim .Masa örtüsünün üzerine dekoratif amaçlı serpiştirdim:)

24 Şubat 2007

Pasta Denemeleri ve International Day

O kadar blog gezilir, onlara hayran olunur da insan kendi de obloglarda gördüğü pastaları yapmaya kalkışmaz mı? İşte tam da böyle bir nedenden ben de bir deneme yapmaya karar verdim şu meşhur şeker hamuru ile. Bir kaç hafta sonu önce de Pastacı Burcunun tarifini resimleriyle verdiği Sacher pastasını yapmaya başlamış ama sonunda yandaki pastayı ortaya çıkarmıştım. Herneyse bir hafta sonu kekimi hazırladım, önceden öğrendiğim gibi çikolatalı ganaşımı hazırladım ve kekimi iple güzelce ikiye bölerek içine sonrada dışına bu ganaşı güzelce sürdüm ve birmüddet dolapta donması için beklettim. Ve sıra geldien heyecan verici aşamaya. Ama henüz kendim yapmaya cesaret edemediğim için hazır şeker hamuru kullanmaya karar verdim ve bu pastayı Ezgiye ithafen yapacağım için hamuru pembeye boyadım. heyecan içinde merdaneyle açtım ve pastanın üzerine yerleştirdim. Açılan hamur biraz küçük geldiği için ben de kenarını renkli parçalarla süsledim. Çok amatörce olsada sonuç beni çok sevindirdi ve tüm gün mutlu mesut gezdim ortalıkta. Tadı da hiç fena değildi doğrusu.

İlk şeker hamuru denemesinden sonra yeniden bir şeyler yapabilmek için fırsat kolluyordum ki beklediğim bu fırsat ayağıma geldi. Daha doğrusu durumu ben kendi işime gelecek şekilde değiştirdim. Ezgi'nin okulunda geçtiğimiz perşembe buradaki tüm okullarda geleneksel olarak yapılan International Day vardı. Biz velilerden de ülkemize ait bir iki yiyecek istediler. Çok geleneksel mi bilemedim ama ben de kısır yapmaya karar verdim kolay diye. Yalnız aklıma bir de Türk Bayraklı pasta yapmak fikri düşüverdi. Yapabilir miyim yapamaz mıyım diye düşünürken kendimi mutfakta ve pastayı yaparken buldum. ben sonuçtan memnun kaldım. O gün okulda hem bayrağımız dalgalandı, hem Ezgoş tişörtünü gururla göğsünde taşıdı hem de ben elimde bir türk bayrağı pastası olduğu için ayrıca mutlu oldum.


Bunlarda yapım aşamasından birkaç resim, o kadar uğraştım resimlerini çekmeye bari yayınlayayım dedim. Aa bu arada pastanın kremasında hem krem şanti hem de ganaş kullandığımiçin tattığımda bana biraz ağır geldi. Sanırımbiraz daha hafif bir şeyler keşfetmem gerekecek

Bunlarda International Day den diğer yemeklerden görüntüler. Herkes çok güzel şeyler yapmış güzelce hazırlanmıştı. Bakalım seneye ben de daha ulusal şeyler denerim artık.

21 Şubat 2007

Ezgoş'un 5.Doğum Günü

Benim küçük meleğim 12 Şubatta 5. yaşını da bitirdi. Ne zaman bebeklikten çıktı ne zaman büyüdü ne zaman 5 yaşını doldurdu anlamadım inanın. Zaten bununla ilgili yazmaya başlasam bu post bitmez. O yüzden ben sadece küçük partimizden özellikle de yiyeceklerimizden bahsetmek istiyorum.
Partimizin genel konsepti cindrella ve diğer prenseslerdi. Tam gününde yapalım diye hafta içi akşam8 gibi verdik doğumgünü partimizi. Sağolsun arkadaşlarımızda bizi yalnız bırakmadılar, hoş bir gece geçirdik hep beraber. Ama gecemizin en güzel parçası doğumgünü pastamızdı. Pastayı ben yaptım deyip tarifini yazabilmeyi çok isterdim ama henüz o yetiye ulaşmadım. Ama Dubai`de harika pastalar yapan sevgili Elif yeteneğini konuşturup bize bu pastayı yaptı. Kesildikten sonra resmini çekmeyi atlamışım ama içi gözenekli kakaolu bir kek, arası da çikolatalı ganaşdı. Tadı çok lezizdi, hepimiz bayıla bayıla yedik. Ellerine sağlık Elifçim. Ezgi pastayı görünce bir mutluluk şoku geçirdi. Böyle bir pasta olabileceğini hiç düşünemezdim anne diye tepkisini ortaya koydu. Uzun süredir istediği Cindrellanın balkabağı arabısına da kavuşmuş oldu böylece. Bir de Elif pastanın yanına yandaki şu sevimli truffları yapmış (isimleri böyle mi net bilmiyorum ama). O kadar lezzetliydiler ki anlatamam.

Başroldeki pastamızdan başka benim yaptığım ve Bizim Pastaneden esinlendiğim meyveli pastamızda vardı. Yalnız kek ölçülerini kafadan yaptığım için yeterince kabarmadı ve ben iki kek pişirmek zorunda kaldım. Bir de kurdele edinip rulo katları bağlamayı akıl edemediğim için ilerleyen vakitlerde rulolarımız düşme eğilimi gösterdi. Devasa dilimlere sahip pastamda yeni başladığım pastacılık merakım için bir deneyim oldu.

O gece için yaptıklarımdan henüz sizinle tarifini paylaşmadığım etimekli tuzlu pasta çok beğenildi. İlk fırsatta tarif gelecek çünkü geceye katılanlara yayınlayacağıma söz verdim. Bir de eskiden babaannemin kuzine fırına atarak pişirdiği elmaları ben biraz modernize edip kendime göre uyarladığım elmalı tatlım vardı ama insanlar mide fesatı geçirdiği için yemeğe pek fırsatları olmadı. Ben ise bayıla bayıla tükettim hepsini. Gene burada ilk kez göreceğiniz garantili peynirli poğçalarım hem lezzetli hem de doyurucuydu. Sevgili Şebnem de büyük bir kibarlık örneği gösterip gelirken kendi yaptığı patatesli börekten getirdi. Ellerine sağlık canım. Diğerleri ise önceden de yayınladığım pizza ve renkli kurabiyeler. Zeytinyağlı sarma ise zaten bir klasik ama yakında kendi tarifimle bir de ben yayınlamak istiyorum, kimbilir belki hiç bilmeyen biri burayı ziyaret eder de faydalanır.

Ben bu doğum günün hem hazırlık aşamasında hem de yapılanların paylaşımında çok eğlendim. Yakında Defnoşun doğum günü var sabırsızlıkla bekliyorum gene böyle özel şeyler pişirmeyi.

18 Şubat 2007

Kek Ye # 19

Bir ay daha geçti ve yeni bir etkinlik zamanı daha geldi. Kekevi'nden Sevgili Aysenur bu ay bize ev sahipliği yapacak. Sana kolay gelsin Aysenur. Tum o mailleri hazirlamak gercekten zor bir is. Kimbilir ne güzel kekler öğreneceğiz bu ayda. Doğrusu bu ayın etkinliğinin kek olduğunu öğrendiğimde gerçekten çok sevinmiştim. Çünkü yapmaktan en zevk aldığım şeylerden biridir kek ve bu yüzden diğer etkinliklerden farklı olarak bir kaç tarifle katılmak istedim. Umarım benim bu güzel keklerimi siz de beğenirsiniz.

ARAP DUDAĞI

Sofra Dergisinin 8. sayısından alıp tarif defterime kaydettiğim bu güzel keki yıllar yapar misafirlerimin önüne koyarım. Her zaman ama her zaman çok beğenildiğini eklemeliyim.

1 su bardağı süt
1.5 su bardağı şeker
2 su bardağı un
250 gr mrgarin
3 yumurta
3 çorba kaşığı kakao
1pk kabartma tozu
1 pk vanilya

Öncelikle margarini eritip soğutun. Derin bir kapta yağın yarısını, kakao, süt, şeker ve vanilyayı karıştırın. Bu karışımdan 1 su bardağı ayırın, kalanın içine kalan yağı, unu,ayrı bir yerde çırptığınız yumurtaları ve kabartma tozunu ilave edin. Yağlanmış kalıba karışımı dökerek önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında ortalama 45 dakika kadar pişirin. Kekin pişmesine yakın önceden ayırmış olduğunuz 1 bardak malzemeyi bir tencerede hafifçe koyulaşana dek pişirin. Fırında çıkardığınız kekin üzerine dökün. Ben biraz ılındıktan sonra üzerine pudra şekeri dökmeyi tercih ettim. Siz isterseniz hindistan cevizi ile de süsleyebilirsiniz.

ÇAYLI KEK

Şimdiki hanım günlerinde durum nedir bilemiyorum ama annemle onun arkadaş toplantılarına daha doğrusu günlerine gittiğim dönemlerde pek bir gözdeydi çaylı kekler. Herkes birbirinden çaylı kek tarifi alırdı. Malesef bu tarif o günlere ait değil ama defterimde nereden yazdığımı hiç hatırlamadığım bir kaç çaylı kek tarifine rastladım etkinlik için ne yapacağımı düşünürken. Kendimden de birşeyler katarak aşağıdaki lezzetli kek çıktı ortaya. Afiyet olsun.

3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 pk margarin
3.5 su bardağı un
1 su bardağı sıcak çay
3 çorba kaşığı kakao
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağından az çekilmiş ceviz

Demlemiş olduğunuz sıcak çayın içine margarini küp küp doğrayıp çayın sıcaklığında erimesini sağlayın. Sonra yumurtanın sarılarını ve beyazlarını ayırın. Yumurta sarılarına şekeri ekleyip çırpın. Bu çırpma işlemi yumurta akları olmadığı için tam bir sıvılaşma sağlamayacak. Yağı, çayı, vanilyayı, kakaoyu ve cevizi de ekleyin. Ben bu aşamada un koyduğumda hamur çok katı olacak diye çok az da süt ekledim. Ardından unu ve kabartma tozunu eleyerek koyun ve bu yoğun hamuru karıştırın. Ayrı bir kaba koyduğunuz yumurta aklarını bembeyaz olana dek çırpın ve diğer karışıma karışıma ekleyin. Mikser kullanmadan kaşıkla yumurta aklarını yedirin ve yağlanmış kalıba dökün. Orta hararetli fırında pişirin. Pişip pişmediğini anlamak için üst kabuğu biraz sertleştikten sonra kürdan batırın ve eğer kürdana kek yapışmıyorsa pişmiş demektir. Bu arada fırının kapağını ilk yarım saat açmamaya özen gösterin. Yoksa kabardığını düşündüğünüz kekiniz sönmesine neden olursunuz.


********************************************************************************************
Ah etkinliğimiz kek olunca bir de ekmek makinasında hazır bir ekmek yaptım. Bunun tarifi yok sadece marketten makınalar için hazırlanmış olan şu hazır ekmek karışımı gibi kek karışımından alıyor ve makinaya talimatlar göre döküyorsunuz ve hopppp işte kek hazır.


Bir de önceden yayınladığım kekler var elbette;
Sütlü Kek
Çikolatalı Kek
MısırUnlu Tuzlu Kek
Peynirli Çiçek Kek
Meyveli Kek
Portakallı Kek
Kakaolu Kek

17 Şubat 2007

Mısır Gevrekli Kurabiye

Biz burada yani Dubai'de Türk bayanlar olarak ayda bir kez kitap klübü adı altında toplanmaya başladık. Önceden karalaştırdığımız bir kitabı okumaya çalışıyor ve bir sonraki toplantı da o kitap hakkında, yazarı hakkında fikirlerimizi paylaşıyoruz. Bir de çok hoş arabic bir cafe bulduk onun terasında minderlerde oturup şimdilerde havanın geceleri serin olmasından dolayı şallarımıza, montlarımıza sarınıp eğlenceli zaman geçiriyoruz. Ama elbette ki o kadar hatun bir araya gelince sadece konumuz kitap olmuyor. Hele bir de yanımızda yiyecekte götürmeye başladığımız için konu ister istemez tariflere geliyor. İşte bu mısır gevrekli kuabiyelerimi o gece kızların çok beğenmesi üzerine yayınlıyorum. Geç bile kaldım çünkü ne zamandır benden bu tarifi bekliyorlar. Tuğbacım senin için geliyor bu tarif. Ama sakın kurabiye ismine bakıp tatlı sanmayın, halis muhlis tuzlu bir lezzet. Hatta isterseniz acı bile.
1 su bardağı mısır gevreği (havanda dövülmüş)
3 çorba kaşığı yoğurt
2.5 su bardağı un
1 pk.margarin
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 adet yumurta sarısı
1 çay kaşığı karbonat
2 çay kaşığı pulbiber (opsiyonel)
1 tatlı kaşığı tuz
çöreotu

Unu, yoğurdu, küp küp kesilmiş margarini, zeytinyağını, pul biberi (çocuklar yiyecekse koymayın), karbonatı ve tuzu bir kapta karıştırın. Havanda dövülmüş mısır gevreğini de ekleyin. Malzemeler özdeşleşene kadar yoğurun. Hamur elinize yapışırsa çok az un ekleyin. Ceviz iriliğinde parçalar koparıp avucunuzda yuvarlayın. Çok az yağlanmış fırın tepsisine ya da pişirme kağıdı üzerine dizin, fırça ile yumurta sarısı sürün, üzerine çöreotu serpin. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında pembeşelene dek pişirin.
Bu tarifi yıllar önce Sofra dergisinin 20. sayısından almıştım. Bu kadar yılda o kadar çok pişirdim ve okadar zevkle yedikki. Umarım siz de denersinizde çok yapılanlar listesine eklersiniz. Sevgiler

08 Şubat 2007

Ev Yapımı Pizza'ya Ne Dersiniz?

Benim Ezgi'm çok sever hatta sever ne kelime bayılır. O yüzden ne zaman dışarda yemek yemeğe karar versek o pizza diye tutturur. İyi güzel de pizzanın hepsini bitiremeyeceği için de içimizden biri de mutlaka onunla pizza yemek durumunda kalır. Geçenlerde hafta sonu kızımı hem neşelendirmek hem de onunla bir şeyleri paylaşmak için gel seninle pizza yapalım teklifinde bulundum. Aman aman sevincini görmeliydiniz. Ben demutluydum çünkü ben de hayatımda ilk defa herşeyiyle bir pizzayı yapmış, kotarmış olmanın sevincini yaşıyordum. Durun lafımı uzatmadan şu resimlerdeki güzel gözüken, tadı da resimlerden kat be kat güzel olan pizzanın tarifine geçeyim.
Hamuru için
*1 çorba kaşığı kuru maya
*1 tatlı kaşığı toz şeker
*Alabildiği un
*1 çay bardağı sıvı yağ
*1 tatlı kaşığı tuz
Üst için;
*3-4 domates
*2-3 diş sarımsak
*ketçap ya da hazır domates salçası
*kekik
*(Aslında bulunabilirse bunların yerine hazır napoliten makarna sosu çok iyi oluyor)
*Mozerella peyniri (yoksa kaşar olur ama imkan varsa mozeralla)
*Üst malzeme için ise siz ne uygun görürseniz ;
Ben sucuk, salam, siyah zeytin, mısır, domates, soğan, brokoli, kabak, küçük bebek mısırı kullandım.

Yapılışı
1 çorba kaşığı kuru mayayı 1 su bardağına koydum ve üzerine 1 tatlı kaşığı toz şeker ilave edip el yakmayacak sıcaklıktaki suyu da üzerlerine boşalttım ve 10-15 dh. mayalanmaya bıraktım. Bu süre zarfında mutfağa geri geldiğimde maya bardaktan taşmış tüm tezgaha yayılmıştı. O yüzden siz bardağı kabın içine oturtmayı unutmayın. Sonra 4 bardak kadar unu kaba boşaltıp ortasına mayayı ve1 çay bardağı kadar da sıvı yağ, 1 tatlı kaşığı da tuz koyup karıştırmaya başladım. Hamuru toparlamak için benim daha un ve su ilave etmem gerekti. Bu aşamada tam bir ölçü veremeyeceğim. Hamur yapışmadan yoğrulduktan sonra üstüne nemli bir bez kapattım. Hafif hafif kaynayan çaydanlığın üzerine hamur kabını oturttum daha çabuk mayalanması için. Ama şimdi Türkiyede kaloriferler yanıyor siz onun yakınına koysanızda olur. Hamur iki katına çıkana kadar mayalansınki bu da en az 1 saat sürüyor. Bu arada ben de diğermalzemeleri hazırladım. Pizza hamurunun üstüne sürülecek domatesli sos için büyük bir tesadüf eseri evde bir kaç gün önce makarnanın sosu kalmıştı onu kullandım. Ama bu sos hazır olarak satılan napoliten sosuydu ve yeterli gelmeyecegi için 3 domatesi 2 diş sarımsağı robotta çekip çok az yağda ocakta pişirdim, içine kekikte kattım. Sonra hazır sosla karıştırdım. Ama siz domatesli bu karışımı daha fazla domates ve biraz salca ya da ketcap ilavesi ile yaparsanızda olur. Hatta belki sadece ketcapla bile olur. Peynir olarak ben önceden pizza yapmayı planladığım için kasar degil mozerella kullandım. Kaşar kadar yağlı değil ve dışarda yediğimiz pizza tatlarına daha yakın oluyor. Hamur kabardıktan sonra hafif yağlanmış kare bir tepsime hamuru ince olarak yaymaya calıştım ama zor oldu. Sonradan Sıcak Mutfaklardan Oylum'un pizza tarifinde anlattığı gibi yapacağım bu kısmını. Eğer tepsiyi unlasaymışım daha kolay yayılırmış hamur tepsiye. Hamuru yayıp tepsi kenarlarına doğru iyice itip bir havuz haline getirdikten sonra domatesli sosu tüm hamura yaydım. Bu sosun üzerine rendelediğim mozerellaların büyük kısmını koydum. Şimdi sıra geldi üstüne ne malzeme koyacağına ki bu tamamen sizin tercihinize kalmış. Ben evdeki malzeme doğrultusunda yarısını sebzeli, yarısını klasik malzemeyle yapmaya karar verdim. Bir yarısına sucuk, salam, mısır ve çekirdekleri çıkarılıp dilimlenmiş hazır siyah zeytin, diğer yarısına küçük küçük çiçeklerine ayırdığım brokoli, bir ince dilimlenmis kabak, 1 ince halka doğranmış soğan,domates dilimleri, dilimlediğim konserve bebek mısırları ve gene zeytin . Tüm bu malzemenin üzerine de kalan mozerelleyi koydum vedoğru fırına. O kadar lezzetli oldu ki ben bile inanamadim. Bundan sonra çok sık yapacağım. Yazınca bana da yapımı zormuş gibi geldi ama inanın öyle değil. Sadece hamuru bekleme aşaması var. Gayet zevkli pizza yapımı. Bir de pizzanın üst malzemelerini koyma aşaması çocuklarla daha bir zevkli oluyor. Ne diyeyim yapanlara şimdiden afiyet olsun.
Biz bu pizzaları ne yaptık derseniz fırındak çıkarıp dilimledik bir kapaklı kaba koyduk ve parka gidip çimenlere yayılarak yedik. Bunu neden mi anlatıyorum? Siz siz olun sakın sıcak pizzanızı kapaklı bir kabın içinde üst üste koymayın. Hem pizza hamurlaşıyor hem de malzemeler fazlaca kaynaşıyor. Ama tadı derseniz harikaydı gene de.